İNSAN HAKLARI AVRUPA SÖZLEŞMESİ 2. CİLT ( İHAS 8,9,10,11,12,13,14 Ek Protokol 1-1,1-2,1-3 Maddeler )
İNSAN HAKLARI AVRUPA SÖZLEŞMESİ 2. CİLT ( İHAS 8,9,10,11,12,13,14 Ek Protokol 1-1,1-2,1-3 Maddeler )
Atilla NALBANT / Osman DOĞRU
Osman Doğru,
1959'da doğdu. 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi"nden mezun oldu. 1986 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. Aynı üniversitede 2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör oldu. Halen aynı üniversitede İnsan Hakları Anabilim Dalı öğretim üyesidir. 1992 yılında "27 Mayıs Rejimi" adlı çalışmasıyla kamu hukuku doktoru unvanını aldıktan sonra uluslararası insan hakları hukuku alanında çalışmaya başladı. Özellikle İnsan Hakları Avrupa Sözleşme 'nin yorumlanması ve uygulanması üzerine yayınlar yapmakta ve insan hakları hukuku dersleri vermektedir. Ayrıca Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi İnsan Hakları Hukuku Projesi web sayfasının (http://ihami.anadolu.edu.tr) kurucusu ve akademik editörüdür.
Dr. Atilla Nalbant,
1965 yılında Malatya'da doğdu. Galatasaray Lisesini (1984), İÜ. Hukuk Fakültesini (1988) bitirdi. 1996 yılında Kamu Hukuku doktoru oldu. 1989-1997 yılları arasında MÜ. Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1997'den 1998 yılına kadar insan Hakları Avrupa Komisyonu 'nda görev yaptı. 1998 'den bu yana ise, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 'nde hukukçu ve yönetici (2006'dan buyana) olarak çalışmaktadır.
BİRKAÇ NOT
"İnsan Haklan Avrupa Sözleşmesi: Açıklama ve Önemli Kararlar" başlıklı kitabın ikinci cildini okuyuculara sunuyoruz. Kitabın ilk cildinde, İnsan Haklan Avrupa Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 2-7. maddeleri açıklanmış ve önemli kararların çevirilerine yer verilmişti. Kitabın ikinci cildinde de ilk ciltte kullanılan yöntem ve sistematik izlenmiştir. Her madde hakkında önce açıklayıcı bilgiler verilmiş, ardından bu madde ile ilgili önemli kararların çevirilerinin konuyla ilgili bölümleri kitaba alınmıştır.
Kitabın ilk cildinde Sözleşme'nin 1. maddesi hakkında bir açıklamaya yer verilmemişti. Ayrıca İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ("Mahkeme") önündeki usul sadece ilk cildinin "Giriş" bölümünde ana çizgileri ile tanıtılmıştı. Kitabın ikinci cildinde ise, Sözleşme'nin 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14. maddeleri ile Sözleşmeye Ek Birinci Protokolün ("Birinci Protokol") 1. 2 ve 3. maddeleri incelenmiştir. Böylece olağanüstü durumlarda hak ve özgürlüklerin askıya alınma rejimini düzenleyen Sözleşme'nin 15. maddesi ve kabuledililebilirlik koşullarını düzenleyen maddeler kitabın kapsamı dışında bırakılmış olmaktadır. Sözleşme'nin 15. maddesinin kitabın kapsamı dışında bırakılmasının nedeni, bu düzenlemenin Türk hukuku bakımından güncelliğinin olmamasıdır. Kabuledilebilir-lik koşullarına yer verilmemesinin nedeni ise, Mahkeme tarafından 2011 yılında "Ka-buledilebilirlik Kriterlerini Uygulama Rehberi" adıyla yayınlanan rehberin bu konuda genel çizgileriyle konuyu açıklamak bakımından yeterli olmasıdır. Bu rehber Türkçe'ye çevrilmiş olup http://www.echr.coe.int/NR/rdonlyres/ADD866FF-37Bl-4613-AB93-8EB526799DCC/0/TUR_Guide_pratique.pdf adresinden erişmek mümkündür. 2011 yılından bu yana kabuledilebilirlik kriterlerinin uygulanması bakımından yeni ve çok önemli değişikliklerin olduğu söylenemez.
1 Mayıs 2013 tarihli İçtüzük Değişikliği
Burada kısaca üzerinde durulabilecek önemli bir yenilik, 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren Mahkeme İçtüzüğü değişikliğidir. Bu değişiklikle, Daire Başkanlarına Tek Yargıç düzeninde karar alma, başka bir anlatımla bir şikâyeti reddetme yetkisi verilmektedir. Nitekim İçtüzüğün 27A § 2a maddesi gereğince, Daire Başkanları Tek Yargıç yetkilerini kullanma imkânına kavuşmuştur. Bu değişiklik, Mahkeme'nin birçok gereksiz şikâyetle zaman kaybetmesini önlemeyi ve ilgili hükümetlere iletilmesi gereken şikâyetlerin tebliğ usulünü hızlandırmayı amaçlamaktadır. Böylece Daire Başkanı, ayrıntılı bir karar almaksızın açıkça reddi gereken bir şikâyeti kabuledilemez bulabilecektir; buna karşılık, hükümete iletilmesi gereken şikâyeti çok basit bir usulle taraflara tebliğ edebilecektir. Mahkeme, bu yenilikle çekişmeli yargılama usulünü başlatma sürecini hızlandırmayı amaçlamıştır.
Diğer önemli bir değişiklik ise, Mahkeme'nin tedbir kararı verme usulünde Daire Başkan yardımcılarının ya da nöbetçi yargıçların yetkilerinin arttırılmasıdır (İçtüzük, madde 29A § 2 b, madde 39 § 3 ve 4). Ayrıca Daire kararları ile Mahkeme içtihadı arasında çelişmenin olduğu durumda Büyük Daireye başvurma zorunlu hale getirilmektedir. Nihayet Daireye, tarafların Dairenin bir davayı Büyük Daireye gönderme yönündeki kararına gerekçeli olarak karşı çıkmaları konusunda bir takdir imkânı tanınmaktadır (İçtüzük, madde 72).
Kabuledilebilirlik hakkında iki önemli karar
Kitabın ilk cildinin yayınlanmasından sonra Mahkeme, Türkiye hakkında iki önemli! karar kabul etmiştir. Bu kararlardan ilki, Müdür Turgut ve Diğerleri - Türkiye kararıdır | (no.4860/09). İkincisi ise, Hasan Uzun - Türkiye kararıdır (no. 10755/13).
Mahkeme, Müdür Turgut ve Diğerleri - Türkiye kabuledilebilirlik hakkında kararın-1 da, 6384 sayılı Kanun ile dava süreli ve mahkeme kararların geç icrası ya da icra edilme-1 mesi hakkında şikâyetleri belirli koşullarda incelemekle yetkilendirilen yeni yolu "erişi-] lebilir" ve eldeki bilgilere göre "yeterli" ve "elverişli" bir yol olarak değerlendirmiştir.
Müdür Turgut ve Diğerleri kararında Mahkeme, 20 Mart 2012 tarihli Ümmühan Kaplan - Türkiye pilot kararından sonra, yargılama süreleriyle ilgili olarak 23 Eylül 2012 öncesinde Mahkeme'ye yapılmış başvuruların tazminat ödenmesi suretiyle çözülmesine dair 6384 sayılı Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildiğini sapta-1 mıştır. Mahkeme, bu davada başvuru yapıldıktan sonra kurulmuş olan bu yola başvurucunun başvurması gerektiğini belirterek bu başvuruyu "iç hukuk yolları" tüketilmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Mahkeme'ye göre, 6384 sayılı Kanunla kurulan yol, Türkiye'ye karşı açılan yargılama süresiyle ilgili tekrar eden davalara çözüm bulma amacı taşıyan pilot karar usulünün doğrudan ve somut bir sonucudur. Mahkeme, ulusal makamlara bir iç hukuk yolu kurarak, davalı devletin, Bakanlar Komitesi tavsiye kararlarına ve in- J terlaken, İzmir ve Brighton konferanslarının sonuç bildirgelerine uygun olarak, iç hukuk düzeyindeki yapısal bir sorunu çözerek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği değer- j lendirmesini yapmıştır. Mahkeme'ye göre, 6384 sayılı Kanun, temel olarak, Türkiye'nin) makul sürede yargılama yükümlülüğüne aykırılıkları telafi etmesine ve Mahkeme önün-1 deki başvurulan azaltmasına ve hatta tamamen sonuçlandırmasına imkân tanıma amacı ı taşımaktadır. Mahkeme, bu kararında henüz bu yolu "etkili" olarak nitelendirmemiştir; I çünkü bu yol çok yenidir ve uygulamada etkili olduğunu ortaya koyacak veriler mevcut j değildir. Bu yolun çok yeni olmasına karşın, Mahkeme önündeki bu şikâyeti içeren başvuruları yeni yola başvurulmasını sağlamak amacıyla kabuledilemez bulmuştur.
Hasan Uzun ~ Türkiye kabuledilebilirlik hakkındaki kararında Mahkeme, Anayasa | Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu konusunu değerlendirmiştir. Bilindiği gibi Anayasa' Mahkemesi'ne bireysel başvuru, 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla kabul edilmesiyle Türk hukuk sistemine girmiş yeni bir hak | arama yoludur. Mahkeme, Hasan Uzun ~ Türkiye kararı ile bu hak arama yolunun, ilke' olarak, tüketilmesi gereken bir yol olduğu değerlendirmesini yapmış ve bu başvuruyu : iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Mahkeme, tıpkı Müdür Turgut ve Diğerleri - Türkiye kararında olduğu gibi, yeni yolu "erişilebilir" ve eldeki bilgilere | göre "yeterli" ve "elverişli" bir yol olarak değerlendirmiştir. Ancak bu yolun henüz "etkili" olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığının altım çizmiştir.

Kargo Gönderim Saatleri;


© Copyright 2026
Sitemizde yayınlanan görsel ve yazılı