Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Nisan (36)      Mart (138)      Şubat (201)      Ocak (190)

Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal Hak Ve Alacaklarının Haczi

Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal Hak Ve Alacaklarının Haczi



Sayfa Sayısı
:  
226
Kitap Ölçüleri
:  
21x18 cm
Basım Yılı
:  
2005
ISBN NO
:  
975-6145-30-7

60,00 TL











ÖNSÖZ Türk hukuk sisteminde özellikle bankaları ve kamu kurumlarını en çok ilgilendiren meselelerden bir tanesini oluşturan îlK m. 89 bu açıdan uygulaması son derece fazla olan bir düzenlemeyi içermektedir. İlk defa 4.9.1929 tarihinde 1424 sayılı Kanun ile yürürlüğe girmiş bulunan İcra ve İflas Kanunumuz, 9.6.1932 tarih ve 2004 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve bu tarihten günümüze kadar da bir çok kez değişikliğe uğramıştır. Bu değişikliklerden kuşkusuz İİK. m. 89′da payını almıştır. Anılan ve çalışmamızın esasını teşkil eden maddede yapılmış olan tüm değişiklikler 89. maddenin Türk İcra ve İflas Kanununun kaynağını teşkil eden ve İsviçre′den iktibas ettiğimiz "Borç İçin Takip ve İflas Hakkında Federal Kanunu"nun (Loi Federale du 11 Avril 1889 sur la pour-suite pour dettes et la faillite = LP) 99. maddesinden tamamen farklı bir hal almasına yol açmıştır. Gerçekten de İsviçre İcra ve İflas Kanunun 99.maddesi tek fıkradan ibaret ve mahcuz alacağın borçlusuna bildirimde bulunulmasını düzenleyen gerçek anlamda bir muhafaza tedbiri mahiyetinde olmasına karşın Türk İcra ve İflas Kanunun 89. maddesi çeşitli dönemlerde yapılan değişiklikler neticesinde dokuz fıkrayı bünyesinde barındırmakla tam anlamıyla karmaşık bir yapı sergilemektedir. İİK m. 89, kompleks bir düzenlemeye sahip olmakla her ne kadar İsviçre İcra ve İflas Kanunun′dan ayrılmakta ise de, en önemli farklılık, iki hüküm arasındaki (İİK. m. 89 ve LP m. 99) işlevsel ayrımda kendini gösterir. Zira, yukarıda ifade ettiğimiz gibi LP m. 99 salt bir muhafaza tedbiri mahiyetinde olmasına karşın, İİK. m. 89′un esas fonksiyonu alacaklının üçüncü şahıstaki alacağının tahsil edebilmesine imkan sağlamasıdır. Bu durum, LP m.99 ile m. 131 arasında mevcut olan uyumun Türk hukuku bakımından İİK. m. 89 ile m. 120, f.2 arasında da bulunmasına engel olmuştur. Üçüncü şahıslardaki alacaklarının tahsili imkanı takip prosedürü içinde alacaklıya tanındığı için İİK. m. 120, f. 2′nin uygulanması imkanı çok daralmıştır. Kötü niyetli alacaklılar ve/veya borçlular ÎÎK. m. 89′u uzun yıllar boyunca bankalara ve kamu kurumlarına karşı bir tehdit aracı olarak kullanmışlardır. Takip borçlusuna borçlu olmadığını bildikleri halde alacaklılar, üçüncü şahıs konumundaki kimselere gelişigüzel bir şekilde haciz ihbarnameleri göndermişler ve onların da ihmalinden yararlanarak büyük menfaatler elde etmişlerdir. Özellikle 4949 sayılı Kanun ile ÎİK m. 89′a getirilen yenilikleri de bu çerçevede değerlendirerek üçüncü şahısların kötü niyetli alacaklılara karşı korunmasının hedeflendiği söylenebilir. Ancak, üçüncü şahısları korumak için anılan Kanun ile getirilen önlemlerin alacaklı, borçlu ve üçüncü şahıs arasındaki dengeler açısından esaslı bir şekilde sorgulanması ve eleştirilmesi gerekmektedir. Ancak bu eleştiriyi yaparken de 4949 sayılı Kanunun ihdas edildiği dönemde ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi tablonun da gözönünde bulundurulması, eleştirinin objektif bir bakış açısı ile yapılabilmesi bakımından önem arz etmektedir. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimsel Enstitüsü′nde doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışma 31.03.2005 tarihinde Sayın hocam Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK başkanlığında olmak üzere Sayın Prof. Dr. M. Kamil YILDIRIM, Sayın Prof. Dr. M. Emin ARTUK, Sayın Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ ve Sayın Doç. Dr. Halûk KONURALP′ten oluşan jüri önünde savunulmuş ve oybirliği ile kabul edilmiştir. Uygulaması son derece yoğun olan ve 1ÎK m. 89′da düzenlenen "Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal, Hak ve Alacaklarının Haczi" başlıklı konuyu bana öneren ve tezin her aşamasında engin bilgi ve deneyiminden yararlanma olanağını elde ettiğim değerli hocam ve danışmanım Sayın Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK′e çalışmama yapmış olduğu önemli katkılar nedeniyle şükranlarımı ifade etmek isterim. Çalışmamı hazırladığım süre boyunca yardımlarını esirgemeyen ve çok değerli bilimsel katkılarda bulunan saygıdeğer hocam ve Anabilim Dalı Başkanımız Sayın Prof. Dr. M. Kamil YILDIRIM′a özellikle teşekkürlerimi sunmak isterim. Ayrıca tez çalışmam ile ilgili yapıcı eleştiricilerde bulunan ve bana yeni açılımlar sunan Sayın Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ ve Sayın Doç. Dr. Halûk KO-NURALP′e de katkılarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Tez çalışması esnasında bana sağladıktan her türlü destek ve yardım için sevgili kürsü arkadaşlarım ve meslektaşlarım Sayın Yrd. Doç. Dr. Gülcan SUNAR, Sayın Arş. Gör. Hamide Özden Özkaya-FERENDECl ve Sayın Arş. Gör. Derya Keskinci-KAPTAN′a da katkılarından dolayı teşekkürlerimi sunmak isterim. Titiz çalışması ile kitabımın basımını üstlenen Sayın Hamiyet ARIKAN ve sayfa düzenini yapan Sayın Nadiye GÜMEN YALÇIN′a teşekkürlerimi belirtmek isterim. MURAT YAVAŞ istanbul, Temmuz 2005 GİRİŞ Cebri icranın amacı, alacaklının haklarına kavuşmasını sağlamaktır1. Bunu gerçekleştirmek için de haciz kural olarak zorunlu bir safhadır. Haciz isteme hakkı, alacaklının borçluya karşı girişmiş olduğu takip kesinleşince doğar. Böylece alacaklı, icra dairesi aracılığı ile borçlunun mallarına el koyma ve daha sonra bunların satışından elde edilecek gelir ile alacağını tahsil etme imkanına sahip olur. Bazı durumlarda borçlunun elindeki mallar alacaklının alacağını karşılamaya yetmez ya da doğrudan borçlunun mallarına el konulması alacaklının menfaatine uygun düşmez. Bu gibi durumlarda alacaklı, borçlunun üçüncü şahıslardaki mal, alacak ve haklarını da haczettirme yoluna gidebilir (İİK m. 85, f.l)2. İİK m. 89, takip borçlusuna borçlu durumda bulunan üçüncü şahsa karşı takip alacaklısının sahip olduğu haciz olanağını düzenlemektedir. Alışılagelen alacaklı ve borçlu ilişkisine ilave olarak, üçüncü şahsın varlığı ve kanun koyucunun bunların her birinin haklarını aynı madde içinde koruma gayreti, İİK m. 89′un mehaz İsviçre İcra ve İflas Kanunundan daha geniş olarak düzenlenmesi sonucunu doğurmuştur3. İsviçre İcra ve İflas Kanununun, İİK m. 89, f.l′i karşılayan 99.maddesi tek fıkradan ibarettir4. Tarihsel gelişim5 süreci içinde menfaatler dengesine uygunluk çabalan bizim düzenlememizin mehazdan tamamen farklı bir hal almasına yol açmıştır. Nitekim son olarak 4949 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun6 ile, ÎİK m. 89, f.3 tamamen, f.5 ise ARSLAN, s.93. AKYAZAN, İnceleme, s.343; UYAR, Gerekçeli - Notlu - İçtihadı İcra İflas, s.2443. "Borçlu hakkında takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının lİK′nun 78 ve müteakip maddeleri gereğince borçlunun hak, alacak ve malları üzerine doğrudan haciz konulmasını isteme hakkı vardır. Öte yandan, lİK′nun 89. maddesi gereğince borçlunun 3.şahıs nezdindeki hak ve alacağının haczi için ...3. şahsa 89/1 ve 2. haciz ihbarı tebliği suretiyle haczi de mümkündür" (12.HD. 20.4.2004 T, 5486 E, 9785 K sayılı yayımlanmamış karar). Bkz. aşa. s.2. LP. m.99: "Alacak üzerine veya ciro ile devredilemeyen ya da hamiline ait olmayan başka bir hakka haciz konulduğunda, icra memuru, üçüncü şahsa, sadece icra dairesine ödeme yaparak borcunu sona erdirebileceğini bildirir". Tarihsel gelişim süreci içinde İİK 89′da yapılan değişiklikler için bkz. ÜSTÜNDAĞ, İcra İflas Kanununun 89. Maddesi, s. 5 vd; ARSLAN, s. 108; TUNÇOMAĞ, Sorunlar, s.450vd. Bkz. 17.7.2003 tarih ve 21584 sayılı RG. kısmen değiştirilmiştir. Kanun değişikliğiyle, zaten mehaza göre çok geniş olan maddeye üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliği zorunluluğu getirilmiştir. 538 sayılı yasadan önce bir haciz ihbarnamesi ile yetinilirken, anılan yasadan sonra ikinci haciz ihbarnamesi ihdas edilmiş ve böylece üçüncü şahısların korunması amaçlanmıştır. Son olarak üçüncü haciz ihbarnamesinin ihdası ile, özellikle bankaların ve kamu kurumlarının kötü niyetli alacaklılara karşı korunması hedeflenmiştir. İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4949 sayılı Kanun ile değiştirilen İİK m. 89, f.3 ve f.5′in son cümlesinin tam metni dikkate alındığında alacaklının alacağının tahsili imkanının zorlaştırılmış olduğu görülür. Bu durum, üçüncü şahsı alacaklı karşısında daha güçlü konuma getirmiş ve böylece taraflar arasında kurulmak istenen denge alacaklı aleyhine bozulmuştur. Alacaklının sadece takip borçlusundan değil, aynı zamanda takip borçlusuna borçlu olan üçüncü şahıstan da alacağını elde edebilme imkanı, İİK m. 89′un geniş olarak düzenlenmesi sonucunu doğuran etkenlerden biridir. Kanun koyucunun İİK m.89 çerçevesinde alacaklıyı ve borçluyu olduğu kadar, üçüncü şahsı da koruma arzusu yersiz değildir. Genel haciz sistemi içinde alacaklı ve borçlu arasında cereyan eden prosedüre üçüncü şahıs yabancı durumdadır. Kendisinin taraf olmadığı bu süreçte üçüncü şahsın ne herhangi bir iddiada ve ne de muhalefette bulunma olanağı vardır. Dolayısıyla, hiç olmazsa sonradan bu fırsatın üçüncü şahsa tanınması gerekir. İİK m. 89′un mehazdan farklı olarak bu kadar geniş tutulmasının nedenlerinden birisi de budur7. Borçlunun üçüncü şahıslardaki mal, alacak ve haklarının -kesin haczi gibi-ihtiyati haczi de mümkündür8. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı üzerine ihtiyati haciz uygulayan icra dairesi üçüncü şahsa birinci haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü şahıs haciz ihbarnamesine itiraz edecek olursa, alacaklının İİK m.89, f.4′e göre üçüncü şahsa karşı icra mahkemesinde ceza ve tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Ancak, alacaklının bu davayı açabilmesi için ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi lazımdır. Prosedürün devamında üçüncü şahsa üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmiş ise, üçüncü şahsın menfi tespit davası açabilmesi için alacaklı lehine olan ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesini beklemesine gerek bulunmamaktadır9. Bu halde, üçüncü şahsın borcun zimmetinde sayılmasının kesinleşmesine engel olmak için süresi içinde menfi tespit davası açmasında hukuki menfaati vardır. Menfi tespit davası devam ederken ihtiyati haciz hükümsüz hale gelirse söz konusu dava konusuz kalmış olacaktır. 7 TUNÇOMAĞ, Sorunlar, s.450. 8 KURU, Değişiklikler, s.74; AÇIKGÖZ, s. 1. 9 KURU, Değişiklikler, s.74. Üçüncü şahıs, kendisine gönderilmiş olan haciz ihbarnamesine cevap olarak takip borçlusuna borçlu olduğunu icra dairesine bildirecek olursa, bu borcunu icra dairesine öder. Ancak, bu alacak üzerine konulmuş olan ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden icra dairesindeki para alacaklıya ödenmez. İtirazın geçici kaldırılmasına bağlı olarak alacaklı lehine ortaya çıkan geçici haciz isteme hakkının söz konusu olduğu hallerde de, takip alacaklısının, borçlunun üçüncü şahıslarda bulunan mal, hak ve alacaklarının muhafaza edilmesini sağlamak için üçüncü şahsa icra dairesi aracılığıyla haciz ihbarnamesinin tebliğe çıkarılmasını isteme olanağı mevcuttur10. Çünkü, geçici haciz, kesin haciz hakkındaki hükümlere tabidir11. Dolayısıyla, bankada bulunan bir alacak üzerine geçici haciz konursa, icra dairesinin bankaya haciz ihbarnamesi gönde-rebilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Bankaya gönderilecek olan haciz ihbarnamesinde, borçlunun üçüncü şahıstaki alacağına konulan haczin geçici haciz mahiyetinde olduğunun açıkça belirtilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır12. Yine tüm bu nedenlerle, takip borçlusunun bir bankada kiralık kasası mevcut ise icra dairesi, kasa içindeki kıymetlere yönelik olarak geçici haciz uygulayabilecektir13. İİK m. 89′un uygulama alanı bankalar açısından son derece geniştir. Haksız bazı girişimler ile üçüncü şahıs konumunda bulunan kimselerin (özellikle bankaların) mağdur edilmesi çok sık rastlanan bir durumdur14. Gerçekten de alacaklının, takip borçlusunun bankada bir mevduatının olup olmadığını bilmeden, herhangi bir veya birden fazla banka şubesine haciz ihbarnamesi tebliğ ettirmek suretiyle bir hak elde etme gayreti içine girebilmesi mümkündür15. Ancak, üçüncü şahıs için her ne kadar böyle bir tehlike mevcut ise de, 89. maddenin alacaklıyı tatmin eden pratik faydası da inkar edilemez. Bu nedenle, üçüncü şahsı bu tür haksız girişimlere karşı koruyucu mekanizmalar geliştirmek ve maddenin işlerliğini sağlamak en doğru olandır16. İşte bunlardan bir tanesi 538 sayılı Kanun ile getirilen, ikinci ihbarnamenin tebliğ ettirilmesi zorunluluğudur. 10 11 12 13 14 15 16 KURU, Değişiklikler, s.75; KURU, El Kitabı, s.427. STAEHELİN/BAUER/STAEHELİN, s.1013; GİLLİERON, Poursuite pour dettes, faillite et concordat, s. 152. Ayrıca bkz. ATF 102 III 9. STAEHELİN/BAUER/STAEHELİN, s. 1013; GİLLİERON, Poursuite pour dettes, faillite et concordat, s. 152; ÜSTÜNDAĞ, İcra Hukukunun Esasları, s. 125; UYAR, Haciz, s.6; KURU, İcra İflas, C.I, s.413. KURU, Değişiklikler, s.75. GİLLİERON, Poursuite pour dettes, faillite et concordat, s. 152. KURU, Alacakların Haczi, s. 10; ARAL, s.218; ÜSTÜNDAĞ, icra iflas Kanununun 89. Maddesi, s.9. TUNÇOMAĞ, Sorunlar, s.450; UYAR, Yenilikler, s. 174. ÜSTÜNDAĞ, İcra İflas Kanununun 89. Maddesi, s. 9. Böylece, üçüncü şahsın sırf birinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle takip borçlusuna borçlu olduğu iddia edilen parayı derhal icra dairesine ödemek zorunda bırakılması artık söz konusu olmamaktadır. Üçüncü şahıs ikinci kez korunmuştur. Üçüncü şahsın haciz ihbarnamesine itiraz etmesi halinde, bunun sırf alacaklıyı mağdur etmek ve alacağını elde etme girişimini engellemek amacına dayanması ihtimaline karşı kanun koyucu, İİK m. 89, f.4 ile, alacaklının üçüncü şahsa karşı ceza ve tazminat davası açabilmesi imkanını getirmiştir. Görüldüğü gibi, İİK m.89 kendi içinde ağır sonuçlar içeren düzenlemeler barındırırken, aynı zamanda bu sertlikleri yumuşatmaya çalışan, alacaklı, borçlu ve üçüncü şahıs arasında menfaat dengesini kurmayı amaç edinen bir sisteme sahiptir. Bu durum, maddenin çok kapsamlı bir hal almasına ve mehaz İsviçre İcra ve İflas Kanununun bizim İİK m.89′u karşılayan düzenlemesinden tamamen farklı bir yapıya sahip olmasına neden olmuştur. Bu durumun başka bir sonucu da İİK m.89 ile İİK m. 120 arasında da bir uyumsuzluğun ortaya çıkmış olmasıdır. Oysa İsviçre′de LP m.99 (İİK m.89, f.l) ile LP m.131 (İİK m. 120) arasında uyum vardır17. 1424 sayılı İcra ve İflas Kanunu 4 Eylül 1929 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan yasada bugünkü İİK m.89′un karşılığı olan 78. madde şu şekildeydi: "Hamiline ait yahut cirosu kabil senede müstenit olmayan alacak veya sair bir talep hakkı haczedilirse, icra memuru borçlu olan üçüncü şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini bildirir". Bu düzenleme LP m.99′un aynıdır. Görüldüğü üzere, bugün birçok ilavenin yapıldığı İİK m.89, 1424 sayılı Kanun ile mehaza sadık kalınarak ihdas edilmiştir. Ancak bu kanun, 19.6.1932 tarih ve 2128 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2004 sayılı Kanun ile (m. 368) ilga edilmiştir. Söz konusu yeni düzenlemede ise, İİK m.89 şu içeriğe sahip olmuştur: "Hamiline ait olmayan yahut cirosu kabil senede müstenit bulunmayan alacak veya sair talep hakkı haczedilirse icra memuru borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve aşağıdaki fıkralar hükmünü bildirir". Görüldüğü gibi, "...aşağıdaki fıkralar hükmünü bildirir" ifadesiyle maddeye mehazda olmayan ilaveler yapılmaya başlanmıştır. 2004 sayılı Kanunun 368. maddesinin ikinci fıkrasında bugünkü 89. maddede olduğu gibi itiraz nedenleri örnek mahiyetinde sayılmıştır. Ancak, itiraz süresi şimdiki düzenlemeden farklı olarak haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren on gün idi. Üçüncü fıkra ile, üçüncü şahsa gecikmiş itirazda bulunma olanağı sağlanmış ve borçluya karşı gen^l hükümler çerçevesinde müracaat ve tazminat hakkı saklı tutulmuştur. Maddenin dördüncü fıkrası ile, üçüncü şahsın yedinde Bkz. aşa. s.206. sayılan malm tesliminin mümkün olmaması halinde, takip alacaklısının mahkemeye başvurarak malın değerinin ödenmesini sağlayabileceği ifade edilmiştir. Anılan Kanunda, bugünkü 89.maddede olduğu gibi, üçüncü şahsın beyanının gerçeğe aykırı olması durumunda alacaklının üçüncü şahıs hakkında ceza ve tazminat talebinde bulunabileceğine işaret edilmiştir. 89. maddede 1965 yılında 538 sayılı Kanun ile de değişiklik yapılmıştır. Özellikle ikinci haciz ihbarnamesinin ihdası bu yasa ile sağlanmıştır. 538 sayılı Kanun ile getirilen bir diğer yenilik de şudur: Haciz ihbarnamesi bir tüzel kişinin veya kurumun merkez ve şubelerinden hangisine tebliğ edilmiş ise, bu ihbarnameye karşı beyanda bulunma mükellefiyeti yalnız ihbarnameyi tebellüğ eden merkez veya şubeye ait olacaktır. İcra ve İflas Kanunumuz 1985 yılında 3222 ve 1988 yılında da 3494 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış olmakla birlikte, İİK m. 89 bakımından tek değişiklik 3494 sayılı Kanun ile ′lik tazminatın % 40′a çıkarılması olmuştur (İİK m.89, f.3). 4949 sayılı Kanun ile İİK m.89′da yapılan değişiklikte söz konusu tazminat oranında bir farklılık yaratılmamıştır. Fransız hukukunda da İİK m.89′a benzer bir kuruma yer verilmiştir. Özellikle 1991 tarihli reformun en önemli sonuçlarından birisi olan bu kurumda üçlü bir ilişki göze çarpmaktadır. Reformdan öncejtaisie-arret ismini taşıyan yapının tam olarak yerini almamakla birlikte onun daha etkin olmasını sağlayan ve daha hızlı bir prosedüre sahip bulunan saisie-attribution kurumunda da takip alacaklısı, takip borçlusu ve takip borçlusuna borçlu durumda bulunan üçüncü şahıs yer almaktadır. Türk hukukunda olduğu gibi, saisie-attribution kurumu, takip borçlusuna borçlu olan üçüncü şahsa karşı yapılan bir haciz türüdür. Fransız hukukunda, İcra ve İflas Kanunumuzdaki düzenlemeden farklı olarak, üçüncü şahsın takip borçlusuna olan borcu para borcu niteliğinde değil de, bir menkul mal ise artık saisie-attribution uygulanamaz; onun yerine saisie-vent denilen ve ayrı bir prosedürün uygulanmasını gerektiren usul devreye girer. İİK m.89 bakımından ise, üçüncü şahısta bulunan alacağın konusunun para ya da menkul mal olması farketmez; her iki halde de İİK m.89′daki prosedür uygulanır. Fransız hukukunda, bankalardaki mevduatın haczi de çok geniş şekilde düzenlenmiştir (9 Temmuz 1991 ve 91-650 no′lu Kanunun uygulanmasını gösteren 92-755 no′lu Decret m.73-79)18. 18 İcra prosedürü konusunda reform niteliğindeki kuralları düzenleyen 9 Temmuz 1991 tarihli kanuna ileride L. n° 91-650 ve bu kanunun ilgili maddesi belirtilerek atıfta bulunulacaktır. Söz konusu kanun 14 Temmuz 1991′de Journal Officiel′de yayımlanmıştır (JO 14 juillet 1991). Ayrıca, anılan kanunun uygulanma şeklini gösteren kararnameye ise Dec. n° 92-755 şeklinde atıfta bulunulacaktır. Kararnamenin yayımlanma tarihi ise 5 Ağustos 1992 (JO 5 ao-ût 1992)′dir. Çalışmamızda değinilecek noktalardan biri; Türk ve Fransız hukuku arasında önemli bir farklılığı oluşturan, üçüncü şahsın bilgi verme yükümlülüğüdür. Fransız hukukunda, üçüncü şahsın bilgi verme yükümlülüğüne büyük önem verilmiş, bu yükümlülüğe uymamanın müeyyideleri çok ağır bir şekilde düzenlenmiştir. Türk hukukunda, üçüncü şahsın bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, en fazla, kendisinin, takip borçlusuna olan borcu ölçüsünde, icra dairesine ödeme yapma riski ile karşı karşıya kalması söz konusu olurken19; Fransız hukukunda bu durumda üçüncü şahsın yapmak zorunda kalabileceği ödeme, takip borçlusuna borçlu olduğu miktarı da aşarak, alacaklının takip borçlusundan olan alacağı ölçüsünde olabilecektir. Bu da üçüncü şahsın sorumluluk sınırını çok fazla genişletmektedir. Bu son duruma örnek verecek olursak; takip alacaklısının borçludan olan alacağı 1000 € ve üçüncü şahsın takip borçlusuna olan borcu 500 € ise, Fransız hukukunda bu durumda bilgi verme yükümlülüğüne aykırı hareket eden üçüncü şahsın ödemek zorunda kalabileceği rakam 1000 € olabilecektir. Yukarıda kısaca takdim ettiğimiz borçlunun üçüncü şahıslardaki mal, hak ve alacaklarının haczi konulu çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, borçlunun üçüncü şahıslarda bulunan alacaklarının hacze-dilmesi ve bunun üçüncü şahsa bildirilmesi ele alınacaktır. Burada, özellikle, haciz ihbarnamesinde bulunması gerekli unsurlardaki eksikliğin müeyyideleri Fransız hukuku ile karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Ayrıca haczin ve haciz ihbarının üçüncü şahıs, borçlu ve takip konusu alacak bakımından etkileri üzerinde durulacaktır. Üçüncü şahsın bilgi verme yükümlülüğünün özellikleri yine Fransız hukuku ile mukayeseli olarak değerlendirilecektir. İkinci bölümde, haciz ihbarnamesini alan üçüncü şahsın bu ihbarnameye itiraz etmemesi ve buna bağlanan sonuçlar incelenecektir. Yine bu bölümde üçüncü şahsın haciz ihbarnamesine itiraz etmesi durumunda bu itirazın sonuçları ve itiraza karşı alacaklının hareket tarzı üzerinde durulacaktır. Ayrıca, üçüncü şahsın takip borçlusuna borçlu olmadığı halde icra dairesine ödemede bulunması faraziyesinde onun alacaklıya ve/veya borçluya müracaat hakkı da bu bölüm içinde değerlendirilecektir. Üçüncü bölümde, bankada mevcut hesap türleri açısından, bankadaki alacakların haczedilmesi ve bankaların bilgi verme yükümlülüğü bağlamında ban- 19 Türk hukukunda üçüncü şahsın bilgi verme yükümlülüğüne uygun hareket etmemesi halinde hukuki sorumluluğunu düzenleyen açık bir yaptırım yoktur. Alacaklı, 1IK m.89, f.4 çerçevesinde üçüncü şahsın gerçeğe uygun olmayan cevabı nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini (ceza davası ile birlikte) dava edebilir ise de, "tazminat" kavramı içine neyin ya da nelerin girdiği hususunda doktrinde görüş birliği bulunmamaktadır. Oysa aynı faraziye için Fransız Hukukunda, Dec. n° 92-755 m.60′da çok açık bir şekilde üçüncü şahıs için ağır bir yaptırım hükme bağlanmıştır. ka sırrı kavramı üzerinde durulacaktır. Çeşitli ticaret şirketlerinde bulunan hak ve alacakların haczi ve maddi hukuktan kaynaklanan bazı özel durumlar da yine bu bölümde ele alınacaktır. Ayrıca, maaş ve ücret alacaklarının haczine de bu bölümde yer verilecektir. Taşınır malların haczine ve AATUHK′nda yer alan üçüncü şahıslardaki mal, hak ve alacakların haczine ilişkin özelliklere de bu bölümde değinme imkanımız olacaktır. Dördüncü ve son bölümde ise 1ÎK m.89 ve İİK m. 120 birlikte değerlendirilerek, iki düzenleme arasındaki hukuki fark üzerinde durulacaktır. Yine bu bölümde alacakların paraya çevrilmesi konusu işlenecektir. İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V KISALTMALAR XI GİRİŞ 1 I. BÖLÜM GENEL OLARAK ÜÇÜNCÜ ŞAHISTAKİ ALACAĞIN HACZİ ve HACZİN BİLDİRİLMESİ 1. Alacak Haczinin Yapılması , 9 2. Birinci Haciz İhbarnamesi 16 A. Tanımı ve Hukuki Niteliği 16 B. Birinci Haciz İhbarnamesinin İçeriği 20 C. Birinci Haciz İhbarnamesinin Gönderilmesinde Yetkili İcra Dairesi 32 D. Birinci Haciz İhbarnamesinde Bulunması Gerekli Unsurlar ve Bu Unsurların Müeyyidesi 37 3. Haciz ve Haciz İhbarının Etkileri 40 A. Üçüncü Şahıs Bakımından 40 B. Takip Borçlusu Bakımından 53 C. Takip Alacaklısı Bakımından 55 D. Takip Konusu Alacak Bakımından 56 a. Asıl Borç İlişkisine Etkisi 57 b. Fer′i Borç İlişkisine Etkisi 58 II. BÖLÜM HACİZ İHBARNAMESİNE KARŞI ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN TUTUMU ve BUNLARIN SONUÇLARI 1. Üçüncü Şahsın Borçlu Olduğunu Bildirmesi 59 2. Üçüncü Şahsın Birinci Haciz İhbarnamesine İtiraz Etmemesi 68 3. İkinci Haciz İhbarnamesi 69 A. İkinci Haciz İhbarnamesinin İçeriği 70 B. İkinci Haciz İhbarnamesinin Etkisi ve Önemi 71 4. Birinci veya İkinci Haciz İhbarnamesine itiraz 72 A. Genel Olarak Haciz İhbarnamesine İtiraz ve İtirazın Özellikleri .... 72 a. İtiraz Süresi 73 b. İtirazın Şekli 76 c. İtiraz Sebepleri 79 d. Gecikmiş İtiraz 89 B. Birinci veya İkinci Haciz İhbarnamesine İtirazın Sonuçları 93 a. Üçüncü Şahsın Beyanının Aksini İspat 95 b. Alacaklının İcra Mahkemesinde Ceza ve Tazminat Davası Açması 97 aa. Dava Açma Süresi 100 bb. Yargılama Usulü 101 cc. İspat Yükü 102 dd. Davanın Sonuçlan 106 5. Birinci veya İkinci Haciz İhbarnamesine İtiraz Edilmemesi Üzerine Üçüncü Şahsa Bildirimde Bulunulması (Üçüncü Haciz İhbarnamesi) 108 A. Üçüncü Şahsın Menfi Tespit Davası Açması 109 a. Taraflar 110 b. Yetkili - Görevli Mahkeme 112 c. Dava Açma Süresi ve Sürenin Hukuki Niteliği 113 d. İspat Yükü 118 e. Davanın Neticesi 121 B. Üçüncü Şahsın Menfi Tespit Davası Açmaması 124 6. Üçüncü Şahsın Borçlu Olmadığı Halde Ödediği Parayı Geri Alabilmesi 128 A. Üçüncü Şahsın Takip Borçlusuna Müracaat Hakkının Kapsamı ve Hukuki Dayanağı 128 a) Zenginleşme 129 b) Geçerli Bir Hukuk Sebebin Bulunmaması 130 c) Fakirleşme 130 d) Nedensellik Bağı 131 B. Üçüncü Şahsın Kötü Niyetli Alacaklıya Müracaat Hakkının Kapsamı ve Hukuki Dayanağı 132 a) Alacaklının Kötü Niyetli Olması 133 b) Zarar .′ 136 c) İlliyet Bağı 137 C. Üçüncü Şahsın Takip Borçlusuna ve Kötü Niyetli Alacaklıya Birlikte Müracaat Edebilmesi Hakkı ve Hukuki Dayanağı 139 III. BÖLÜM ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARDAKİ MENKUL MALLAR ve BAZI ALACAK TÜRLERİ AÇISINDAN İİK m.89′un UYGULANMASI 1. Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Menkul Mallarının Haczi 141 A. Borçlunun Elinde Bulunan Menkul Malların Haczi 145 B. Üçüncü Şahısta Bulunan Menkul Malların Haczi 145 2. Borçlunun Bankada Bulunan Menkul Mallarının Haczi 146 A. Bankaya Tahsile Verilmiş Kıymetli Evrakların Haczi 146 B. Bankaya Rehnedilmiş Kıymetli Evrakların Haczi 147 3. Borçlunun Kiralık Kasada Bulunan Menkullerinin Haczi 148 4. Amme Alacaklarından Dolayı Üçüncü Şahıslardaki Mal, Hak ve Alacakların Haczi 150 5. Bankalarda Bulunan Alacakların Haczi 153 6. Şirket ve Ortaklarda Bulunan Hak ve Alacakların Haczi 161 7. Müstakbel Alacakların Haczi 168 8. Maddi Hukuktan Kaynaklanan Özel Durumlar 174 A. Mülkiyeti Muhafaza Kaydı ile Yapılan Satışlardan Doğan Alacakların Haczi 174 B. Banka Teminat Mektuplarından Doğan Alacakların Haczi 178 9. Maaş ve Ücret Alacaklarının Haczi 183 IV. BÖLÜM HACZEDİLEN ALACAKLARIN PARAYA ÇEVRİLMESİ ve DEVRİ 1. Genel Olarak 195 A. Haczedilen Alacağın Ödeme Yerine 196 Geçmek Üzere Devri (ÎIK m. 120, f.l) B. Haczedilen Alacağın Tahsil için 199 Devri(lÎKm. 120, f.2) 2. ÎÎK m. 89 ile m. 120′nin Karşılaştırılması ve Fransız Hukukunda Action Oblique Kurumu 201 Sonuç 205 Kaynakça 209