Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Ağustos (54)      Temmuz (128)      Haziran (105)      Mayıs (65)

Tmsf İle İlgili Hatalı Kanunlar Ve Uygulamalar

Tmsf İle İlgili Hatalı Kanunlar Ve Uygulamalar



Sayfa Sayısı
:  
157
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
2008

75,00 TL











ÖNSÖZ Öteden beri, tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye′de de devlet izniyle kurulan ve gece gündüz sürekli devletin denetiminde olmasına rağmen, çeşitli nedenlerle mali bünyesi zayıflayıp batan bankalar, tasfiye edilinceye kadar devletin idaresinde kalmakta, hem devlete yük olmakta hem de bankanın batmasında kusurlu görülen yöneticilerle hakim ortakları aleyhindeki davalar uzun zaman almakta arada haksızlıklar da olmaktadır. Bu haksızlıkların en büyüğü faaliyeti 3.7.2003 tarihinde durdurulan ve tasfiyesi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna yüklenen Türkiye İmar Bankası Anonim Şirke-ti′nin tasfiyesi konusunda yaşanmıştır ve devletin UZAN KANUNLARI diye anılan çok kusurlu ve çok haksız yasaları nedenile halen de yaşanmakta ve sürüp gitmektedir. İmar Bankasının 3.7.2003 tarihinde Fon′a intikalinden sonra yürürlüğe konan 12.8.2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanunla 26.12.2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanun bankanın hortumlanmasmdan sorumlu tutulan banka yöneticileri ile hakim ortakların neden olduğu zarardan "Bunların eş ve çocukları ile kan ve kayın hısımlarını ve evlatlıklarını da " sorumlu tutmayı amaçladığından adam öldürse bile parasal ve cezai sorumluluğu olamayacağı Ceza Kanununun 53. maddesinde yazılı IV 11 yaşından küçük çocukların da zarardan sorumlu tutulacağını ve hatta bu küçüklerin karine olarak ZİMMET suçlusu sayılacağını yasalaştırdığmdan sorumluluğu düzenleyen ve küçükleri hiçbir zaman sorumlu tutmayan en eski kanunlarla halen medeni dünya devletlerinde geçerli kanunlara terslikler doğmuştur. Ölen bir kimsenin borea batak mirasının "eş ve çocuklar" dahil tüm mirasçılar tarafından reddedilmiş sayılacağını emredici kural haline getiren Türk Medeni Kanununun 605. maddesi ile aynı yönde bulunan başlıca Dünya Kanunlarına rağmen, batan bankayı hortumla-dığı iddia edilen banka yöneticileri ile hakim ortaklarının "eş ve çocuklar" bazen de "kan ve kayın hısımları ile evlatlıklarını" sorumlu tutan UZAN Kanunlarının insan hakları ile Anayasa′nın emrediei kurallarına 134 yönden aykırı olduğuna dair iki mahkeme iddiası da UZANLARA düşman olduğu bilinen politikaçılarça engellenmiş ve Anayasa Mahkemesinde görüşülmesi ve karara bağlanması önlenmiştir. Yazılı hukukun uygulandığı son 7000 yılda müştereken kabul edilen ispat yükünün hak iddia eden kimseye ait olması ilkesinde, batan bankalardan sorumlu tutulan ve ilaveten çok kere de ZİMMET SUÇLUSU sayılan banka yöneticileri, hakim ortaklan "eş ve çocukları" bakımından ters çevrilmiş ve İmar Bankasının 7,5 katrilyon lira olduğu BDDK - TMSF tarafından açıklanan zarardan sorumlu olmadıklarını kanıtlama yükü, karine olarak sorumlu ve zimmet suçlusu sayılan 67′si çoeuk 43′ü eş toplam 498 kişiye yüklenmiştir. (5020 sayılı Kanun m. 23) İmar Bankasının batmasından sorumlu tu- tulan yönetici ve hakim ortakların ortak bulunduğu birçok anonim şirketlere el koyma ve bu şirketlerin genel kurulları tarafından seçilmiş yönetim ve denetim kurulu üyeleri yerine devlet BDDK - TMSF Memuru kişiler de görevlendirildikten sonra mudilere ödediği 7 katrilyondan fazla alacağı doğduğunu iddia eden sayın TMSF, UZAN Şirketlerinin herbirine 7,5 katrilyon liralık Ödemeye Çağrı Mektubu tebliğ etmiş ve bu ödeme emrine itiraz etmesi gereken TMSF memuru, şirket yöneticileri aksine hayali şirket borcunu kesinleştirmiştir. İmar Bankasının kapatılmasından sözde mudilerin korunması amacı ile yapılan kanun ve kararların hemen hemen tamamı acemilik ürünü yanlış olmuş, zaman zaman yargı organı tarafından düzeltilmiş fakat BDDK. TMSF devlet sonradan mahkum olduğu harçları öderken yıllık mevduat faizinin % 20′den fazla olduğu ortamda % 3 - % 5 gibi faizler uygulamış Anayasa′nm 36 ve 48. maddeleri ile Devlet güvencesine alman dava hakkını da " kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz." diyen Medeni Kanunun 23. maddesinin emredici hükmüne aykırı olarak peşin ibraname imzalatmadan ödeme yapmamıştır. Bankacılık işlemlerinde bazı kusurları olduğu sonradan anlaşılan İmar Bankasının daha çok BDDK. yönetim noksanı nedeniyle kapatılmasından sonra bu bankadan alacaklı olanlara uygulanan ve sonradan çeşitli yargı kararları ile düzeltilen hatalı kanunlarla işlemlerin başlıcaları şöyledir: VI 1- Evvela mevduat sahiplerine yapılacak ödemelerin şekil ve kapsamını tespit etme yetkisini bakanlar kuruluna veren 5021 sayılı Kanunun uygulama şartlarını tespit eden Bakanlar Kurulu kararında UZANLARA ait Kıbrıs Off-Shore Bank′tan İmar Bankasına son bir ay içinde aktarılan tasarruf mevduatının "güvence amacıyla" İmar Bankasına getirildiği gerekçesiyle FON garantisinden yoksun bırakılmıştır. 2- Yine son bir ayda Hazine Bonosundan vadeli mev duata dönüştürülen para da devletçe ödenmemiş tir. Bakanlar kurulunun hatalı ve Anayasa′nın Mülkiyet Hakkını koruyan 35. Sözleşme Hakkının güvenceye alınmasını devlete yükleyen 48 ve 167. maddelerine de aykırı hatalı kararlan, gecikmeli de olsa yargı kararlarıyla ortadan kaldırılmıştır. 3- 2001 yılından beri yönetim kurulunda BDDK′nm iki üyesi bulunan İmar Bankasının yıllardan beri günlük gazetelerde ve televizyonlarda, sabah - ak şam defalarca ilan suretiyle sattığı Hazine Bonola rını "ikinci elden edindiği " ve resmi izni bulun madığı gerekçesi ile ödemeyen devlet Hazine bono larının ilanlarla satıldığı ve bu konuda izni olma yan İmar Bankasının satış yapamayacağı ve BDDK-SPK tarafından denetimsiz, izinsiz satışların engellendiği gerekçesi ile Danıştay SPK ve BDDK′nm Hazine Bonosu hamillerine karşı sorum lu olduğuna karar vermiş ve: VII a- Devlet kağıdı hamillerinin açtıkları davalardan feragat etmeleri, b- Önceden kapsamlı ibra beyannameleri imzalamaları, gibi, taleplerin tartışılması ve karşılanmasından sonra 2007′nin eylül ve ekim aylarında, çok düşük faizlerle birlikte ödenebilmiştir. 4- BDDK′nm hatalı girişimi ile 4389 sayılı Bankalar Kanununun 17. ci maddesine eklenen 17a fıkrası gereğince, BDDK. ve FON′un tek yanlı irade beyanı ile 7 katrilyon liradan fazla İmar Bankası zararını yüklediği "Banka yöneticileri ve hakim ortakla rının" mükellef tutulduğu TERS ispat külfeti de haklı olarak Danıştay 13. Daire tarafından 2006 Haziran tarihinden bu yana kabul edilmemiş ve 7000 yıllık yazılı hukuk tarihi ile halen tüm Dünya devletlerinde uygulanan ve her iddia sahibinin id diasını kanıtlama yükünü kanunlaştıran kurala uygun olarak, TMSF′nin 7 katrilyon 552 trilyon li ralık ödemeye çağrı mektubuna muhatap olan ba zı UZAN Şirketleri ile Cem Cengiz UZAN′m küçük çocuğunu ispat külfetinden kurtarmıştır. 5- 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24-6. maddesine göre idare ve tasfiyesi TMSF′ye intikal eden banka ların tasfiye işlerinde hata yapabilecek BDDK TMSF memurlarının doğrudan tazminat sorumlu su olarak dava edilemeyeceği ve bu gibi davaların VIII ancak o memurları çalıştıran FON′a karşı açılabileceği ve şayet hatalı memurların "görev ve yetkilerini" kötüye kullanarak zarara neden oldukları hükme bağlanırsa, TMSF′nin bu memurlara rücu edebileceği belirtildiği halde en azından 1994 yılından bu yana pek çok hatası saptanan BDDK ile TMSF memurlarına hiçbir rücu davası açılmamıştır. 6- Örneğin 1994 Nisan′mda kapatılan İMPEKSBANK, MARMARABANK ve TYT. Bank′m mevduatları Türkiye Emlak Bankasında yıllık % 3 - % 6 mevduat faizi ile tutulmuş, 29.12.1995 tarihinde % 242 yıllık faizle Hazine Bonosu satılan bir ortamda % 100′ü aşacak mevduat faizinden batık bankalar ve bu bankaların borçlu bulunduğu müşteriler yoksun bırakılmış, ancak çeşitli noter ihtarları ile de hem Emlak Bankasına hem de bankaları denetlemekle yükümlü Hazineye duyurulan bu hatalar nedeniyle hiçbir devlet memurunun dava edildiği görülmemiştir. Sayın TMSF Başkanının basına yansıyan ifadelerine göre 17 yabancı memlekette, UZAN Kanunlarını uygulayan TMSF. aleyhine 20.000 dava açılmıştır. 2007 Aralıkta yine basında çıkan TMSF haberine göre ÇEAŞ ve KEPEZ Şirketi ile diğer davacılar tarafından MİLLETLERARASI MAHKEMELERDE TMSF. aleyhine 40 Milyar dolarlık tazminat davaları açılmıştır ve devam etmektedir. IX Ayrıntıları 149 sayfalık kitapta yazılı olup, az bir bölümü de bu Önsözde özetlenen hatalı kanunlarla bu hatalı kanunların ve daha da hatalı uygulamaları sayın İstanbul Barosunca inceleme konusu yapılan TMSF Kanunlarında mutlaka hatalar bulunduğunu ve bu hatalara gecikmiş de olsa çareler bulunması gerektiğini kanıtlamaktadır. 7) EGEBANK′m batmasından doğrudan sorumlu tutulan hakim ortak Murat DEMİREL′in babası Şevket DEMİREL ile kızları Nihan ve Neslihan′ın ortak olduğu GÖLTAŞ ve diğer sekiz şirkete TMSF′nin el koymasından doğan davaya bakan İstanbul 2. İdare Mahkemesi de 12.10.2006 tarihinde Anayasa Mahkemesi′ne başvurmaya karar vermiş ve temettü hariç şirketlerin yönetimine TMSF′nin el koymasını düzenleyen 4389 sayılı Bankalar Kanununun 5020 sayılı UZAN KANUNU ile değişik 15-7-a maddesinin de: ′Anayasa′nın; - ′Başlangıç′ bölümünde yer verilen kuvvetler ayrılığı prensibine, ′Cumhuriyetin Nitelikleri′ başlıklı 2. maddesinde tanımlı insan haklarına saygılı.... başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal hukuk Devleti ilkesine, X ′Egemenlik* başlığında düzenlenen 6. maddesiyle getirilen ′Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa′dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz* hükmüne, ′Kanun önünde eşitlik* ilkesini öngören 10. maddesine, ′Temel hak ve hürriyetlerinin sınırlanması′ başlığı ile 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlere kanun ile getirilen sınırlamaların Anayasa′nm sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gerekenlerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı düzenlemesine, ′Kişinin hakları ve ödevleri′ başlığı altında 35. maddesiyle düzenlenen mülkiyet hakkına, ′Hak arama Hürriyeti′ başlığı altında 36. maddesiyle düzenlenen adli yargılanma hakkına, Suç ve cezaları düzenleyen ve genel müsadere cezası verilemeyeceğini öngören 38. maddesine, ′Temel hak ve hürriyetlerin korunması′ başlığı altındaki 40. maddesi hükmüne, XI - ′Kamulaştırma′ ilkesini düzenleyen 46. mad desine, ′Devletleştirme ve özelleştirme′ ilkesini düzenleyen 47. maddesine, - ′Çalışma ve sözleşme hürriyeti′ni düzenle yen 48. maddesine, ′Çalışma hakkı ve ödevini′ düzenleyen 49. maddesine, - ′Yargı Yolu′ başlıklı 125. maddesi ile düzen lenen idarenin her türlü eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun açık olduğu hükmüne, aykırı olduğu" nu iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi′ne müraacat dilekçesinde bazı noksanların tamamlanması gerekçesi ile dosya henüz Anayasa Mahkernesi′nce incelemeye alınmamıştır. 7 katrilyon liradan fazla ödeme emri aleyhine kesinleşen UZAN Şirketlerinin mal varlıkları hem alacaklı, hem hakim, hem de icra memuru gibi hareket etmesi, 5020 sayılı Kanunla sağlanan TMSF tarafından satılıp bedeli sözde şirketlerin borcuna mahsup edilmiş ve yasama, yürütme, yargı işlerini üç ayrı organa veren Anayasa-′mn 7, 8 ve 9. maddeleri ihlal edilmiştir. "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırıla- XII maz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsîdir." diyen Anayasa′nm 38. maddesine de, çok -yönden aykırı UZAN KANUNLARININ eleştirileri birçok dergilerde yayınlanmış ve en çok göze çarpan hatalı yönleri de bu kitapta özetlenip önemli bir hukuk hizmeti yüklenen sayın İstanbul Barosunun ve TMSF′nin görev ve yetkilerini konu edinen özel toplantısına sunulmuştur. Kamu yararına temennimiz UZAN KANUNLARINA yöneltilen ve kitabın birçok yerinde "inanılmaz, şaşırtıcı, düşmanca" gibi niteliklerle ifade edilen veya, belki de abartılan görüşlerin sayın Avukat İsmail Altay′m başkanlığında yapılacak Baro toplantısında tartışılması, kitapçığın okunması, isteyenlere verilmesi ve toplantıda XIII seçilecek üç uzman üyenin TMSF ve BDDK tarafından görevlendirilecek iki üye ile birlikte yaklaşık bir ay içinde eleştirileri gözden geçirmesi, doğru ve yanlış taraflarını kapsaması ve UZAN KANUNLARI konusunda hazırlayacağı bir raporu, yeniden davet edilecek Baro toplantısında incelenmek ve müşterek bir görüş bildirmek üzere Sayın Komisyon Başkanı Avukat İsmail Altay′a vermesidir. NOT : Kitapçığı okuyanlardan dileyenlerin 0212/ 244 54 52 numaralı telefon veya fax ile Hayri DOMANİÇE sorular yöneltebileceğini beyan ederim. Saygılarımla. Av. HAYRİ DOMANİÇ I İÇİNDEKİLER Sayfa No. 12.8.2003 tarihli 4969 sayılı ve 26.12.2003 tarihli 5020 sayılı UZAN KANUNLARI tümü Avrupa kaynaklı temel yasalara aykırıdır 1 -22 2) Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi′nin Anayasa Mahkemesine müracaat için yazdığı 14.5.2004 tarihli dilekçe 22 – 32 3) İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 4969 ve 5020 sayılı Kanunların Anayasa′ya aykırılığını içeren 2.7.2004 tarihli dilekçe 32 – 53 4) UZAN Şirketlerinin yönetim ve denetimini 5020 sayılı Kanun gereğince ele geçiren TMSF′nin bu şirketlerin herbirinde görevlendirdiği yönetim kurullarına tebliğ edip kesinleştirdiği 7 katrilyon 552 trilyon küsur liralık Ödemeye Çağrı Mektuplarının geçersiz olması bir yana olmayan bir borcu kabul eden TMSF memuru şirket temsilcilerinin görevi suistimal nedeniyle TCK. Md. 508 - 510′a göre 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağı ve XVI 5) asılsız borçlar ikrarı nedeniyle tazminat la da sorumlu olacağı yönünde Kemal UZAN′m 26.5.2005 tarihli ve 51 sayfalık noter ihtarı 53 – 103 104-108 5020 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 4389 sayılı Bankalar Kanununun 17. maddesine eklenen ve her iddia sahibi nin iddiasını ispat etmekle yükümlü ol duğunu vurgulayan Medeni Kanunun 6. maddesine uygun 17. maddedeki ispat külfetini tersine çevirip TMSF′nin Öde meye Çağrı Mektupları ile borçlandırdığı hayali borçlulara yükleyen 17a bendi de İ.Ö. 1958′lerde yapılan HAMURABİ Ka nunlarının 1. maddesi ile 1669 tarihli MECELLE′nin 6. maddesi dahil ilgili tüm dünya mevzuatına aykırıdır. Danıştay 13. Hukuk Dairesi de 2006 Haziran′ın- dan itibaren verdiği 6 ayrı kararda 17a Ek′inin yanlış olduğunu belirtmiş, İspat külfetini TMSF′ye yüklemiştir 6) İmar Bankası mevduat parasını zim metlerine geçirdiği gerekçesiyle banka yöneticileri ve hakim ortaklarına ilave ten bunların "eş ve çocukları, kan ka yın hısımları ve evlatlıklarına" ait mal ve haklara konan tedbirler, sanıklığı de vam eden Kemal UZAN ile diğer 21 ha kiki kişi hariç zimmet suçunu işleme dikleri kesin hükme bağlandığından tedbirler dayanaksız ve geçersiz hale gelmiştir 109 - 120 XVII 7) Esasen bankaların batışından bunları her an denetlemekle ve idare organla rında görev almakla yükümlü BDDK Devlet daha çok sorumludur 121 – 130 8) İki üyesi BDDK ile TMSF tarafından, üçü de İstanbul Barosu yönetim kurulu veya toplantılarda seçilmek üzere 5 kişilik uz man bilirkişi heyetinin, kitapçıkta yazılı eleştirilere ilaveten cevaplandırmaları temenni olunan sorular 131 -148