Roma Hukukunda Rehin Akti
Roma Hukukunda Rehin Akti
Başak KARAMAN
Sayfa Sayısı
:
122
Kitap Ölçüleri
:
16x23 cm
Basım Yılı
:
2008
ISBN NO
:
9789758400249
ÖNSÖZ "Tempora mutantur et nos mutamur in Mis: Zaman değişir ve onunla birlikte biz de değişiriz". Evet, zaman değişir ve pek çok şeyi de değiştirir. Ama değişmeyen şeyler de vardır, Roma hukukunun modern hukuk sistemleri üzerindeki büyük etkisi gibi... Bugün Alman, İsviçre ve Türk Özel Hukuk düzenlerinde geçerli normların büyük çoğunluğunun Roma hukuku kökenli olması da bunun bir kanıtıdır. Hukukta "pozitif normlar" ile "ilkeler" ayrı tutulmalıdır: Normlar belirli bir yaşam ömrüne sahip iken, ilkeler kolay kolay ölmez; olsa olsa güncelle-nir. Günümüzde geçerli temel hukuk ilkelerinin ana yaşam kaynağı ise muazzam ve muhteşem Roma Hukukudur. Ne var ki, bugün ülkemizdeki hukuk öğretiminde gittikçe ağırlık kazanan eğilim, bu tarihsel ve reel gerçekle bağdaşmamakta; Roma Hukuku dersleri yetkili kurullarca bir yarıyıllık ders haline getirilmekte veya ders saatleri azaltılmaktadır. Bu vahim hatanın yarattığı en büyük olumsuzluk ise Özel Hukuk alanının temelini oluşturan Medenî Hukuk biliminin taşıyıcı kolonlarını çürütmesidir. Gerçekten, yeterli kapsamda ve hakkıyla verilen bir Roma Hukuku eğitimi, öğrencinin Medenî Hukukun alt dallarını, özellikle Borçlar Hukukunu iyi anlamasını ve mantığım -daha güzel deyimle- "ruhunu" iyi kavramasını sağlamaktaydı ve bu olgu, en çok Medenî Hukuk hocalarının işini kolaylaştırmaktaydı. Fakat maalesef bugün gelinen noktada eski dönemlerde geçerli olan bu büyük avantaj artık söz konusu değildir. Bugün "hukuk fakültesi mezunu" ile "hukukçu" kavramları arasında bir farklılık oluşmuşsa, hukukçuluk mesleği artık bir "sanat" olmaktan çıkmışsa bunda en önemli etkenlerden biri de Roma Hukukuna gereken önemin verilmemesidir. Bizleri karamsarlığa iten bu ortama rağmen, hâlâ bazı "Roma Hukuku gönüllülerine de rastlanmıyor değil. Başak Karaman da bunlardan biridir. Kendisini, doğum yerim ve halen değişmez yuvam olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 20 hizmet yılımı tamamlayıp, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesine intisap ettiğim zaman tanıdım. Önce lisansüstü dersle- rinde öğrencim olarak, sonra da kendisinin içten talebi üzerine kabul ettiğim yüksek lisans tez danışmanlığı görevini ifa vesilesiyle onunla çalışma imkânı buldum. Hazırladığı tez, gerek içerik, gerekse hacim itibariyle alışılmış yüksek lisans tezlerinin çoğunu aşmıştır ve yazarın çalışma ciddiyeti ve yoğun emeği, jüri tarafından da takdirle karşılanmıştır. Roma hukuku alanında çalışma yapan birisi için İtalyancaya hâkim olmak, kanaatimce hem bir zorunluluktur ve hem de büyük bir avantajdır. Başak Karaman da bu avantajı en iyi biçimde değerlendirmiştir. Tezin en çarpıcı yönü ise, Roma hukuku ile yürürlükteki Türk hukuku arasındaki bağlantının başarıyla kurulup, meselelerin bu iki sistem açısından karşılaştırmalı olarak ele alınmasıdır. Şu sıralar doktora tezi çalışmaları sebebiyle Roma′da bulunan genç meslek-daşımı bu başarısından ve ülkemizdeki Roma Hukuku literatürüne sağladığı değerli katkıdan dolayı yürekten kutluyorum. Başak Karaman′a çalışması esnasında destek olan ve yetişmesine şimdiden katkı sağlayan Roma hukukçusu meslekdaşlarıma da emek ve özverileri için tezin danışmanı ve bir hoca olarak teşekkür ediyorum. Prof. Dr. Nami Barlas Çırağan, 28 Mayıs 2008 GİRİŞ I. SUNUŞ Roma hukukunun, modern hukuklara, bilhassa özel hukuk açısından katkısı oldukça büyüktür. Ancak hukukun yapılanmasında siyasî, sosyal ve ekonomik etkenler belirleyicidir. Bilindiği gibi Roma hukuku da, çeşitli evrelerden geçerek şekillenmiş ve bu durum, incelenen hukukî kurumların yapısını dönemlere göre farklı şekillerde etkilemiştir. Bu nedenle Roma hukukuna, hukuk tarihi açısından az da olsa değinmek çalışmamızın gidişatının kavranmasında yardımcı olacaktır. Her şeyden önce belirtmemiz gerekir ki Roma tarihinin dönemlerinin belirlenmesinde, kesin ve aksi iddia edilemeyecek bir düzenlemenin söz konusu olduğu söylenemez. Bununla birlikte genel kabul gören görüşe göre; Roma hukuk tarihi, dört ayrı döneme ayrılarak incelenmektedir. Bunlar sırasıyla eski dönem, klasik öncesi dönem, klasik dönem ve klasik sonrası dönemdir. Eski dönem, Roma′nm kuruluşundan (M.O. 754 veya 753) Liciniae Sex-tiae kanunlarının çıkarıldığı M.Ö. 367′ye kadar devam eden süreçtir. Bu düzenlemeyle sınıflar arası eşitlik bir anlamda sağlanmış, artık pleblerin de consul olarak seçilmelerinin ve diğer magistralık makamlarında bulunmalarının yolu açılmıştır. Bu devir, hem krallık dönemi hem de cumhuriyet döneminin bir kısmım içine alır. Klasik öncesi dönem, M.Ö. 367′den Augustus′un ilk princeps yetkilerini kazandığı M.Ö. 27′ye kadar devam eder. Bu süreç, Roma devletinde cumhuriyet dönemidir. Nitekim cumhuriyet kurumları gelişip en parlak düzeye ulaşırlar. Ancak klasik öncesi dönemin ikinci safhasında, cumhuriyet kurumlarının krize girdiği görülür. Klasik dönemde siyasî idare, artık princeps′tedir. Bu safha, M.Ö. 27′den M.S. 3. yüzyıla kadar sürmüştür. Roma vatandaşlarına uygulanan hukuk (iı/s çivile), kavimler hukuku (ius gentium) vepraetor′lar tarafından geliştirilen hukuk (ius honorarium) tabakalarına princeps′in faaliyetlerinin de eklenmesiyle, Roma hukuku gelişimini sürdürmeye devam etmiştir. Klasik dönem, Roma′nm hukuk ilmî açısından en parlak dönemidir. M.S. 212′de Cara- calla′mn Constitutio Antoniniana ile, imparatorluğun sınırları içinde yaşayan herkese vatandaşlık vermesi ile Roma hukuku bir nevi evrensellik kazanmıştır. Klasik sonrası dönem M.S. 3 yüzyıldan, imparator Iustinianus′nn ölümüme yani M.S. 565′e kadar uzanır. Bu süreçte, imparatorluk içinde kamusal yapılanmalara yönelik karşıklıklar görülür ve "Romahlık" daha az etkin hale gelir. İmparatorluk doğu ve batı olmak üzere ikiye bölünür ve Hıristiyan dini, klasik kurumları etkisi altına alır. Ancak klasik sonrası dönemde her ne kadar hukuk ilmi açısından gelişim oldukça az olsa da, Roma hukukuna ait elimize geçen en önemli eser olan Corpus Iuris Civilis, bu devre aittir. İnceleme konumuz olan rehin akti de, farklı dönemlerde değişik özelliklere sahip olmuştur. Bu özellikler; aktin konusu, tarafların sorumluluğu ve aktin taraflarının sahip olduğu hukukî korunma yollarını etkilemiştir. Bunun yanında bir diğer önemli nokta da, Romalıların teminata bakış açılarmdaki değişimdir. Nitekim Roma hukuku açısından teminat denilince akla ilk gelen şahsî teminattı, yoksa aynî teminat değil. İleride de değineceğimiz gibi, Roma′da borçlu, nezum muamelesinin kaldırılmasına kadar olan safhada, borcundan şahsı ile sorumlu idi. Şahıs üzerinde icra usulünün söz konusu olduğu bir durumda, tarafların aynî teminata ihtiyaç duymbması doğaldı. Bu açıdan Romalıların aynî teminata ihtiyaç duymaları ve bunu sağlamak için çeşitli hukukî kurumları geliştirmeleri, zaman içinde olmuştur. Nitekim rehin aktinin tarihi kökenlerine değinirken inceleyeceğimiz alacaklı olan tarafa mülkiyetin geçmesini gerektiren fiducia cum creditore, yani alacaklı ile yapılan inançlı akit; yerini önce zilyedliğin alacaklıya geçmesinin zorunlu olduğu pignus datum′a yani rehin aktine bırakmış ve daha sonra zilyedliğin geçmesinin gerekli olmadığı ve sadece anlaşmanın yeterli olduğu pignus conventum ya da diğer adı ile hypotheca uygulanmaya başlamıştır. II. ÇALIŞMANIN AMACI Yukarıda değinilen noktalara uygun olarak çalışmamızın amacı, aynî teminata ihtiyaç duyulması ve buna paralel olarak gelişen hukukî kurumlar ve özellikle rehin aktinin Roma hukukundaki kökenlerini ve esaslarını belirlemek olacaktır. Nitekim rehin akti, her ne kadar önceleri hukukî korumadan yoksun bir şekilde ortaya çıkmış ise de; zamanla, öncelikle praeforlarm faaliyetleri dolayısıyla savunulmaya başlanmış ve daha sonraları aynî akitler arasında ele alınması söz konusu olmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki, rehin akti ile bir aynî hak oluştuğunun kabulü de zaman gerektirmiştir. Sonraki dönemlerde ise, rehin aktinin, yine şekilsiz olarak gerçekleşen ancak tarafların anlaşmasının yeterli gören rehin anlaşmasından önemli bir farkı kalmamıştır. Nitekim rehin akti ile zilyedliğin geçirilmesi, sadece alacaklının kendini daha fazla güvende hissetmesi için kullanılmaya başlanmıştı. Tarafların, artık çok daha kolay uygulama imkanı olan rehin anlaşmasına, bir diğer adı ile hypotheca′ya başvurmalarına daha sık rastlanmaktaydı. Bununla birlikte, rehin akti ve rehin anlaşması ya da diğer adı ile ipotek arasında kavram kargaşası yaşanmaya devam etmektedir. Rehin akti ve rehin anlaşması açısından ele alman fark; rehin akti ile zilyedliğin rehinli alacaklıya geçtiği, buna karşılık rehin anlaşmasının zilyedliğin geçmesini gerektirmeden, sadece basit bir anlaşma (conventio) ile meydana gelmesi olarak belirlenmektedir. Oysa aralarında bunun dışında da çok önemli farklar bulunmaktadır. Bizim çalışmamızın amacı, borçlar hukuku alanına ilişkin sonuçlar ile bağlı kalmaya çalışarak bir aynî akit olan pignus datum′u değerlendirmektir. Türk hukuku ile yapılan kıyaslama ise, belirli sınırda kalacaktır. Nitekim Romalılar açısından mallara yönelik yapılan ayınm, çok daha sonraları taşınır ve taşınmazlar olarak önem kazanmıştır. Roma hukukundaki aslî yaklaşım, malları res mancipi ve res nec mancipi olarak sınıflandırmaktır. Oysa Roma′da her türlü akit için geçerli olan bu ayırım, bizim hukukumuza uzaktır. Türk hukuku ve diğer modern hukuklarda eşyanın taşınmaz olması, ona ayn bir önem verilmesine neden olmuştur. Şu halde, genel bir ifade ile bizim hukukumuzdaki teslim şartlı menkul rehni, Roma hukukunda rehin akti olarak, hem taşınırlar hem de taşınmazlar açısından uygulama alanı bulmaktadır. III. İNCELEME PLANI VE KONUNUN SINIRLANDIRILMASI Çalışmamız üç ana bölümden ve sonuç kısmından oluşacaktır. İlk bölümde rehin aktinin tanımından yola çıkarak öncelikle, Roma akitler sistemi içindeki yerine, aktin ortaya çıkış sebeplerine ve amacına değinilmiş ve tarihi gelişimi saptanmıştır. Bunun devamında r"ehin aktinin oluşumu, konusu ve kapsamı ele alınmış ve son kısımda ise, rehin akti ve anlaşması arasındaki farka değinilmiştir. İkinci bölümde ise aktin hükümleri, önce tarafların hak ve borçlarına yönelik açıklamalar yapılarak; sonrasında ise rehin alan ve rehin verenin sorumlulukları ve söz konusu akitten doğan davalar ele alınarak incelenmiştir. Üçüncü bölüm rehin aktinin sona ermesine ayrılmıştır. Aktin sona erme sebepleri çeşitli ihtimaller göz önüne alınarak açıklandıktan sonra, Türk hukukundaki rehinle, genel bir bakış açısıyla sınırlı kalınarak, kıyaslama yapılmıştır. Sonuç bölümünde, konuya ilişkin genel gözlemelerimiz ve çalışmanın sonucunda tespit ettiğimiz önemli noktalar yer almaktadır. Konumuzu borçlar hukuku alanı ile sınırlı tutmayı ve eşya hukuku alanında rehni çalışmanın kapsamı dışında bırakmayı amaçladık. Ancak unutulmamalıdır ki, her ne kadar rehin akti ve anlaşması farklı hukukî ilişkilere yol açsalar da, bir madalyonun iki yüzünü andırmaktadırlar. Dolayısı ile karşılaştırma yapıldığında, eşya hukuku anlamında rehne değinmemek olası değildir. Ancak yapılan açıklamalar, genel bir bilgi verilmesinden öteye gitmeyecektir. İÇİNDEKİLER KISALTMALAR XIII YARARLANILAN ESERLER XV YARARLANILAN KAYNAKLAR XX I. Roma Hukuku Kaynakları XX II. Yardımcı Kaynaklar XX GİRİŞ 1 I. Sunuş 1 II. Çalışmanın Amacı 2 III. İnceleme Planı ve Konunun Sınırlandırılması 3 Birinci Bölüm ROMA HUKUKUNDA REHİN AJKTİNİN (PIGNUS DATUM) NİTELENDİRİLMESİ VE OLUŞUMU I. Roma Hukukunda Borç Kaynakları ve Rehin Aktinin Yeri 5 1. Roma Hukukunda Borç Doğuran Kaynaklara Genel Bakış 5 2. Akitlerden Doğan Borçlar (Obligatio ex contractus) 7 a) Akit {Contractus) Kavramı 7 b) Akitlerin Sınıflandırılması 9 c) Aynî Akit {Contractus realis) Kavramı 11 d) Aynî Aktin Oluşumu 14 e) Rehin Aktinin Bir Aynî Akit Olması x 15 II. Roma Hukukunda Rehin Aktinin Tanımı ve Hukukî Niteliği 17 1. Rehin Aktinin Tanımı 17 2. Rehin Aktinin Hukukî Niteliği 18 III. Roma Hukukunda Rehin Aktinin Amaç ve Fonksiyonu 23 IV. Roma Hukukunda Rehin Aktinin Tarihsel Kökenleri 25 1. Legis actıo per pıgnorıs capıonem 26 2. Alacaklı ile Yapılan İnançlı Akit {Fiducia cum creditore) 27 a) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Aktin Hukukî Niteliği ve Meydana Gelmesi 30 aa) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Aktin Hukukî Niteliği 30 X ~ İçindekiler bb) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Aktin Oluşumu 31 aaa) İnanç Anlaşması (Pactum fiduciae) 31 bbb) Devir Muamelesi 33 b) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Aktin Konusu 34 c) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Akitle Teminat Altına Alman Alacağa Yönelik Problemler 35 d) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Akitten Doğan Haklar ve Borçlar 36 aa) İnanılanın Hak ve Borçları 36 bb) İnananın Hak ve Borçları 45 e) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Akitten Doğan Davalar ve Sorumluluk . . . .47 aa) İnançlı Akitten Doğan ve İnanılana Karşı Açılan Dava (Actio fiduciae directa) 47 bb) İnançlı Akitten Doğan ve İnanana Karşı Açılan Dava (Actio fiduciae contraria) 48 f) Alacaklı ile Yapılan İnançlı Aktin Uygulamasının Sona Ermesi 50 V. Roma Hukukunda Rehin Aktinin Oluşumu 51 1. Tarafların Anlaşması (Consensus) 52 2. Zilyedliğin Devri (Traditio possessionis) 53 VI. Rehin Aktinin Tarafları 54 1. Rehin Alan 54 2. Rehin Veren 56 VII. Rehin Aktinin Konusu 58 VIII. Rehin Aktinden Doğan Borç İlişkisinin Özellikleri 59 1. Esas Borç İlişkisinin Rehin Akti Üzerindeki Etkisi 59 2. Rehinden Aktinden Kaynaklanan Borç İlişkisinin Bölünmezliği 60 IX. Rehin Aktinin Kapsamı 61 X. Rehin Akti ve İpoteğin (Hypothecalpignus conventum) Karşılaştırılması 63 İkinci Bölüm ROMA HUKUKUNDA REHİN AKTİNİN HÜKÜMLERİ I. Tarafların Rehin Aktinden {Pignus datum) Doğan Hak ve Borçları . .65 1. Rehin Alanın Rehin Aktinden Doğan Hak ve Borçlan 65 a) Rehin Alanın Rehin Aktinden Doğan Hakları 65 aa) Borç Muaccel Olmadan Önce 66 aaa) Züyed Olma Hakkı (lus possidendi) 66 bbb) Semereleri İktisap Hakkı (lus fruendi) 67 bb) Borç Muaccel Olduktan Sonra 68 aaa) Satış Hakkı (lus vendendi ya da distrahendi) 68 bbb) Rehin Alanın Lex Commissoria Sebebi ile Rehinli Malın Mülkiyetini Kazanması 70 ccc) Hapis Hakkı (lus retentıonis) 73 II. III. IV. b) Rehin Alanın Rehin Akünden Doğan Borçlan 74 aa) Borç Muaccel Olmadan Önce 74 aaa) Rehinli Malın Kullanılamaması 74 bb) Borç Muaccel Olduktan Sonra 75 aaa) Rehin Konusunun Zilyedliğinin Rehin Verene İadesi 75 bbb) Superfluum′un Rehin Verene İadesi 76 2. Rehin Verenin Rehin Aktinden Doğan Hak ve Borçları 76 a) Rehin Verenin Rehin Aktinden Doğan Hakları 77 aa) Rehinli Malın Zilyedliğinin İadesini Talep Hakkı 77 bb) Rehin Verenin Rehinli Malın Semerelerine İlişkin Haklan 77 cc) Superfluum′u Talep Hakkı 78 b) Rehin Verenin Rehin Aktinden Doğan Borçları 79 Rehin Akti Sebebi İle Tarafların Sorumluluğu 80 1. Rehin Alanın Rehin Aktinden Doğan Sorumluluğu 80 2. Rehin Verenin Rehin Aktinden Dolayı Sorumluluğu 83 Zapttan (Evictio) Doğan Sorumluluk 84 Rehin Aktinden Doğan Davalar ve Diğer Himaye Araçları 85 1. Interdictum′lar 85 2. Rehin Aktinden Doğan Şahsî Dava (Actio pigneraticia in personam) . . . .87 a) Rehin Alana Karşı Açılan Dava (Actio pigneraticia directa) 88 b) Rehin Verene Karşı Açılan Dava (Actio pigneraticia contraria) 91 Üçüncü Bölüm ROMA HUKUKUNDA REHİN AKTİNİN SONA ERMESİ VE REHİN AKTİNE İLİŞKİN ESASLARININ TÜRK HUKUKUNA YANSIMASI I. Rehin Aktinin Sona Ermesi 93 1. Rehin Aktinin Sona Ermesinin Rehinle Teminat Altına Alınan Borcun Sona Ermesinin Bir Sonucu Olduğu Durumlar 94 a) Borcun İfası (Solutio) 94 b) Borcun Yenilenmesi (Novatio) r.95 c) ibra (Acceptılatıo) 96 d) Yemin (lusiurandum) 97 e) Borcun Talep Edilmeyeceğine Yönelik Yapılan Anlaşma (Pactum de non petendo) 98 2. Rehin Aktinin Asıl Borçtan Ayrı Bağımsız Bir Borç Olarak Sona Ermesi 100 a) Yeni Bir Teminat Verilmesi 100 b) Teminat Olarak Gösterilen Malın Telef Olması 101 c) Birleşme (Confusio) Sebebi ile Sona Erme 101 d) Rehin Konusu Malın Vasiyetname ile Rehin Verene Bırakılması . . .102 e) Rehin Aktinin Dava Sırasında Sona Ermesi 102 f) Alacaklının İzni ile Rehinli Malın Satılması 103 g) Rehinli Malın Rehin Verene İade Edilmesi 103 h) Rehinli Malın Alacaklı Tarafından Satılması 104 i) Rehinli Alacaklının Rehinli Mal Üzerindeki Zilyedliğini ve Rehinli Malı Elinde Bulunduran Üçüncü Kişiden Talep Yetkisini Kaybetmesi 104 j) Uzun Zaman Defî {Praescrıptio longi temporıs) 104 II. Rehin Aktinin Sona Ermesinin Sonuçları 105 1. Rehin Alan Açısından 106 2. Rehin Veren Açısından 106 III. Roma Hukukundaki Rehin Aktinin Türk Hukuku ile Genel Olarak Karşılaştırılması 107 1. Teminata Bakış Açısı 107 2. Mal Ayırımı Farkı 107 3. Roma Hukukundaki Rehin Akti Esaslarının Türk Hukukuna Yansıması 109 a) Taşınmaz Rehni Açısından 109 b) Taşınır Rehni Açısından 110 aa) Taşınır Rehnine Yönelik Genel İlkeler ve Bu İlkelerin Roma Hukuku Açısından Değerlendirilmesi 110 aaa) Fertlik İlkesi 111 bbb) Teslim İlkesi ve Kamuya Açıklık Prensibi 111 ccc) Teminatın Bölünmezliği 112 ddd) Güvenin Korunması Prensibi 113 eee) Belirlilik Prensibi 114 fff) Öncelik Prensibi (Prior tempore potior iure) 114 bb) Teslime Bağlı Rehnin ve Roma Hukukunda Rehin Aktinin Kuruluşlarının Genel Olarak Karşılaştırılması 115 cc) Rehin Alan ve Rehin Verenin Sahip Oldukları Haklar ve Borçlar Açısından Türk ve Roma Hukukunun Genel Olarak Karşılaştırılması 116 dd) Teslime Bağlı Rehin Hakkının ve Roma Hukukunda Rehin Aktinin Sona Ermelerinin Genel Olarak Karşılaştırılması . . . .119 SONUÇ 121

Kargo Gönderim Saatleri;


© Copyright 2026
Sitemizde yayınlanan görsel ve yazılı