Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Mart (27)      Şubat (202)      Ocak (191)      Aralık (151)

İflasın Ertelenmesi

İflasın Ertelenmesi



Sayfa Sayısı
:  
149
Kitap Ölçüleri
:  
13x19 cm
Basım Yılı
:  
2007
ISBN NO
:  
978-9944-322-75-1

0,00 TL

Bu ürün şu anda stoklarımızda yok!
Yazarın diğer ürünlerine gözatmanızı tavsiye ederiz...











ÖNSÖZ iflasın ertelenmesi kurumu Türk hukukunda uzun zamandan beri mevcut olan bir hukuki çaredir. Ancak, kurumu düzenleyen hükümlerin yetersizliği bu kurumun varlığını Türk hukukçularına adeta unutturmuştur. Bu nedenle, 2002 ve 2003 yıllarında icra ve iflas Kanunu Tadil Komisyonunda iflasın ertelenmesi kurumu etraflı olarak ele alınmış ve isviçre′deki gelişmelere paralel olarak, hatta bu gelişmelerin de ötesine geçecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Böylece 30/7/2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı Kanunla iflasın ertelenmesi kurumu, işler bir hale kavuşturulmuştur. Bugün iflasın ertelenmesinin uygulamanın en rağbet gören araçlanndan biri olduğu görülmektedir*. Fakat maalesef kurum amacından öylesine saptırılmıştır ki, sonuçta "acaba bir (hukuki) canavar mı yaratıldı?" sorusu gündeme gelmiştir. iflasın ertelenmesi kurumunun bu şekilde amacından saptırılmasının başlıca dört nedeni vardır. Bir kere, iflasın ertelenmesi kurumu bir "yeniden yapılandırma" çaresi değildir. Esas fonksiyonu konkordatoya ve uzlaşma suretiyle borçların yeniden yapılandırılmasına giden yolu açmaktır. Fakat TBMM Adalet Komisyonunda yapılan bir değişiklikle, Tadil Bu rağbet doktrine de yansımış ve iflasın ertelenmesi kurumu yoğun bir dokt-riner faaliyete neden olmuştur. Bu konuda son olarak Seyit Çavdar/inci Biç-kin′in "iflas ve İflasın Ertelenmesi" (Ankara 2006) başlıklı çalışması ile Y.Mete Günel′in "iflas Davaları ve iflasın Ertelenmesi" (Ankara 2006) başlıklı çalışması çıkmıştır, incelememiz baskıya verildikten sonra elimize geçen bu iki değerli çalışmadan araştırmamızda maalesef yararlamlamamıştır. VI Komisyonu tarafından mehaz Kanundaki süreler biraz daha kısaltılarak 6 ay 12 ay olarak kabul edilen konkordato mühleti "fazla bulunarak" 2 ay 3 aya indirilmiş (IlK m.287) ve böylece konkordatonun işlememesinin en önemli nedenlerinden biri olan mühletin kısalığı sorunu bertaraf edilemeden kalmıştır. Daha da vahimi, konkordato mühleti uzun tutulduğu için Tadil Komisyonu "ihtiyati tedbir yoluyla da olsa, borçluya karşı başlamış olan takiplerin konkordato mühletinin bitiminden sonraki dönem içinde durdurulmasına veya borçluya karşı yeni takip yapılamayacağına karar verilemez" hükmünü (IİK m.287, son fıkra) sevketmiş; konkordato mühletini indiren Adalet Komisyonu bu hükmü görmediği için olduğu gibi bırakmış ve böylece konkordato kurumu tam bir işlevsizliğe mahkum edilmiştir. Bu değişiklikler Tadil Komisyonuna hiç danışılmadan yapıldığı için, uzmanına sorulmadan vuku bulan her teşebbüste olduğu gibi, muhtemelen sadece ülkemizde rastlanabilecek bir tuhaflık meydana gelmiş ve konkordato kurumunu işler hale getirmesi beklenen değişiklik, iki bilinçsiz müdahaleyle, kurumu eski halinden de geriye götürmüştür! ikinci olarak, 21/2/2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5092 sayılı Kanun iflasın ertelenmesi süresini, kurumun asli amacına ve geçici niteliğine tamamen aykırı olacak şekilde, 1 yıl 1 yıldan, 1 yıl 4 yıla yükseltmiştir. Sürenin bu şekilde uzun tutulmasıyla kurumun uygulamada bir yeniden yapılandırma aracı olarak algılanarak amacından sapmasının yolu açılmıştır. Daha 6 ay önce yürürlüğe girmiş olan ve erteleme süresini 1 yıl 1 yıl olarak tespit etmiş bulunan 4949 sayılı Kanunun sonuçlan henüz alınmadan ne olmuştur da, 6 ay 12 aylık konkordato mühleti "fazla bulunarak" indirilirken, 1 yıl 1 yıllık iflasın ertelenmesi süresinin hem de 3 yıl birden uzatılması ihtiyacı hasıl olmuştur? Bütün bu olanlara mantıklı bir açıklama yapmak ve bir anlam vermek mümkün değildir... vn Üçüncü olarak, Türk hukukuna bir de borçların uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılması adı verilen ve nereden alındığı ya da esinlenildiği -ABD′deki Chapter XI kaynak gösterilmekte ise de, bu yasal düzenleme ile benzerlikler sadece birkaç noktadadır- meçhul olan bir kurum getirilmiş, böylece Türk cebri icra hukuku -aslında içinde cephane bulunmayan- bir borçlu cephaneliğine dönüştürülmüştür. Dünya Bankasının Türk konkordato hukukunu büyük işletmelerin yapılandırılması için yeterli görmediği bilinen bir gerçek olduğu için, yeni kurumu kimlerin tasarladığı kolaylıkla tahmin edilebilir. Oysa, ülkemizin hukuki alışkanlıklarını ve gerçeklerini yakından tanımayan çevrelerin hazırladıkları yasal metinlerin ölü doğmaları kaçınılmazdır. Nitekim borçların uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılması kurumu da ölü doğmuş, istanbul′da şimdiye kadar ancak bir tek uygulamasına -ve o da yanlış- rastlanabilmiş -Ankara ve Gaziantep′te de birkaç uygulamanın olduğu anlaşılmaktadır-; konuyla ilgili bütün hukukçular ilgili asliye ticaret mahkemesinde dosyayı incelemek için kuyruğa girmişlerdir! Eğer arzulanan; alacaklıların birden fazla sınıf içinde gruplandırılması idi ise, bunun konkordato kurumu içinde sağlanması düşünülemez miydi? Dördüncü olarak, bizatihi bilirkişilerin, özellikle hesap bilirkişilerinin büyük çoğunluğunun kurumun amacını anlamamış olmalarına işaret etmek gerekir. Bugün, bilirkişiler iflasın ertelenmesini borca batıldık halinin sübut bulması olarak anlamakta; diğer unsurlar, özellikle iflasın ertelenmesi süresi boyunca borçlu şirketin harcamalarını nasıl finanse edeceği hususu üzerinde hiç durmamaktadırlar. Diğer bir deyişle, uygulamada, borca batıklık hali gerçekleşmişse, iflasın ertelenmesine karar verileceğine kesin gözüyle bakılmaktadır. Elde, kala kala, derde deva olması mümkün olmayan (bir işe yaramayan) konkordato kurumu ile borçların uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılması kurumu kalınca, yegane çarenin iflasın er- VIII telenmesi yoluna başvurulması olduğu açıktır. Şu halde, iflasın ertelenmesi kurumunun amacından sapmasının nedeni, büyük ölçüde, çaresizliktir. Kurum bugün hem -işlemez durumdaki- konkordatonun ve hem de -ölü doğmuş olan- borçların uzlaşma suretiyle yeniden yapılandınlmasmın sürrogatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle olunca, onu kabımn içinde tutmak mümkün olamamaktadır. Ödeme güçlüğü içindeki şirketler hukukunun ülkemizde böylesine bir çaresizlik içinde bırakılması üzüntü vericidir... Prof. Dr. Selçuk Öztek 15.12.2006 Altunizade - İstanbul İÇİNDEKİLER* ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 I- İFLASIN ERTELENMESİ KAVRAMI 15 II- İFLASIN ERTELENMESİNİN ŞEKLİ ŞARTLARI 31 A- iflasın Ertelenmesi Talebi (Talep Şartı) 31 B- Bilançonun Mahkemeye Verilmesi 42 C- Borca Batıldık Bildirimi (Beyanı) 46 D- Masrafların Ödenmesi 50 E- iyileştirme Projesinin Mahkemeye Verilmesi .... 51 III- İFLASIN ERTELENMESİNİN MADDİ (ESASA İLİŞKİN) ŞARTLARI 57 A- Borca Batıklık 57 B- iyileştirmenin Mümkün Olması 60 C- Alacaklıların Haklarının Korunması 68 IV- İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN KABULÜNE GETİRİLEN SINIRLAMALAR 72 V- YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME 77 * Numaralar, sayfalan değil, paragraf numaralarını belirtmektedir. X VI- KANUNYOLLARI 83 VII- İFLASIN ERTELENMESİ KARARININ ETKİLERİ 89 VIII- ERTELEME SÜRESİ 126 IX- KAYYIM ATANMASI 132 X- ERTELEME TEDBİRLERİ 142 SONUÇ 148