Karşılıksız Çek Suçu Ve Uygulaması
Karşılıksız Çek Suçu Ve Uygulaması
Serkan AĞAR / A.Evrim SANDAL
Sayfa Sayısı
:
213
Kitap Ölçüleri
:
16x23 cm
Basım Yılı
:
2010
ISBN NO
:
9786055929480
GİRİŞ
KONUNUN TANITILMASI
Ticari faydalarından dolayı çekin kullanım oranı son yıllarda hızlı bir artış göstermiş ve ülke ekonomisinin temel ödeme araçlarından biri haline gelmiştir. Zira çek kullanımı ile kişi, kaybolma ve çalınma riski olan nakit para taşıma ve saklama külfetinden kurtularak, aynı zamanda banka faizinden de yararlanabilmektir. Ayrıca çekle yapılan ödemeler ispat külfeti yönünden de yarar sağlamaktadır. Milli ekonomi ve fertler yönünden sağladığı yararlardan dolayı ülkeler çekle ödemeyi teşvik amacıyla çeşitli kolaylıklar getirmektedir.
Kambiyo senetleri arasındaki özel konumu, paraya göre daha güvenli bir ticaret aracı oluşu ve ekonomiye sağladığı katkı karşısında çek kullanımının özel hükümlerle düzenlenme ihtiyacı doğmuş ve hukuki çerçeve belirlenmek suretiyle birtakım yaptırımlara bağlanmıştır. Ülkemizde çek kavramı ve kullanımı, Türk Ticaret Kanunu\\\′nıın (TTK) 692 ile 765. maddeleri ile 14.12.2009 gün ve 594 1 sayılı Çek Kanunıf nda(l) düzenlenmiştir.
2001 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Anayasa\\\′nın 38. maddesine, 4709 sayılı kanunun 15. maddesiyle, \\\"İliç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz/\\\′ hükmü eklenmiştir. Anılan kanunla Anayasa\\\′da kapsamlı bir değişikliğe gidilmiş ve yapılan bu değişikliklerin önemli bir kısmı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi\\\′nde (İHAS) öngörülen ilkeler ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Nitekim Anayasa\\\′nın 38/8. maddesi de dayanağını İHAS\\\′ın Ek 4 numaralı Protokolü\\\′nden almaktadır.
Anayasa\\\′ya eklenen hüküm bağlamında mülga 09.03.1985 tarih ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun\\\′un 16. maddesiyle karşılıksız çek keşide etme suçu için dfrgorû\\\′fen hürriyeti bağlayıcı cezanın, Anayasa\\\′ya aykırılık teşkil edip etmediği sorunu gündeme gelmiştir. Çekle ilgili hazırlanan kanun tasarısının gerekçesinde, hükmün Anayasa\\\′ya aykırılığı açıkça sebep olarak gösterilmiştir. Bu doğrultuda. 26.02.2003 tarih ve 4814 sayılı Kanunla 3167 sayılı kanunda ve özellikle 16. maddede kapsamlı değişiklikler yapılmış ve nihayet çek kav-Ramı ve çek kullanımı 14.12.2009 gün ve 5941 sayılı Çek Kanunu ile yeniden düzenlenmiştir.
Fransız Çek Kanunu\\\′ndan esinlenilerek hazırlanan ve amacı çeki güvenilir bir ödeme aracı haline getirmek olan 3167 sayılı (eski) kanun 1985\\\′ten bu yana yaklaşık yirmi beş yıl yürürlükte kalmıştır. Bu kanunla;
Çekle işleyen hesapların açılması sıkı kurallara bağlanmış, çek defterle
rinin bankalar tarafından belirlenecek boyutlarda ve kanunda öngörülen çek
yaprağı düzeninde basılması zorunluluğu getirilmiştir.
Çeki kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan kişinin elindeki tüm çekle
rin iadesi zorunlu kılınmıştır.
Çeki karşılıksız çıkan kişiye bir taraftan kanuna aykırı durumunu dü
zeltme hakkı tanınmış, diğer taraftan da gereğinde çek kullanması yasaklan
mıştır.
Karşılıksız çek keşide etmek suçu şikayete bağlı \\\′\\\"bağımsız\\\" bir suç ola
rak düzenlenmiş ve (5) yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırıl
mıştır.
İleri düzenleme tarihli (vadeli) çek koruma zırhıyla güçlendirilmiştir.
3167 sayılı kanunla üzerindeki düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz
edilip de kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan çekin hem hukuki takibe,
hem de cezai kovuşturmaya konu edilebilmesine imkan tanınmıştır. Başka
bir deyişle kanun, normal çekle, vadeli çeki aynı hukuki ve cezai rejime tâbi
tutmuştur.
4814 sayılı kanunla değişik haliyle sekiz yıl uygulanması karşısında 3167 sayılı kanunun değiştirilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Zira umulanın aksine karşılıksız çek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça ağır bir hürriyeti bağlayıcı cezayla yaptırıma bağlanması caydırıcı olmamış, aksine karşılıksız çek ve ceza davası sayısı önemli miktarda artmıştır. Kanundaki bildirme, duyuru ve ihtarlarla ilgili maddeler işlem sayısının çoğalmasına sebep olmuş, hükümler gereği gibi işle(tile)memiştir.
Anayasa Mahkemesi, 3167 sayılı kanunun bankalara uygulanmasını öngördüğü cezaların Anayasa\\\′ya aykırı olmadığına hükmetmiştir.t2)
1993 yılında 3863 sayılı kanunla 3167 sayılı kanunun sadece karşılıksız çeke ilişkin 16. maddesi değiştirilmiştir. Değişiklikle keşidecinin çek bedeli-
nin karşılıksız kalan kısmıyla %10 tazminatını ve gecikme faizini muhatap bankaya veya bir şubesine yatırması durumunda vazgeçme şartı aranmaksızın kamu davasıyla cezanın kaldırılacağı öngörülmüştür. Kanuna ayrıca cezayla ilgili bir madde eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, geçici maddenin kamu davası ve cezanın kaldırılmasına zaman sınırlaması koyan ibarelerini iptal etmiştir.\\\′\\\′* Yine Anayasa Mahkemesi. 16. maddenin Anayasa\\\′nın 5, 10, 65 ve 167. maddelerine aykırı olmadığını karara bağlamıştır.14\\\′ Bu gelişmeleri 3167 sayılı kanunu değiştiren 02.04.1998 tarih ve 4358 sayılı kanun\\\′5\\\′ izlemiştir. Anılan kanunla vergi kimlik numarası uygulamasının kapsamı belirlenmiş ve 3167 sayılı kanunun 3. maddesi değiştirilmiştir.
26.02.2003 larih ve 4814 sayılı kanunla 3167 sayılı kanunda köklü ve kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. 3167 sayılı kanunda bankaların sorumluluğu, çek defterlerinin bastırılması, ibraz ve ödeme, hesaben tesviye, ihtar düzeltme hakkı, bankanın sorumlu olduğu tutar, T. Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilecek hususlar, tebligat adresi ve cezalara ilişkin toplam on yedi madde yeniden düzenlenmiştir. Bu değişikliklerden en önemlisi, karşılıksız çek keşide edilmesinde hapis cezası yerine çek bedeli tutarında ağır para cezası öngörülmesidir. Ancak mükerrirler hakkında hapis cezası korunmuştur.
Bu kapsamda yeni bir düzenleme yapılmasında, 3167 sayılı kanunun Anayasa\\\′nın 38/8 maddesine aykırı olduğu inancı kadar, 3167 sayılı kanun dolayısıyla uygulamada karşılaşılan sorunlar ve güçlüklerle yerel mahkemeler ve Yargıtay\\\′daki iş yükü etkili olmuştur. Anayasa Mahkemesi, 3167 sayılı kanunun 4814 sayılı kanunla değişik, \\\"İbraz süresi önce 4. maddeye göre ibraz edildiğinde yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.\\\" şeklindeki 16/1 maddesine ilişkin Anayasa\\\′ya aykırılık iddiasını reddetmiştir.
3167 sayılı kanunun yirmi yıl içinde karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16. maddesinin üç kez değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahke-mesi\\\′nin incelemesine konu edilmesi sisteme yönelik eleştirileri artırmıştır.
4814 sayılı kanunla yapılan köklü değişikliklere rağmen ilgili kurumlardan, Cumhuriyet savcılarından, mahkemelerden ve Yargıtay\\\′dan gelen şikayetler yeni bir kanuna ihtiyaç olduğunu gözler önüne sermiştir. 26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu\\\′nun (TCK) yürürlüğe girmesinin ardından(7) 3167 sayılı kanunun 5237 sayılı TCK\\\′ııa aykırı düzenlemelere sahip olduğu da bir gerçektir.
Yapılacak yeni düzenlemede aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:
Bankaların çek hesabının açılması sırasında yaptıkları araştırma derin-
leştirilmeli, vatandaşlık ve vergi numarası dışında kişinin tacir olup olmadığı
açıklığa kavuşturulmalı, hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı bir beyan
alınmalı, bu beyanda kişi sicil numarasını, engel hali bulunup bulunmadığı
nı, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade tutacak kişinin kimler oldu
ğunu ve benzeri hususları belirtmelidir. Gereksiz bildirim, ihtar, tebligat ve
ilan işlemleri kaldırılmalıdır. Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilme
si usulü yeniden düzenlenmeli, kullanılmış, halen tedavülde olan çeklerin
kimlere verildiği ve keşide tarihleri belirtilmelidir.
Düzeltme hakkı 5237 sayılı kanuna uygun olarak etkin pişmanlık şek
linde düzenlenmelidir.
Hamiline çek kayıt dışı ekonominin bir aracı olmaktan çıkarılmalıdır.
Çekin bir ödeme aracı olduğunun belirleyici hükümlere yer verilmelidir.
Tüzel kişinin işlemlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yürü
tülmesi engellenmelidir.
Ceza hükümleri yoruma açık olmamalıdır.
5237 sayılı TCK ile ahenk sağlanmalıdır.
Karşılıksız çekle mücadelede hapis cezalarının yararlı olmamasının an
laşılması sebebiyle suçu önleyici farklı müesseseler oluşturulmalıdır.
Hamil, sadece karşılıksızlığa ve hesabın sahteliğine karşı değil, keşide-
cinin hukuka aykırı fiilleri, peçelemeleri, perdelemeleri ve hileli davranışla
rına karşı da korunmalıdır. Tüzel kişilere, özellikle ticaret şirketlerine ilişkin
ödeme ve tahsil işlemlerinin şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin
hesapları üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması halin
de bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla
yükümlü kişinin belirli olması, şirketten ayrılan kişinin bu hususta sorumlu tutulmaması ve nihayet çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadının çekten anlaşılması da düzenlemenin amaçları arasında olmalıdır.
Çekin güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanmasında kamu menfaati vardır. Piyasada ödemeler çoğunlukla nakit olarak yapılmakta, bu ise milli ekonomiye zarar vermektedir. 3167 sayılı Kanunun bu konuda sicili bozuktur.
5941 sayılı kanunla getirilen yeni sistemle, TTK\\\′nun çeke dair hükümlerinin aksine, ilgili kişiler arasındaki hukuki ilişkiler ve bunların ihlalleriyle sonuçları düzenlenmemiş, çekin güvenilir bir ödeme aracı olmasını teinin eden. kayıt dışı ekonominin, kara paranın aklanmasıyla terörün finansmanının önlenmesi hakkında kamu hukuku nitelikli düzen kuralları getirilmeye çalışılmıştır. Bu anlayış tarzı kanun koyucu tarafından çekin, sadece ceza hukukunun değil, kamu hukuku bütününün bir parçası olarak görüldüğünü göstermektedir. Dolayısıyla kanun koyucu da düzenlemenin adını \\\"Çek Kanunu\\\" olarak belirlemiştir.
Çek hakkındaki Cenevre Yeknesak Kanunu, AB\\\′ye dahil Avrupa ülkeleriyle TTK\\\′nıın bu anlaşmadan alman çeklere ilişkin hükümlerinde, tacirlerin düzenledikleri çekler (tacir çeki) ile tacir olmayan kişilere ait çekler arasında hüküm farkı yoktur. Yabancı ve yerli öğretide de böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Gerçi birçok yabancı ülkede çek defterleri, ülkemizde olduğunun aksine münhasıran bankalar değil, kendileri tarafından bastınlabilmekte, çeki düzenleyenler, özellikle şirketler, kendi çek defterlerini tasarlamakta ve bu defterleri kullanmaktadır. Tacir olmayanlar da, bankalardan aldıkları defterlerle işlem yapmaktadır. ABD ile AB üyesi ülkelerde oldukça yerleşik ve yaygın olan kendileri tarafından bastırılan çekleri kullanma uygulaması şirket çeklerine güven duyulmasını sağlamakta, özellikle tanınmış, tanınmış olmasa bile bilinen şirketlerin çekleri itibar görmekte, hatta keşidecinin sadece şirket olması çeke güven duyulmasını ve çekin piyasada kolaylıkla tedavülüne yardımcı olmaktadır. Ülkemizde bugüne kadar anılan farklılıktan yaraıianılamamıştır. 3167 sayılı (eski) kanunun tüm çekler için bir örnek yaprak düzeni gelirmiş olması, fiili bir farklılaşmayı da engellemiştir. 5941 sayılı (yeni) kanımla bu ayrım getirilmiştir. Böyle bir ayrımın yapılması TTK\\\′nun çeke ilişkin hükümlerinde bir değişiklik yapılmasını gerektirmemekte ve etkisi sadece 5941 sayılı (yeni) kanuna özgü bulunmakta ise de, bunun uygulamada çekin güvenilirliliğine ve karşılıksız çek sayısının azalmasına ne Şekilde katkıda bulunacağını zaman gösterecektir.
Hamiline çek, vergi denetiminde vergi idaresine güçlükler çıkarmakta, bu tür çekin nakit gibi dolaşımı, işlemler zincirinin (kayıt dışı işlem sürecinin) takibini imkansız hale getirerek kayıt dışı ekonominin işlemesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca hamiline çek, karapara aklanmasında ve terörün finansmanında etkili rol oynamaktadır. Her iki sorun da uluslararası nitelik taşımakta ve bu sebeple uluslararası standartlarda karşılık bulmuş olup, Karapara Aklanması Hakkında Mali Aksiyon (Financial Action Task Force on Money Laundering-FATF). 91/308/EEC sayılı Avrupa Topluluğu Yönergesi, BM Terorism Order gibi aksiyonlara ve sözleşmelere konu olmaktadır. Hamiline çek, vergi idaresinin tecrübesine ve somut olay gerçeğine göre kayıt dışı ekonomiye yardımcı bir araç olarak işlev görmektedir.
5941 sayılı (yeni) kanunla hamiline yazılacak çeklerin renklerinin ve boyutlarının diğer çeklerden farklı olması, hamiline çeklerin ayrı bir çek hesabıyla çalışması, bankanın hamiline çek kullanacak müşterilerine hamiline çek hesabı açmak zorunda olması, bu hesap bağlamında müşterilerine rengi ve boyutları emre ve nama yazılı çeklere nazaran değişik çek defteri vermesi, hamiline çek hesabının hareketlerinin dönemsel olarak Gelir İdaresi Baş-kanlığı\\\′na (GİB) bildirilmesi gibi vergi incelemelerinde kolaylık sağlayabilecek ve uygulamada caydırıcılık sağlayacak bazı önlemler öngörülmüştür. Hamiline çek yaprağına değil de, emre veya nama yazılacak çeklere ilişkin çek yaprağına hamiline çek yazılması, çeki geçersiz hale getirmez ve çekin yanlış çek yaprağında düzenlenmesi çek hukuku bakımından hiçbir hüküm doğurmaz. Ancak GİB, vergi hukuku yönünden inceleme başlatabilir ve bunun sonuçlan ağır olabilir. Anılan hükümlerin işleyebilmesi için 5941 sayılı (yeni) kanun, bankalara sorumluluk yüklemiştir. Bu çerçevede GİB ve Mali Suçlan Araştırma K uru lif n un (MASAK) uygulamaya ilişkin düzenlemeler yapacağı ve önlemin caydırıcı olmasını sağlayacak usulleri yürürlüğe koyacağı muhakkaktır.
5941 sayılı (yeni) kanunla çekle işleyecek hesaplarda bankaların gösterecekleri özen hükümlerinin ve bu hükümler çerçevesinde bankaların sorumluluklarının ağırlaştırılması öngörülmüştür. Anılan hükümler, bir taraftan piyasanın güvenli bir şekilde çalışabilmesi düşüncesiyle, diğer taraftan da karapara aklanması ve terörün finansmanıyla mücadele anlayışıyla getirilmiştir.
5941 sayılı (yeni) kanun, kamu hukuku karakterli düzen hükümleri getirmektedir. Bu hükümlerin gereği gibi işleyebilmesi T. Cumhuriyet Merkez Bankasi\\\′na ve çek hesabı açma yetkisini haiz tüm bankalara bağlıdır. Bu sebeple kanun bankalara, hem basiret göstermek ve hem de özenle hareket etmek görevini yüklemiş, onlara bildirim yükümlülüğü getirmiştir.
Bunlar;
Çekin karşılıksız çıkması,
Hamiline hesap açılması, bu hesapların içerdiği işlemlerin, hamiline çe
kin kendi özel yaprağında düzenlenmemesi,
Tüzel kişilerin işlemlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yü
rütülmesi,
durumlarında gündeme gelmektedir.
5941 sayılı (yeni) kanunda belirlenen yükümlülüklere uymayan fiiller. 5237 sayılı TCK ve 30.03.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu(8) hükümlerine uygun olarak adli ve idari para cezasıyla karşılanmıştır. Ancak gün para cezası sistemine göre düzenlenen adli para cezasının ödenmemesi durumunda yine hapis cezası gündeme gelecektir. Dolayısıyla karşılıksızdır işlemine sebebiyet vermek (karşılıksız çek) suçunda hapis cezası yaptırımının devam ettiği rahatlıkla söylenebilir. Bankalara terettüp eden yükümlülüklere aykırılıklar ise, idari para cezası şeklinde hükme bağlanmıştır.
Çekle ilgili Cenevre Yeknesak Kanunu gibi taraflar arası ilişkileri düzenleyen uluslararası nitelikte yeni bir sözleşme ve bu konuda herhangi bir çalışma yoktur. Çeki cezai takip yönünden düzenleyen tek kanun 3167 sayılı kanuna kaynaklık eden Fransız Çek Kanunu\\\′dur. Buna karşılık, bir taraftan karapara aklanması, diğer taraftan terörizmin finansmanıyla ilgili daha önce anılan uluslararası düzenleme ve kararlarda hesap açmaya, kimlik belirlenmesine ve çekin tahsiline ilişkin hükümler bulunmaktadır.
İNCELEME PLANI
Çalışmanın ilk bölümünde çek kavramı hakkında açıklamalar yapılmış ve çekin şekil şartlan ve hukuki niteliği üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde çek keşidesinde özellik arz eden ibraz süreleri, ileri keşide tarihli çek ve karşılık konusu. Anayasa\\\′ya eklenen yasağın kapsam ve şartları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, karşılaştırmalı olarak eski ve yeni düzenlemeler ile özellikle 5194 sayılı (yeni) kanun ile getirilen sistem açıklanmaya çalışılmış ve suça öngörülen yaptırım Anayasa\\\′daki yasak kapsamında irdelenmiş, hükmün Anayasa\\\′ya aykırılığı hususu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, karşılıksızdır işlemine sebebiyet vermek suçuna ilişkin usul hükümleri ve yeni sistemde özellik arz eden bazı durumlar incelenmiştir. Çalışma, varılan sonuçlar çerçevesinde noktalanmıştır.
İÇİNDEKİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
KAVRAM, KAPSAM, HUKUKİ NİTELİK
I. KAVRAM İTİBARİYLE \\\"ÇEK\\\" 25
1. TİCARET VE \\\"ÇEK\\\" 25
2. TÜRK HUKUKUNDA \\\"ÇEK\\\" KAVRAMI 26
II. ÇEKİN HUKUKİ NİTELİĞİ 28
1. GENEL OLARAK 28
2. ÇEKİN KIYMETLİ EVRAK NİTELİĞİ 28
3. ÇEKİN EMRE YAZILI SENET NİTELİĞİ 28
4. ÇEKİN HAVALE NİTELİĞİ 29
5. ÇEKİN ÖDEME ARACI NİTELİĞİ 30
III. ÇEKİN ŞEKİL ŞARTLARI 30
1. GENEL OLARAK 30
1.1. Çek Kelimesi 30
1.2. Muayyen Meblağ 31
1.3. Muhatabın (Ödeyecek Kimsenin) Ad ve Soyadı 31
1.4. Ödeme Yeri 32
1.5. Keşide Günü ve Yeri 32
1.6. Keşidecinin İmzası 34
2. 5941 SAYILI ÇEK KANUNU\\\′NDA DÜZENLENEN ŞEKİL ŞARTLARI 35
IV. ÇEK KEŞİDESİNDE ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR 39
1. İBRAZ SÜRESİ VE İLERİ KEŞİDE TARİHLİ ÇEK 39
1.1. İbraz Süresi 39
1.2. İleri Keşide Tarihli Çek 40
2. KARŞILIK 42
3. ANLAŞMA 43
İKİNCİ BÖLÜM
KARŞILIKSIZLADIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERME
I. KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERMEK FİİLİ 45
1. GENEL AÇIKLAMALAR 45
2. TÜRK HUKUKUNDA \\\"KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET
VERME SUÇU\\\" 46
3. YENİ ÇEK KANUNU\\\′NA GÖRE \\\"KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE
SEBEBİYET VERME SUÇU\\\" 47
3.1. Genel Olarak 47
3.2. Kanuni Unsurları Haiz Tam Bir Çekin Varlığı 50
3.3. Çekin Usulüne Uygun Olarak Süresinde İbraz Edilmesi 54
3.4. Çekin Karşılıksız Olduğunun Tespiti Usulü 57
4. KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERMEK SUÇU İLE İHLAL
EDİLEN VE CEZA İLE KORUNAN HUKUKİ MENFAAT 59
5. KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERMEK SUÇUNUN FAİLİ 60
6. SUÇUN UNSURLARI 69
6.1. Genel Açıklamalar 69
6.2. Maddi Unsur 70
6.3. Manevi Unsur 76
7. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ 84
7.1. Teşebbüs 84
7.2. İştirak 86
7.3. İçtima 88
8. MÜEYYİDE 90
8.1. Adli Para Cezası 90
8.2. Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı 101
II. SÖZLEŞMEDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜK SEBEBİYLE
ÖZGÜRLÜĞÜN KISITLANMASI 108
1. GENEL AÇIKLAMALAR 108
2. KAVRAMSAL İNCELEME 109
2.1. \\\"Sözleşme\\\" ve \\\"Yükümlülük\\\" Kavramları 110
2.2. \\\"Yükümlülüğün Yerine Getirilememesi\\\" İfadesi 111
2.3. \\\"Özgürlüğünden Alıkonulamaz\\\" İfadesi 111
2.4. \\\"Yalnızca\\\" Kelimesi 112
3. ŞARTLARI 112
3.1. Yükümlülük Bir Sözleşmeden Doğmuş Olmalıdır 113
3.2. Yükümlülük, İyiniyetle Yerine Getirilememiş Olmalıdır 114
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÖZEL USUL HÜKÜMLERİ
I. SUÇUN KOVUŞTURULMASI (TAKİBİ) 115
II. ETKİN PİŞMANLIK 119
III. ERTELEME HALLERİ, ÖNÖDEME, TEBLİĞNAMENİN TEBLİĞİ,
UZLAŞTIRMA, SANIĞIN YOKLUĞUNDA YARGILAMA YAPILMASI 120
IV. YETKİLİ ve GÖREVLİ MAHKEME 122
V. ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR 124
1. ASKI MODELİ 124
2. TACİR ÇEKİ-ESNAF ÇEKİ AYRIMI 128
3. HAMİLİNE ÇEK YAPRAĞI KULLANILMASI ZORUNLULUĞU 132
4. ÇEK KARNELERİNİ İADE ETMEMENİN MÜEYYİDESİNİN
OLMAMASI 133
5. DİĞER SUÇ VE CEZALAR 133
SONUÇ 136
KARŞILAŞTIRMA CETVELİ 146
DİLEKÇE ÖRNEKLERİ 147
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI 150
YARGITAY KARARLARI 162
5941 SAYILI (YENİ) ÇEK KANUNU 177
3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLENMESİ VE ÇEK
HAMİLLERİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) 191
2010/2 SAYILI ÇEK DEFTERLERİNİN BASKI ŞEKLİNE, BANKALARIN
HAMİLE ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜ OLDUĞU MİKTAR İLE ÇEK
DÜZENLEME VE ÇEK HESABI AÇMA YASAĞI KARARLARININ
BİLDİRİLMESİNE VE DUYURULMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ 203
KAYNAKÇA 211
KONUNUN TANITILMASI
Ticari faydalarından dolayı çekin kullanım oranı son yıllarda hızlı bir artış göstermiş ve ülke ekonomisinin temel ödeme araçlarından biri haline gelmiştir. Zira çek kullanımı ile kişi, kaybolma ve çalınma riski olan nakit para taşıma ve saklama külfetinden kurtularak, aynı zamanda banka faizinden de yararlanabilmektir. Ayrıca çekle yapılan ödemeler ispat külfeti yönünden de yarar sağlamaktadır. Milli ekonomi ve fertler yönünden sağladığı yararlardan dolayı ülkeler çekle ödemeyi teşvik amacıyla çeşitli kolaylıklar getirmektedir.
Kambiyo senetleri arasındaki özel konumu, paraya göre daha güvenli bir ticaret aracı oluşu ve ekonomiye sağladığı katkı karşısında çek kullanımının özel hükümlerle düzenlenme ihtiyacı doğmuş ve hukuki çerçeve belirlenmek suretiyle birtakım yaptırımlara bağlanmıştır. Ülkemizde çek kavramı ve kullanımı, Türk Ticaret Kanunu\\\′nıın (TTK) 692 ile 765. maddeleri ile 14.12.2009 gün ve 594 1 sayılı Çek Kanunıf nda(l) düzenlenmiştir.
2001 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Anayasa\\\′nın 38. maddesine, 4709 sayılı kanunun 15. maddesiyle, \\\"İliç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz/\\\′ hükmü eklenmiştir. Anılan kanunla Anayasa\\\′da kapsamlı bir değişikliğe gidilmiş ve yapılan bu değişikliklerin önemli bir kısmı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi\\\′nde (İHAS) öngörülen ilkeler ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Nitekim Anayasa\\\′nın 38/8. maddesi de dayanağını İHAS\\\′ın Ek 4 numaralı Protokolü\\\′nden almaktadır.
Anayasa\\\′ya eklenen hüküm bağlamında mülga 09.03.1985 tarih ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun\\\′un 16. maddesiyle karşılıksız çek keşide etme suçu için dfrgorû\\\′fen hürriyeti bağlayıcı cezanın, Anayasa\\\′ya aykırılık teşkil edip etmediği sorunu gündeme gelmiştir. Çekle ilgili hazırlanan kanun tasarısının gerekçesinde, hükmün Anayasa\\\′ya aykırılığı açıkça sebep olarak gösterilmiştir. Bu doğrultuda. 26.02.2003 tarih ve 4814 sayılı Kanunla 3167 sayılı kanunda ve özellikle 16. maddede kapsamlı değişiklikler yapılmış ve nihayet çek kav-Ramı ve çek kullanımı 14.12.2009 gün ve 5941 sayılı Çek Kanunu ile yeniden düzenlenmiştir.
Fransız Çek Kanunu\\\′ndan esinlenilerek hazırlanan ve amacı çeki güvenilir bir ödeme aracı haline getirmek olan 3167 sayılı (eski) kanun 1985\\\′ten bu yana yaklaşık yirmi beş yıl yürürlükte kalmıştır. Bu kanunla;
Çekle işleyen hesapların açılması sıkı kurallara bağlanmış, çek defterle
rinin bankalar tarafından belirlenecek boyutlarda ve kanunda öngörülen çek
yaprağı düzeninde basılması zorunluluğu getirilmiştir.
Çeki kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan kişinin elindeki tüm çekle
rin iadesi zorunlu kılınmıştır.
Çeki karşılıksız çıkan kişiye bir taraftan kanuna aykırı durumunu dü
zeltme hakkı tanınmış, diğer taraftan da gereğinde çek kullanması yasaklan
mıştır.
Karşılıksız çek keşide etmek suçu şikayete bağlı \\\′\\\"bağımsız\\\" bir suç ola
rak düzenlenmiş ve (5) yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırıl
mıştır.
İleri düzenleme tarihli (vadeli) çek koruma zırhıyla güçlendirilmiştir.
3167 sayılı kanunla üzerindeki düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz
edilip de kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan çekin hem hukuki takibe,
hem de cezai kovuşturmaya konu edilebilmesine imkan tanınmıştır. Başka
bir deyişle kanun, normal çekle, vadeli çeki aynı hukuki ve cezai rejime tâbi
tutmuştur.
4814 sayılı kanunla değişik haliyle sekiz yıl uygulanması karşısında 3167 sayılı kanunun değiştirilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Zira umulanın aksine karşılıksız çek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça ağır bir hürriyeti bağlayıcı cezayla yaptırıma bağlanması caydırıcı olmamış, aksine karşılıksız çek ve ceza davası sayısı önemli miktarda artmıştır. Kanundaki bildirme, duyuru ve ihtarlarla ilgili maddeler işlem sayısının çoğalmasına sebep olmuş, hükümler gereği gibi işle(tile)memiştir.
Anayasa Mahkemesi, 3167 sayılı kanunun bankalara uygulanmasını öngördüğü cezaların Anayasa\\\′ya aykırı olmadığına hükmetmiştir.t2)
1993 yılında 3863 sayılı kanunla 3167 sayılı kanunun sadece karşılıksız çeke ilişkin 16. maddesi değiştirilmiştir. Değişiklikle keşidecinin çek bedeli-
nin karşılıksız kalan kısmıyla %10 tazminatını ve gecikme faizini muhatap bankaya veya bir şubesine yatırması durumunda vazgeçme şartı aranmaksızın kamu davasıyla cezanın kaldırılacağı öngörülmüştür. Kanuna ayrıca cezayla ilgili bir madde eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, geçici maddenin kamu davası ve cezanın kaldırılmasına zaman sınırlaması koyan ibarelerini iptal etmiştir.\\\′\\\′* Yine Anayasa Mahkemesi. 16. maddenin Anayasa\\\′nın 5, 10, 65 ve 167. maddelerine aykırı olmadığını karara bağlamıştır.14\\\′ Bu gelişmeleri 3167 sayılı kanunu değiştiren 02.04.1998 tarih ve 4358 sayılı kanun\\\′5\\\′ izlemiştir. Anılan kanunla vergi kimlik numarası uygulamasının kapsamı belirlenmiş ve 3167 sayılı kanunun 3. maddesi değiştirilmiştir.
26.02.2003 larih ve 4814 sayılı kanunla 3167 sayılı kanunda köklü ve kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. 3167 sayılı kanunda bankaların sorumluluğu, çek defterlerinin bastırılması, ibraz ve ödeme, hesaben tesviye, ihtar düzeltme hakkı, bankanın sorumlu olduğu tutar, T. Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilecek hususlar, tebligat adresi ve cezalara ilişkin toplam on yedi madde yeniden düzenlenmiştir. Bu değişikliklerden en önemlisi, karşılıksız çek keşide edilmesinde hapis cezası yerine çek bedeli tutarında ağır para cezası öngörülmesidir. Ancak mükerrirler hakkında hapis cezası korunmuştur.
Bu kapsamda yeni bir düzenleme yapılmasında, 3167 sayılı kanunun Anayasa\\\′nın 38/8 maddesine aykırı olduğu inancı kadar, 3167 sayılı kanun dolayısıyla uygulamada karşılaşılan sorunlar ve güçlüklerle yerel mahkemeler ve Yargıtay\\\′daki iş yükü etkili olmuştur. Anayasa Mahkemesi, 3167 sayılı kanunun 4814 sayılı kanunla değişik, \\\"İbraz süresi önce 4. maddeye göre ibraz edildiğinde yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.\\\" şeklindeki 16/1 maddesine ilişkin Anayasa\\\′ya aykırılık iddiasını reddetmiştir.
3167 sayılı kanunun yirmi yıl içinde karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16. maddesinin üç kez değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahke-mesi\\\′nin incelemesine konu edilmesi sisteme yönelik eleştirileri artırmıştır.
4814 sayılı kanunla yapılan köklü değişikliklere rağmen ilgili kurumlardan, Cumhuriyet savcılarından, mahkemelerden ve Yargıtay\\\′dan gelen şikayetler yeni bir kanuna ihtiyaç olduğunu gözler önüne sermiştir. 26.09.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu\\\′nun (TCK) yürürlüğe girmesinin ardından(7) 3167 sayılı kanunun 5237 sayılı TCK\\\′ııa aykırı düzenlemelere sahip olduğu da bir gerçektir.
Yapılacak yeni düzenlemede aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:
Bankaların çek hesabının açılması sırasında yaptıkları araştırma derin-
leştirilmeli, vatandaşlık ve vergi numarası dışında kişinin tacir olup olmadığı
açıklığa kavuşturulmalı, hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı bir beyan
alınmalı, bu beyanda kişi sicil numarasını, engel hali bulunup bulunmadığı
nı, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade tutacak kişinin kimler oldu
ğunu ve benzeri hususları belirtmelidir. Gereksiz bildirim, ihtar, tebligat ve
ilan işlemleri kaldırılmalıdır. Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilme
si usulü yeniden düzenlenmeli, kullanılmış, halen tedavülde olan çeklerin
kimlere verildiği ve keşide tarihleri belirtilmelidir.
Düzeltme hakkı 5237 sayılı kanuna uygun olarak etkin pişmanlık şek
linde düzenlenmelidir.
Hamiline çek kayıt dışı ekonominin bir aracı olmaktan çıkarılmalıdır.
Çekin bir ödeme aracı olduğunun belirleyici hükümlere yer verilmelidir.
Tüzel kişinin işlemlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yürü
tülmesi engellenmelidir.
Ceza hükümleri yoruma açık olmamalıdır.
5237 sayılı TCK ile ahenk sağlanmalıdır.
Karşılıksız çekle mücadelede hapis cezalarının yararlı olmamasının an
laşılması sebebiyle suçu önleyici farklı müesseseler oluşturulmalıdır.
Hamil, sadece karşılıksızlığa ve hesabın sahteliğine karşı değil, keşide-
cinin hukuka aykırı fiilleri, peçelemeleri, perdelemeleri ve hileli davranışla
rına karşı da korunmalıdır. Tüzel kişilere, özellikle ticaret şirketlerine ilişkin
ödeme ve tahsil işlemlerinin şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin
hesapları üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması halin
de bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla
yükümlü kişinin belirli olması, şirketten ayrılan kişinin bu hususta sorumlu tutulmaması ve nihayet çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadının çekten anlaşılması da düzenlemenin amaçları arasında olmalıdır.
Çekin güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanmasında kamu menfaati vardır. Piyasada ödemeler çoğunlukla nakit olarak yapılmakta, bu ise milli ekonomiye zarar vermektedir. 3167 sayılı Kanunun bu konuda sicili bozuktur.
5941 sayılı kanunla getirilen yeni sistemle, TTK\\\′nun çeke dair hükümlerinin aksine, ilgili kişiler arasındaki hukuki ilişkiler ve bunların ihlalleriyle sonuçları düzenlenmemiş, çekin güvenilir bir ödeme aracı olmasını teinin eden. kayıt dışı ekonominin, kara paranın aklanmasıyla terörün finansmanının önlenmesi hakkında kamu hukuku nitelikli düzen kuralları getirilmeye çalışılmıştır. Bu anlayış tarzı kanun koyucu tarafından çekin, sadece ceza hukukunun değil, kamu hukuku bütününün bir parçası olarak görüldüğünü göstermektedir. Dolayısıyla kanun koyucu da düzenlemenin adını \\\"Çek Kanunu\\\" olarak belirlemiştir.
Çek hakkındaki Cenevre Yeknesak Kanunu, AB\\\′ye dahil Avrupa ülkeleriyle TTK\\\′nıın bu anlaşmadan alman çeklere ilişkin hükümlerinde, tacirlerin düzenledikleri çekler (tacir çeki) ile tacir olmayan kişilere ait çekler arasında hüküm farkı yoktur. Yabancı ve yerli öğretide de böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Gerçi birçok yabancı ülkede çek defterleri, ülkemizde olduğunun aksine münhasıran bankalar değil, kendileri tarafından bastınlabilmekte, çeki düzenleyenler, özellikle şirketler, kendi çek defterlerini tasarlamakta ve bu defterleri kullanmaktadır. Tacir olmayanlar da, bankalardan aldıkları defterlerle işlem yapmaktadır. ABD ile AB üyesi ülkelerde oldukça yerleşik ve yaygın olan kendileri tarafından bastırılan çekleri kullanma uygulaması şirket çeklerine güven duyulmasını sağlamakta, özellikle tanınmış, tanınmış olmasa bile bilinen şirketlerin çekleri itibar görmekte, hatta keşidecinin sadece şirket olması çeke güven duyulmasını ve çekin piyasada kolaylıkla tedavülüne yardımcı olmaktadır. Ülkemizde bugüne kadar anılan farklılıktan yaraıianılamamıştır. 3167 sayılı (eski) kanunun tüm çekler için bir örnek yaprak düzeni gelirmiş olması, fiili bir farklılaşmayı da engellemiştir. 5941 sayılı (yeni) kanımla bu ayrım getirilmiştir. Böyle bir ayrımın yapılması TTK\\\′nun çeke ilişkin hükümlerinde bir değişiklik yapılmasını gerektirmemekte ve etkisi sadece 5941 sayılı (yeni) kanuna özgü bulunmakta ise de, bunun uygulamada çekin güvenilirliliğine ve karşılıksız çek sayısının azalmasına ne Şekilde katkıda bulunacağını zaman gösterecektir.
Hamiline çek, vergi denetiminde vergi idaresine güçlükler çıkarmakta, bu tür çekin nakit gibi dolaşımı, işlemler zincirinin (kayıt dışı işlem sürecinin) takibini imkansız hale getirerek kayıt dışı ekonominin işlemesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca hamiline çek, karapara aklanmasında ve terörün finansmanında etkili rol oynamaktadır. Her iki sorun da uluslararası nitelik taşımakta ve bu sebeple uluslararası standartlarda karşılık bulmuş olup, Karapara Aklanması Hakkında Mali Aksiyon (Financial Action Task Force on Money Laundering-FATF). 91/308/EEC sayılı Avrupa Topluluğu Yönergesi, BM Terorism Order gibi aksiyonlara ve sözleşmelere konu olmaktadır. Hamiline çek, vergi idaresinin tecrübesine ve somut olay gerçeğine göre kayıt dışı ekonomiye yardımcı bir araç olarak işlev görmektedir.
5941 sayılı (yeni) kanunla hamiline yazılacak çeklerin renklerinin ve boyutlarının diğer çeklerden farklı olması, hamiline çeklerin ayrı bir çek hesabıyla çalışması, bankanın hamiline çek kullanacak müşterilerine hamiline çek hesabı açmak zorunda olması, bu hesap bağlamında müşterilerine rengi ve boyutları emre ve nama yazılı çeklere nazaran değişik çek defteri vermesi, hamiline çek hesabının hareketlerinin dönemsel olarak Gelir İdaresi Baş-kanlığı\\\′na (GİB) bildirilmesi gibi vergi incelemelerinde kolaylık sağlayabilecek ve uygulamada caydırıcılık sağlayacak bazı önlemler öngörülmüştür. Hamiline çek yaprağına değil de, emre veya nama yazılacak çeklere ilişkin çek yaprağına hamiline çek yazılması, çeki geçersiz hale getirmez ve çekin yanlış çek yaprağında düzenlenmesi çek hukuku bakımından hiçbir hüküm doğurmaz. Ancak GİB, vergi hukuku yönünden inceleme başlatabilir ve bunun sonuçlan ağır olabilir. Anılan hükümlerin işleyebilmesi için 5941 sayılı (yeni) kanun, bankalara sorumluluk yüklemiştir. Bu çerçevede GİB ve Mali Suçlan Araştırma K uru lif n un (MASAK) uygulamaya ilişkin düzenlemeler yapacağı ve önlemin caydırıcı olmasını sağlayacak usulleri yürürlüğe koyacağı muhakkaktır.
5941 sayılı (yeni) kanunla çekle işleyecek hesaplarda bankaların gösterecekleri özen hükümlerinin ve bu hükümler çerçevesinde bankaların sorumluluklarının ağırlaştırılması öngörülmüştür. Anılan hükümler, bir taraftan piyasanın güvenli bir şekilde çalışabilmesi düşüncesiyle, diğer taraftan da karapara aklanması ve terörün finansmanıyla mücadele anlayışıyla getirilmiştir.
5941 sayılı (yeni) kanun, kamu hukuku karakterli düzen hükümleri getirmektedir. Bu hükümlerin gereği gibi işleyebilmesi T. Cumhuriyet Merkez Bankasi\\\′na ve çek hesabı açma yetkisini haiz tüm bankalara bağlıdır. Bu sebeple kanun bankalara, hem basiret göstermek ve hem de özenle hareket etmek görevini yüklemiş, onlara bildirim yükümlülüğü getirmiştir.
Bunlar;
Çekin karşılıksız çıkması,
Hamiline hesap açılması, bu hesapların içerdiği işlemlerin, hamiline çe
kin kendi özel yaprağında düzenlenmemesi,
Tüzel kişilerin işlemlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yü
rütülmesi,
durumlarında gündeme gelmektedir.
5941 sayılı (yeni) kanunda belirlenen yükümlülüklere uymayan fiiller. 5237 sayılı TCK ve 30.03.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu(8) hükümlerine uygun olarak adli ve idari para cezasıyla karşılanmıştır. Ancak gün para cezası sistemine göre düzenlenen adli para cezasının ödenmemesi durumunda yine hapis cezası gündeme gelecektir. Dolayısıyla karşılıksızdır işlemine sebebiyet vermek (karşılıksız çek) suçunda hapis cezası yaptırımının devam ettiği rahatlıkla söylenebilir. Bankalara terettüp eden yükümlülüklere aykırılıklar ise, idari para cezası şeklinde hükme bağlanmıştır.
Çekle ilgili Cenevre Yeknesak Kanunu gibi taraflar arası ilişkileri düzenleyen uluslararası nitelikte yeni bir sözleşme ve bu konuda herhangi bir çalışma yoktur. Çeki cezai takip yönünden düzenleyen tek kanun 3167 sayılı kanuna kaynaklık eden Fransız Çek Kanunu\\\′dur. Buna karşılık, bir taraftan karapara aklanması, diğer taraftan terörizmin finansmanıyla ilgili daha önce anılan uluslararası düzenleme ve kararlarda hesap açmaya, kimlik belirlenmesine ve çekin tahsiline ilişkin hükümler bulunmaktadır.
İNCELEME PLANI
Çalışmanın ilk bölümünde çek kavramı hakkında açıklamalar yapılmış ve çekin şekil şartlan ve hukuki niteliği üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde çek keşidesinde özellik arz eden ibraz süreleri, ileri keşide tarihli çek ve karşılık konusu. Anayasa\\\′ya eklenen yasağın kapsam ve şartları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, karşılaştırmalı olarak eski ve yeni düzenlemeler ile özellikle 5194 sayılı (yeni) kanun ile getirilen sistem açıklanmaya çalışılmış ve suça öngörülen yaptırım Anayasa\\\′daki yasak kapsamında irdelenmiş, hükmün Anayasa\\\′ya aykırılığı hususu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, karşılıksızdır işlemine sebebiyet vermek suçuna ilişkin usul hükümleri ve yeni sistemde özellik arz eden bazı durumlar incelenmiştir. Çalışma, varılan sonuçlar çerçevesinde noktalanmıştır.
İÇİNDEKİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
KAVRAM, KAPSAM, HUKUKİ NİTELİK
I. KAVRAM İTİBARİYLE \\\"ÇEK\\\" 25
1. TİCARET VE \\\"ÇEK\\\" 25
2. TÜRK HUKUKUNDA \\\"ÇEK\\\" KAVRAMI 26
II. ÇEKİN HUKUKİ NİTELİĞİ 28
1. GENEL OLARAK 28
2. ÇEKİN KIYMETLİ EVRAK NİTELİĞİ 28
3. ÇEKİN EMRE YAZILI SENET NİTELİĞİ 28
4. ÇEKİN HAVALE NİTELİĞİ 29
5. ÇEKİN ÖDEME ARACI NİTELİĞİ 30
III. ÇEKİN ŞEKİL ŞARTLARI 30
1. GENEL OLARAK 30
1.1. Çek Kelimesi 30
1.2. Muayyen Meblağ 31
1.3. Muhatabın (Ödeyecek Kimsenin) Ad ve Soyadı 31
1.4. Ödeme Yeri 32
1.5. Keşide Günü ve Yeri 32
1.6. Keşidecinin İmzası 34
2. 5941 SAYILI ÇEK KANUNU\\\′NDA DÜZENLENEN ŞEKİL ŞARTLARI 35
IV. ÇEK KEŞİDESİNDE ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR 39
1. İBRAZ SÜRESİ VE İLERİ KEŞİDE TARİHLİ ÇEK 39
1.1. İbraz Süresi 39
1.2. İleri Keşide Tarihli Çek 40
2. KARŞILIK 42
3. ANLAŞMA 43
İKİNCİ BÖLÜM
KARŞILIKSIZLADIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERME
I. KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERMEK FİİLİ 45
1. GENEL AÇIKLAMALAR 45
2. TÜRK HUKUKUNDA \\\"KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET
VERME SUÇU\\\" 46
3. YENİ ÇEK KANUNU\\\′NA GÖRE \\\"KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE
SEBEBİYET VERME SUÇU\\\" 47
3.1. Genel Olarak 47
3.2. Kanuni Unsurları Haiz Tam Bir Çekin Varlığı 50
3.3. Çekin Usulüne Uygun Olarak Süresinde İbraz Edilmesi 54
3.4. Çekin Karşılıksız Olduğunun Tespiti Usulü 57
4. KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERMEK SUÇU İLE İHLAL
EDİLEN VE CEZA İLE KORUNAN HUKUKİ MENFAAT 59
5. KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİNE SEBEBİYET VERMEK SUÇUNUN FAİLİ 60
6. SUÇUN UNSURLARI 69
6.1. Genel Açıklamalar 69
6.2. Maddi Unsur 70
6.3. Manevi Unsur 76
7. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ 84
7.1. Teşebbüs 84
7.2. İştirak 86
7.3. İçtima 88
8. MÜEYYİDE 90
8.1. Adli Para Cezası 90
8.2. Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı 101
II. SÖZLEŞMEDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜK SEBEBİYLE
ÖZGÜRLÜĞÜN KISITLANMASI 108
1. GENEL AÇIKLAMALAR 108
2. KAVRAMSAL İNCELEME 109
2.1. \\\"Sözleşme\\\" ve \\\"Yükümlülük\\\" Kavramları 110
2.2. \\\"Yükümlülüğün Yerine Getirilememesi\\\" İfadesi 111
2.3. \\\"Özgürlüğünden Alıkonulamaz\\\" İfadesi 111
2.4. \\\"Yalnızca\\\" Kelimesi 112
3. ŞARTLARI 112
3.1. Yükümlülük Bir Sözleşmeden Doğmuş Olmalıdır 113
3.2. Yükümlülük, İyiniyetle Yerine Getirilememiş Olmalıdır 114
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÖZEL USUL HÜKÜMLERİ
I. SUÇUN KOVUŞTURULMASI (TAKİBİ) 115
II. ETKİN PİŞMANLIK 119
III. ERTELEME HALLERİ, ÖNÖDEME, TEBLİĞNAMENİN TEBLİĞİ,
UZLAŞTIRMA, SANIĞIN YOKLUĞUNDA YARGILAMA YAPILMASI 120
IV. YETKİLİ ve GÖREVLİ MAHKEME 122
V. ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR 124
1. ASKI MODELİ 124
2. TACİR ÇEKİ-ESNAF ÇEKİ AYRIMI 128
3. HAMİLİNE ÇEK YAPRAĞI KULLANILMASI ZORUNLULUĞU 132
4. ÇEK KARNELERİNİ İADE ETMEMENİN MÜEYYİDESİNİN
OLMAMASI 133
5. DİĞER SUÇ VE CEZALAR 133
SONUÇ 136
KARŞILAŞTIRMA CETVELİ 146
DİLEKÇE ÖRNEKLERİ 147
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI 150
YARGITAY KARARLARI 162
5941 SAYILI (YENİ) ÇEK KANUNU 177
3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLENMESİ VE ÇEK
HAMİLLERİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) 191
2010/2 SAYILI ÇEK DEFTERLERİNİN BASKI ŞEKLİNE, BANKALARIN
HAMİLE ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜ OLDUĞU MİKTAR İLE ÇEK
DÜZENLEME VE ÇEK HESABI AÇMA YASAĞI KARARLARININ
BİLDİRİLMESİNE VE DUYURULMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ 203
KAYNAKÇA 211

Kargo Gönderim Saatleri;


© Copyright 2026
Sitemizde yayınlanan görsel ve yazılı