Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Mayıs (59)      Nisan (92)      Mart (138)      Şubat (201)

İdari Yaptırımların Hukuki Rejimi

İdari Yaptırımların Hukuki Rejimi



Sayfa Sayısı
:  
183
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
2008
ISBN NO
:  
978-9944-265-57-7

13,50 TL

Bu ürün şu anda stoklarımızda yok!
Yazarın diğer ürünlerine gözatmanızı tavsiye ederiz...









GİRİŞ


İdarenin yaptırım uygulama yetkisine sahip olması, yerine ge¬tirmekle yükümlü olduğu geniş faaliyetlerinin gereğidir. Görev alanı¬na giren hizmetleri gerçekleştirebilmesi için idarenin yaptırım yetkisi¬nin bulunması zorunludur. Gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan toplumsal gereksinmeler de idareye çeşitli yaptırımlar uygulayabilme yetkisinin tanınmasına yol açmaktadır.


İdari yaptırımlar, idarenin bir yargı kararına gerek olmadan, ya¬saların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukuku ile bazı ceza hukuku ilkelerini dikkate almak suretiyle idari işlemlerle uygula¬dığı cezalardır.


Suç olmaktan çıkarma eğiliminin bir sonucu olarak yapılan ya¬sal düzenlemelerle idari yaptırımların uygulama alanının genişlediğini görmekteyiz. Suç olmaktan çıkarma eğiliminin etkilerinden birisi, ceza hukuku alanındaki bazı suçların idari suçlara dönüştürülmesi, böylece bazı suçların idare hukuku alanına aktarılmasıdır. Dolayısıyla, ceza hukuku kapsamında bulunan bazı suçların idari suçlara, bazı adli cezaların da idari cezalara dönüştürülmesi idari yaptırımlar alanının genişlemesine yol açmaktadır.


Adli cezalar, mahkemeler tarafından, idari cezalar ise, idare ta¬rafından uygulanan cezalardır. Ülkemizde, -adli cezaların idari cezalara dönüştürülmesi, birkaç yasayı etkileyen 3493 sayılı yasayı dışarda bırakırsak, geniş anlamda 4854 sayılı Bazı Kanunlardaki Cezaların İdari Para Cezasına Dönüştürülmesine Dair Kanun′un 6.5.2003 tari¬hinde yürürlüğe girmesiyle gerçekleşmiş, 30.6.2006 tarihinde yürürlü¬ğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile yaygınlaşmıştır.


İdari yaptırımların uygulama alanının genişlemesinin ikinci ne¬deni ise, izlenen liberal politikaların gereği olarak ekonomik ve top¬lumsal alanda devletin düzenleyici ve denetleyici rolünün genişleme¬sinin sonucu bağımsız idari otoriteler olarak adlandırılan düzenleyici ve denetleyici kurulların oluşturulması ve bunlara tanınan idari yaptı¬rım yetkileridir. Bu gelişme, uygulanan idari yaptırımların çeşitlenme¬sine ve geçmişe göre etkilerinin artmasına yol açmıştır.


Gerçekten, Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Radyo-Televizyon Üst Kurulu, Ban¬kacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu gibi bağımsız idari otoritele-




rin kuruluş, görev ve yetkileriyle ilgili yasaları incelediğimizde, bu kurullara çeşitli idari yaptırım uygulama yetkilerinin tanındığını gör¬mekteyiz. Bu idari yaptırımlar; faaliyetin geçici veya sürekli olarak durdurulması, verilen iznin geri alınması ve idari para cezaları şeklin¬de uygulanmaktadır. Örneğin, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanu¬nu′na göre, Sermaye Piyasası Kurulu, kamu yararının gerektirdiği hallerde sermaye piyasası araçlarının halka arz ve satışını geçici olarak durdurmaya (m.22/b); sermaye piyasası kurumlarının mali yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğunu belirlemesi halinde, kurum yetki¬lilerinin imza yetkilerini sınırlamaya veya kaldırmaya, gerekli önlem¬lerin alınmaması halinde kurumların faaliyetlerini geçici veya sürekli olarak durdurmaya (m.46/g,h); idari para cezaları uygulamaya (47/A) yetkilidir.


Yine, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın¬lan Hakkında Kanun′a göre, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, radyo ve televizyon kuruluşlarına Yasa′da uyarı, yayın durdurma, idari para ce-zası ve yayın lisansının iptali olarak sayıları idari yaptırımları uygu¬layabilme yetkisine sahiptir.


4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun′a göre, Re¬kabet Kurulu, rekabete aykırı davranışların önlenmesi için teşebbüsle¬re belirli bir şekilde hareket etme yükümlülüğü getirebilmekte; Ka¬nun′a aykırı eylemler nedeniyle idari para cezaları (bu cezalar maktu ve nispi olabileceği gibi süreli de olabilmektedir) uygulayabilmekte¬dir. Bu yasalarda sayılan idari yaptırımların uygulanma usul ve esasla¬rıyla ilgili kimi ilkeler de getirilmiştir.


Tezimizde, idari yaptırımlar için uygulanması gereken ortak usul ve esasa ilişkin ilkelerin yer aldığı bir hukuki rejimin olması ge¬rektiğini savunmaktayız. İdari suçların ceza kanunlarından çıkarılarak ayrı bir hukuki rejime tabi tutulması ve bu suçlarla ilgili olarak idare¬ye yaptırım uygulama yetkisinin tanınması sistemi, ilk olarak Alman¬ya, Avusturya, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde uygulanmaya başlamış¬tır.′ İdari yaptırımlar, ceza hukuku alanında bir ceza değildir, ancak bazı önemli ceza hukuku ilkeleri bu alanda da geçerlidir. İdarenin, bu cezaları idari işlemleriyle uyguladığı dikkate alındığında, idare huku¬ku ile ceza hukukunun kesiştiği bu alana İdari Ceza Hukuku denilebi-

MAHMUTOĞLU, Fatih Selami, Kabahatleri Suç Olmaktan Çıkarma Eğilimi ve Para Yaptırımı, İstanbul, 1995, s. 13-36.




lir.2 İdari ceza hukuku, hukuk devleti ilkesinin gereği olan hukuki güvenceleri kişilere sağlarken, aynı zamanda idarenin faaliyetlerini yerine getirebilmesine de olanak sağlamaktadır.


İdari yaptırımlar, idari işlemlerle uygulanmakta ve idari işlemle¬rin hukuki rejimine tabi3 olmakla birlikte, caydırıcı ve cezalandırıcı yönleriyle idari işlemlerden farklılaşırlar, bu nedenle, idari yaptırımla¬ra salt idare hukuku ilkeleri uygulanmaz. Diğer yandan, idari yaptı¬rımlar ceza hukuku yaptırımı olmadığından, ceza hukuku ilkelerinin tamamı bu alanda uygulanamayacağı gibi uygulanacak ilkeler de ceza hukukundaki kadar katı uygulanmaz, bu ilkelerin daha esnek yorum¬lanması gerekebilir. Konumuz, bu alanın sınırlarını belirledikten sonra ilkelerini incelemektir.

Bu çerçevede, disiplin cezalan inceleme alanımızın dışında kalmaktadır. İdare karşısında memur, öğrenci veya kamu kurumu nite¬liğindeki meslek kuruluşunun üyesi olma gibi özel hukuki durumun sonucu olarak ilgili yasal düzenlemelere aykırı davranışlardan dolayı yaptırım uygulanması, idari yaptırımların genel niteliğine uymamak¬tadır. Bu nedenle, statü ilişkisinden kaynaklı olarak uygulanabilen disiplin cezaları tezde incelenmemektedir. Disiplin cezalarının uygu¬lama alanında, örneğin bir kamu kurumunda çalışan memur açısından konuyu incelediğimizde, özel bir hukuki ilişki vardır. Bu hukuki ilişki ast-üst ilişkisi niteliğindedir ve idare, özel bir üstünlük yetkisi ile ha¬reket eder. Dolayısıyla, disiplin cezaları, aralarında hukuki ilişkiler bulunan bireylerin, bu ilişkileri düzenleyen kurallara uymalarını sağ¬lamak ve bunlara aykırı davranılması sonucunda ortaya çıkabilecek düzensizliği gidermek ya da buna neden olanı cezalandırmak amacı ile yetkili idare tarafından uygulanabilecek yaptırımlardır. Sonuç olarak, disiplin cezaları, özel hukuki ilişkinin varlığını gerektirir. İdari yaptı¬rımlar ise, genele ilişkindir. Disiplin cezalarını gerektiren eylemler, sadece belirli bir statüdeki bireyler tarafından işlenebilir. İdari yaptı¬rımları gerektiren eylemler ise, toplumun tüm bireyleri tarafından iş¬lenebilir. İdari yaptırımlar Hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komi¬tesinin 91 sayılı Tavsiye Kararında da disiplin cezaları, idari yaptırım¬lar içinde değerlendirilmemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de


ZANOBINI, Guido, İdari Müeyyideler, AÜSBF Yayınları, (Çev. GÜNAL, H. Yılmaz), Ankara, 1964, s.34.
TAN, Turgut, "İdari Yaptırımlar ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesindeki Güvenceler", Hukuk Kurultayı, 6-10 Ocak 2004, Ankara Barosu Yayı¬nı/İnsan Hakları 2, Ankara, 2004, s.98.




disiplin cezalarını, ilke olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi′nin 6. maddesi kapsamında görmemektedir. Bununla birlikte, tezimizde, idari yaptırımların bazı ilkelerinin (savunma hakkı, gerekçe ilkeleri gibi) incelenmesi sırasında, bu ilkeler disiplin cezalarında da uygulan¬dığı ve idari yaptırımları da etkileyebileceği için, disiplin cezalarıyla ilgili bazı yargı kararlarını inceleme gereği duyduk.


Bu çalışmanın konusu, idare içinde yer alan makam ve mercile¬rin idari yaptırımlarıyla sınırlıdır. Bu çerçevede, 5326 sayılı Kabahat¬ler Kanunu (m.23 ve m.24) ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yü¬rürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunla (m.7/4) istisnai olarak Cumhuriyet savcılarına ve ceza mahkemelerine verilen idari para ce¬zası uygulama görev ve yetkisi, çalışmanın kapsamı dışında tutulmuş¬tur. Dolayısıyla, konu organik ölçüt benimsenerek incelenmektedir. İdari yaptırımlar, idarenin bir işlemi olduğundan organik ölçüte göre tanımlanmaktadır.


Tezde, idari yaptırımlar alanındaki bilimsel çalışmaların Ana¬yasa Mahkemesi′nin ve Danıştay′ın idari yaptırımlara ilişkin kararları ile birlikte değerlendirilmesine, böylece doktrinin yargısal içtihatları, yargısal içtihatların da doktrini etkilemesi suretiyle konunun ilkeleri¬nin belirlenmesine ve geliştirilmesine gayret edilmiştir.


Tezin birinci bölümünde, idari yaptırım kavramı açıklandıktan ve idari yaptırımların uygulama alanının genişlemesinin nedenleri ve sonuçları belirtildikten sonra, idari yaptırımların türleri anlatılmak¬tadır. İdari yaptırımların ayrı bir hukuki rejime tabi olması için, bu alanda genel olarak uygulanması gereken usul ve esasa ilişkin ilkele¬rin neler olabileceği, bu ilkelerin neden gerekli olduğu açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda, mevzuatta yer alan çeşitli idari yaptı¬rımların tabi olduğu birbirinden farklı usul ve esasa ilişkin kurallara da değinilerek bu farklılıkların ortadan kaldırılması gerektiği vurgulan¬mıştır. Diğer yandan, Kabahatler Kanunu ile getirilmek istenen siste¬me, bu sistemin yol açtığı sorunlara ve bu konudaki yorum ve değer¬lendirmelere yer verilmektedir.


Tezin ikinci bölümünde usule ilişkin ilkeler incelenmiştir. Bu ilkeler, savunma hakkı, gerekçe ilkesi, tarafsızlık ilkesi ve yargı yolu olarak belirlenmiştir. Üçüncü bölümde ise, esasa ilişkin ilkeler, yasal-lık ilkesi, kusur ilkesi, cezaların bireyselliği ilkesi, ölçülülük ilkesi ve ne bis in idem ilkesi başlıkları altında incelenmiştir.


İDARİ YAPTIRIMLARIN HUKUKİ REJİMİ


İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1

1. BÖLÜM


İDARİ YAPTIRIMLARLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR VE GENEL DEĞERLENDİRMELER

A. YAPTIRIM KAVRAMI...7

B. İDARİ YAPTIRIM KAVRAMI...8

B.l. Tanım...10

B.2. İdari Yaptırımların Nitelikleri...15

B.3. Uygulama Alanının Genişlemesi...18

C. İDARİ YAPTIRIM TÜRLERİ...21

C.l. İdari Para Cezaları...22

C.2. Diğer İdari Yaptırımlar...25

D. İDARİ YAPTIRIMLAR ALANINDA GENEL OLARAK GEÇERLİ OLABİLECEK İLKELER HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME...26

D.l. İdari Usulün Önemi ve İşlevi...27

D.2. Kabahatler Kanunu′nun İdari Yaptırımlar Alanındaki
Etkileri...33

2. BÖLÜM USULE İLİŞKİN İLKELER

A. SAVUNMA HAKKI...39

A.l. Tanım...39

A.2. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararlarında Kavramın
Anlamı ve İdari Yaptırımlardaki Yeri...42

B. GEREKÇE İLKESİ...48

B.l. Tanım...48

B.2. Uygulama Alanı...48

B.3. Gerekçe ve Neden Kavramları...49

B.4. Gerekçe İlkesinin İşlevi...51

B.5. Gerekçenin Zorunlu Olmayabileceği İşlemler...54

B.6. Danıştay′ın Yaklaşımı...55

B.7. Türk İdare Hukukunda Gerekçe İlkesinin Yerleşmesi İçin
Yapılması Gerekenler...59

C. TARAFSIZLIK İLKESİ...61

C.I. Tanım...61

C.2. Adil Yargılanma Hakkı ve Tarafsızlık İlkesi...62

C.3. Danıştay Kararlarında Tarafsızlık İlkesinin Uygulanması...64

D. YARGI YOLU...66

D.l. Hukuki Dayanağı...66

D.2. Yargısal Denetimin Gerekliliği...69

D.3. İdari Başvuru Yolunun Etkili Olması Zorunluluğu...73

D.4. Görevli Yargı Yeri...78

D.5. İdari Yargıda Farklı Bir Yargısal Denetim Usulü ve Temyiz Yolunun Kapatılması...88

D.6. Etkili Yargısal Denetim...99

D.6.a. Re′sen Araştırma...103

D.6.b. İdari Para Cezasının Azaltılması...106

3.BÖLÜM ESASA İLİŞKİN İLKELER

A. YASALLIK İLKESİ...113

A.l. Belirlilik Kuralı...114

A.2. Kıyas Yasağı...122

A.3. Geçmişe Uygulama Yasağı...124

A.4. Yasada Yer Almayan Bir Yaptırımın İdarenin Düzenleyici
İşlemleriyle Getirilemeyeceği...133

A.5. İdarenin Düzenleme Alanı...138

A.6. Değerlendirme...145

B. KUSUR İLKESİ...146

B.l. Tanım...146

B.2. Kusurluluğu Ortadan Kaldıran veya Azaltan Nedenler...148

C. CEZALARIN BİREYSELLİĞİ İLKESİ...149

C.l. Tanım...149

C.2. Tüzel Kişilerin Ceza Sorumluluğu...150

C.3. İlkenin İdari Yaptırımlarda Uygulanması...151

D. ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ...155

D.l. Tanım...155

D.2. İlkenin Unsurları: Elverişlilik, Gereklilik, Orantılılık...155

D.3. İlkenin İdari Yaptırımlarda Uygulanması...158

D.4. Takdir Yetkisi ve Ölçülülük İlkesi...161

E. NE(NON) BIS İN İDEM İLKESİ...163

E.l. Tanım...163

E.2. İlkenin İdari Yaptırımlarda Uygulanması...163

SONUÇ...169

KAYNAKÇA...173

KAVRAM DİZİNİ...181