Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Ağustos (54)      Temmuz (128)      Haziran (105)      Mayıs (65)

Babil

Babil



Sayfa Sayısı
:  
328
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
2008

22,50 TL









ÖNSÖZ

İç kapakta da ayrıntılı olarak yazıldığı gibi BABÎL veya BABEL aşırı gururlanan insanlara gücenen tanrının, mağrur ve şımarık insanların dillerini unutturup, aynı dili konuşan kişileri birbirlerini anlamaz hale getirmesi olayıdır.

Türkiye′mizde de en azından yarım asırdan beri devleti idare edenlerin yeterince eğitilmeden diploma almaları, iyice öğrenmedikleri ve bilmedikleri işlerin başına geçmeleri, bu ve diğer birçok işleri düzenleyen hatalı kanunlar yapmaları, en eski tarihlerde ve halen tüm medeni memleketlerde görülmemiş ve görülmeyen derecede kötü düzenlemeler yapmaları ve çok başarısız uygulamaları, buna rağmen yapılan hatalı kanunları egoistçe engeli nedeni ile sorumlu tutulmamaları ve bir bakıma komik diğer bakımdan bu BABİLLİĞİN Türkiye′de artarak sürüp gitmesi bu kitapçığın yazılmasına neden olmuştur.

Devleti idare edenlerin son elli yıldaki BABİLLİGİ yani ne yaptığını tam anlamaması ve bilmemesi,

- bilmediğini de bilmemesi BABİLLİGİ, dünyada gelişen teknikler ve yeni icatlar nedeni ile azalacağı yerde daha da artması çok düşündürücü ve ürkütücü bulunmuş ve birçok BABİL incelemesinin sonuna tarihten ders alınacak büyük sözlerle, tavsiye ve nasihatlere ila-


veten son asırların en büyük lideri olduğu dünyada kabul edilen Mustafa Kemal Atatürk′ün:

"ÇALIŞMADAN, YORULMADAN, ÖĞRENMEDEN RAHAT YAŞAMA YOLLARINI ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMİŞ MİLLETLER ÖNCE HAYSİYETLERİNİ VE DAHA SONRA İSTİKLALLERİNİ KAYBETMEYE MAHKUMDURLAR!" diyen görüşü bir uyarı aracı olarak yazılmıştır.

Gittikçe artan, katlanarak artan ve ilkokuldan üniversite öğretim üyelerine kadar tüm aydınlanma imkanlarını kapsayan aktüel BABİLLİK ümitsizliğimize neden olduğundan bazı BABİL eleştirmelerinin sonunda, "bu kötü gidişle yakında İstiklal Harbi yapmaya mecbur kalabiliriz." gibi yakışıksız kanılar da açıklanmıştır.

En kötü BABİL örnekleri olarak kitabın bir bölümünde borçluyu ilgilendiren her maddesi ve tüm maddeleri emredici kurallara aykırı banka kredi mukavelelerini genelleştiren bankaların, haklı veya haksız daha çok kazanç sağlamak amacı ile 1985 - 1988 yıllarında, İcra İflas Kanununun 331-354 maddeleri ile borcunu ödemeyen veya ödeyemeyen kimselerin 10 günden 3 yıla kadar hapsedilmesini, hırsızların ve katillerin hapis cezalarını, iyi hal nedeni ile ertelenebilmesine ve paraya çevrilebilmesine rağmen, İcra İflas Kanunu 331-354 maddelerine dayalı hapis cezalarının ertelenmesinin yasaklanmış olmasıdır.

Çekleri düzenleyen 14.7.1867 tarihli Fransız Kanunu ile daha sonra diğer medeni memleketlerde de yürürlüğe giren çek kanunlarının hiçbirinde, hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, hapis


cezası öngörülmediği halde borç verdiği veya bağışladığı paranın ödenmesi için çek düzenleyenleri en az 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptıran 19.03.1985 tarihli ve 3167 sayılı Çek Kanunu ile "Hiç kimse parasal borçlarını ödememesi nedeni ile hürriyetinden yoksun bırakılamaz." şeklindeki Avrupa Birliği kuralının Anayasa′nm 17. maddesine eklenmesinden sonra çıkarılan, 08.03.2003 tarihli 4814 sayılı Kanun da karşılıksız çekler nedeni ile hapis cezasını kaldıramamıştır.

Bu iki kanunun kaynağı Fransa ve İsviçre′den başka hiçbir medeni memleketin kanunlarında da bulunmayan "parasal borçlar nedeni ile hapis cezaları" Türkiye′miz yönünden yüce milletimize yakışmayan ve sadece gözü doymaz bankaların egoizminden kaynaklanan birer BABİLDİR.

Kitabın 73-103 sahifelerinde incelenen ikinci BABİL, vergi kaçakçılığını önleyecek önemli hapis ve para cezaları düzenleyen kanunlarımız, yıllardan beri yürürlükte bulunduğu halde, vergi toplayıcısı maliyenin bilgisizlik, ilgisizlik, ihmal ve hataları nedeni ile beyana tabi vergilerin %98′den fazlasının kaçırılıyor olmasının eleştirilmesi ve vergiyi artıracak tedbirlerin önerilmesidir.

Kitabın 110 uncu sahifesinde tüm Türk tarihinde ilk defa halkın serbest iradesi ve reyi ile iktidar olan Demokrat Parti Hükümeti ile yasama organının tamamını yıkan ve Yassıada′ya hapsedip, emredici Anayasa kurallarına aykın şekilde muhakeme eden ve cezalandıran 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesidir. Bu darbenin BABİL-LİĞİNDEN başlıca örnekler şöyledir:



A) Önce memur ve subay maaşlarını yetersiz sapta
dığı ve 1950′den önce CHP İktidarının yaptığı gibi gaz,
tuz, şeker, Sümerbank kumaşı gibi aynî yardımları da
kesen Demokrat Partiye düşman 27 Mayıs 1960 tarihli
darbenin haksız faili olup 38 subaydan oluşan Milli Bir
lik Komitesi, Demokrat Parti ve seçmenlerine sadece
muhalif değil, düşman da olduğundan Demokrat Parti
taraftarlarını birçok seçimde reyden yoksun bırakmış
tır.

B) 27 Mayıs 1960 tarihinde değişmez bir Milli Birlik
Kararı ile ölünceye kadar ve hayat boyu yasama organı
na dahil 38 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi ka
sım ayında kendi aralarında anlaşmazlığa düşmüş, as
keri darbeyi gür sesi ile ilk defa radyodan duyuran Al
bay Alpaslan Türkeş ile diğer 13 subayı (14′ler) adı al
tında Milli Birlik Komitesinden çıkarmış çeşitli yabancı
memleketlere devlet temsilcisi olarak görevlendirmiş ve
yurt içinde muhalefeti engellemek için 14′lerin kendi is
teği ile yurda dönmesini de engellemiştir.


C) 38 kişilik Milli Birlik Komitesi darbe tarihindeki
inancının aksine, subay ve astsubayların tümünün De
mokrat Partiye düşman olmadığını sonradan anladığın
dan, mukabil bir askeri darbeden korku nedeni ile De
mokrat Parti sempatizanı gördüğü 7000 kadar subay ve
astsubay görevliyi bir gecede emekliye sevk etmiş, bun
ların her birine oyalanmaları için özel bir kanunla şir
ketlerde savunma görevlisi veya yardımcısı gibi ücretli
ve zoraki işler vermiştir.

D) 27 Mayıs 1960 tarihinde yürürlükte bulunan
Anayasa, her türlü suçluyu yargılayacak mahkemeleri
sınırlı olarak sayıp görevlendirdiği halde, bu mahkeme-


lere güvenmeyen Milli Birlik Komitesi, İstanbul′da sahilden uzak olup sanıkların kaçmasına engel olacağını düşündüğü Yassıada da özel bir mahkemeyi görevlendirmiş ve idam cezalan dahil bu mahkemenin verdiği kararları kesin saymış, temyiz edilmesini yasaklamıştır.

1984 - 1985 tarihinden sonra dağa çıkan ve 40 bine yakın asker, sivil, çocuk, kadın vatandaşın şehit edilmesine ve yaralanmasına neden olan Abdullah Öca-lan′m idam kararını, AB′nin tazyiki ile erteleyen ve kaldıran Türkiye Devleti′nin 27 Mayıs 1960 devresindeki temsilcisi ve tek başına kanun yapıcısı Milli Birlik Komitesi, Yassıada mahkemesini idamına karar vereceğinden emin olduğu Cumhurbaşkanı Celal Bayar′m 65 yaşını geçmiş olması nedeni ile idamını engelleyen Ceza Kanununu da değiştirmiş 65 yaşını doldurmuşların idam edilemeyeceğini açıklayan maddeyi Ceza Kanunundan çıkarmıştır

E) Daha pek çok BABİLLİK yapan 27 Mayıs darbeci
leri Yassıada da tutuklu bulunan Demokrat Partilileri
kaçırmak üzere Kumkapı′dan Yassıada′ya kadar deniz
altı tüneli yapmaya giriştiği nedeni ile bazı kimseleri tu-
tuklamış sorgulamış, BABİLLİGE düştüğünü anlayarak
soruşturmayı kapatmıştır.

F) 28 Nisan 1960 tarihinde İstanbul Beyazıt′ta bu
lunan Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencileri ile
çatışan Demokrat Parti Hükümeti polislerinin, bir kaç
gün içinde bir çok öğrenciyi gizlice öldürdüğü, bazı öğ
rencileri ayaklarına ağırlıklar bağlayarak Boğaz′da de
nize atıp boğulmalarına neden olduğu iddiaları da Yas-
sıada′da ceza davalarına neden olması, hatta Demokrat
Parti Hükümetinin kaç öğrenciyi öldürdüğü, denize at-


tığı veya gizli mezarlıklara gömdüğü gibi suçlan araştırmak üzere İstanbul Hukuk Fakültesi Öğretim üyelerinden merhum Prof. Dr. Kemal Oğuzman′m başkanlığında bir araştırma heyeti görevlendirilmiş ve yüzden fazla öğrencinin öldürülme şeklini, gizli mezarlarını aylarca araştıran bu heyet, sadece sekiz öğrencinin gizli mezarlara gömüldüğünü içeren bir raporu 27 Mayıs darbecilerine vermiş, ancak Yassıada Davalarında, 28 Nisan günü Beyazıt′ta polisle çatışan ve sekme bir kurşun neticesinde ölen bir öğrenci dışında gizli bir öldürme olmadığı saptanmıştır. Bu da 27 Mayısın babilliklerinden birisidir.

25.4.1985 Tarihli ve 3182 sayılı olup, ayrıntılı ve anlaşılır hükümlerden oluşan Bankalar Kanununu değiştiren 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar kanunu yapılmış, 14. maddesi (15) sahifeden, 16. maddesi (22) sahifeden oluşan bu kanun Devlet tarafından yeterli görülmediğinden,

17.12.1999 tarihli 4491 sayılı,

12.5.2001 tarihli 4672 sayılı,

30.1.2001 tarihli 4743 sayılı kanunlar çıkarılmış,
sözde önceki Bankalar Kanununu iyileştiren ve 3-5 ay
ara ile Babil eseri olarak ortaya çıkan bu kanunların hiç
biri bankaların hortumlamasmı engelleyemediğinden,
bu defa yürürlükteki Bankalar Kanununa ilaveten
12.8.2003 tarihli ve 4969 sayılı birinci Uzan Kanunu çı
karılmış, banka hortumlamalanndan yönetici ve hakim
ortaklara ilaveten "bunlann eş ve çocuklan da" tarihte
ve dünyada benzeri bulunmayacak şekilde sorumlu tu
tulmuş ve MK ile Ceza Kanunlanna göre, adam öldürse


bile sorumlu tutulamayan 11 yaşından küçük çocuklar, Devletin denetim noksanından kaynaklanan banka hortumlarından sorumlu tutulmuştur.

12.8.2003 tarihli ve 4969 sayılı bu insafsız ve BABİL ürünü kanunu 4 ay sonra çıkarılan 26.12.2003 tarihli 5020 sayılı ikinci Uzan Kanunu takip etmiş, banka hortumlarının mali sorumluluğundan "eş ve çocukları" da sorumlu tutan 4969 sayılı Kanunun babil ürünü ek sorumlularına "kan ve kayın hısımları ile bunların evlatlıklarım" da ilave etmiştir.

5020 sayılı Kanunun 27. maddesi, sözde hortumcu banka sorumlularından yıllarca önce taşınmaz veya gemi ipoteği alıp tapu ve gemi siciline tescil ettiren iyini-yetli 3. şahısları da, sicilde tescilli haklarından yoksun bırakmak, bu hakları da TMSF′ye aktarmak için bir bankanın hortumlanmasmdan sorumlu tutulan kişilerden 3. şahıslara iktisap ettiği ve MK.917. maddesi gereğince devletin güvencesi altında bulunan sicillerin TMFS′ya karşı geçersiz olduğunu kanunlaştırmış ve en büyük BABİLLİK′lerden birini üretmiştir.

Bakırköy 8.Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 3. İdare Mahkemesinin Anayasa′nın en az 134 maddesine aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesine 2004 yılında duyurmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi′nin, müracaat dilekçesinde noksanlar olduğu gibi bahanelerle işin esasına girmemiş olması, Anayasa ile MK., BK., TK. ve Ceza Kanunu gibi temel kurallara aykırılığı diğer İde-re Mahkemesi ile Danıştay 12. Dairesi tarafından defalarca açıklanan "Anayasa′ya aykırılık" bu sakatlığı giderecek Anayasa Mahkemesince bir türlü incelenmemiştir.


Cumhurbaşkanının seçimini düzenleyen Anaya-sa′nm 102. maddesine göre, toplantı nisabının 367 kişi olup olmadığının tesbiti için, CHP.nin müracaat ettiği Anayasa Mahkemesi, hemen iki-üç gün içinde toplanacak TBMM.de toplantı nisabının asgari 367 üye olmasını hükme bağlamış olmasına rağmen, Anayasa′nm 134 hükmüne aykırılığı iddia edilen UZAN KANUNU Davasını gündeme dahi almamış olması da en büyük babillik-lerden biridir.

Hakimlerin hatalı işlemlerinden doğrudan sorumlu tutulabileceğini açıklayan HMUK 573. maddesi ile bu sorumluluktan hem önce Devletin ve sonra da kusurlu hakimin mali sorumluluğunu açıklayan Anayasa′nm 40., 125. ve 129. maddelerini, UZAN KANUNUnun Anayasaya aykırılığını duyuran davaları üç yıldan beri gündeme almayan Anayasa Mahkemesi üyelerini şikayet edecek, bu emredici kuralların uygulanmasını talep edecek, Anayasa′nm 108. maddesine dayalı Cumhurbaşkanlığı Yüksek Denetleme Kurulu, Başbakanlık Yüksek denetleme kurulu ve herhangi bir savcılığın bugüne kadar ihbar ve şikayette bulunmamış olması da Türkiye′nin geleceğini tehlikeye sokan ve istiklal harbi yapmak zorunda kalabileceğini gösteren vahim bir ba-billiktir.

Kitabın 278. sahifelerinde özetlenen diğer bir BABİL-LİK, dünyanın en güzel yeri ve eşi bulunmayacak kadar güzel coğrafyası olan, İstanbul Boğazı′nda yapılmış 28 bin 873 binadan 9 bin 616 adedinin ruhsatsız olması ve bu ruhsatsız binaların, İstanbul′u en iyi idare ettiği ileri sürülen belediye başkanının görevli bulunduğu bir devrede yapılmış olmasıdır.


Benzer bir babillik 2006 yılında müteahhit Acar Şirketlerinin işten çıkardığı bir müdürün ihbarı üzerine kamuya duyurulan ve 1987 yılında ormanlık araziye %6 bina yapmak üzere belediyeden ruhsat alan Acar Şirketlerinin 1987-2006 yılları arasındaki 19 yılda %6 bina yerine %60 hatta %90 orman alanına binalar yapması ve bu 19 yılda Bayındırlık ve Orman Bakanlığı′nm kanunsuz ve ruhsatsız binalara engel olmaması, ilgili belediyelerin de seyirci kalması,

- şayet BABİLleşmedi ise,

Türkiye′nin korkması ve ürkmesi gereken diğer bir babilliktir.

Muğla′da, Bodrum′da ve diğer bir çok yeşillik alanı vilayetlerimizde, ormanlara yapıldığı gerekçesi ile belediyeler ve bazen mahkemeler tarafından yıkılmasına karar verilen yahut resmi kararlarla yıkılabilecek olan ruhsatsız bina ve bir çok lüks villanın 10 seneden beri yıkılmaması yahut Anayasa′nm 169, 170. maddeleri ile Orman Kanununun 17, 18. ve 93, 94. maddeleri gereğince Devlete mal edilmemesi de Türkiye′mizi istiklal harbine zorlayabilecek bir diğer şuursuzluk yani babilliktir.

Esere bulunabileceğiniz katkılarınızı, eleştirilerinizi 0212 244 54 52 no.lu fax aracılığı ile bana iletmenizi rica, eserin yayınlamasında emeği geçen herkese teşekkür ederim. Saygılarımla.

Gümüşsüyü, Aralık 2007 Hayri Domaniç

İÇİNDEKİLER

13.6.1999 VERGİ KANUNU YAPIMINDA VE
UYGULANMASINDA HATALAR


24.09.2001, T.B.M.M. SAYIN BAŞKANLIĞI′NA, SAYIN BAŞBAKANLIĞA, SAYIN ADALET BAKANLIĞI′NA. PARASAL BORÇLARIN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE HAPİS CEZASI ÖNGÖREN YASAYA İLİŞKİN DİLEKÇE ....

69




02.05.2002/2 VERGİ YÜKÜMLÜLERİNİN
YAKIN TARİHTEKİ YAYGIN VERGİ KAÇAKÇILIĞI DA,
VUK. 359. MADDE ve BENZERİ HÜKÜMLERİN
YUMUŞATILMASINI DEĞİL, DAHA DA
AĞIRLAŞTIRILMASINI GEREKTİRMEKTEDİR

95


27.12.2002 KARŞILIKSIZ ÇEK VERENLERE,
ÇEK BEDELİNİN % 100′ü KADAR PARA CEZASI VE
AYRICA % 40 CEZA TAZMİNATI ÖNGÖREN KANUN
TASARISI HATALIDIR 104

29.05.2003 27 MAYIS, OLUMSUZ NETİCELERİ
HALÂ SÜREN AĞIR BİR HATADIR 110

03.06.2003 27 MAYIS′çı CHP′lilerin
DARBE GEREKÇELERİ 121

12.04.2005 İNSAN HAKLARINA AYKIRI
UZAN KANUNLARINDAN BİR ÖRNEK 130

07.07.2005 TÜM SEMAVİ DİNLERDE OLDUĞU GİBİ


KUR′AN-I KERİM′in DE TÜRKÇE YAZILIP OKUNMASI
VEYA EN AZINDAN, ATATÜRK CUMHURİYET
DEVRESİNDE OLDUĞU GİBİ HEM ARAPÇA, HEM DE
TÜRKÇE YAZILIP OKUNMASI, KUR′AN-I KERİM′in DE
EMRİ GEREĞİDİR 152




20.02.2006 - BANKACILIK DAHİL HUKUKUN HİÇBİR
DALINI BİLMEYENLERİN,- BİLMEDİĞİNİ DE
BİLMEYENLERİN, HAZIRLAYIP KANUNLAŞTIRTIĞI
BANKACILIK KANUNLARINDA AĞIR VE İNANILMAZ
HATALARDAN BİR BÖLÜMÜ:
T.C. TARİHİNDEN BAZI BABİLLİK ÖRNEKLERİ

166
278



12.6.2006 01.11.2005 TARİHLİ MÜKERRER RESMİ
GAZETEDE YAYINLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN
5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU′NA 08.03.2006
TARİH VE 5472 SAYILI KANUNUN 2. MADDESİ İLE
EKLENEN VE GERİYE DÖNÜK OLARAK BAZI
VERGİLERİ İÇEREN GEÇİCİ 24. MADDENİN
ANAYASA′NIN 38 VE 73. MADDELERİNE AYKIRI
OLDUĞU KONUSUNDA HUKUKİ GÖRÜŞTÜR

306



13.06.2006 YILLARDAN BERİ ÖDENMESİ
GEREKEN VERGİNİN SADECE % l′İ KADARINI
ÖDEYEN VERGİ YÜKÜMLÜLERİ KADAR, BUNLARI
DENETLEMESİNİ BİLMEYEN DEVLET DE
SORUMLUDUR. YETERİ KADAR BİLGİ EDİNEMEYEN
VE DOLAYISI İLE DENETLEMESİNİ BİLMEYEN ACEMİ
VERGİ MEMURLARININ BİLGİLENDİRİLMESİ, AYRICA
DENETİMİNDEKİ HATALARI NEDENİ İLE CEZAİ
SORUMLULUKLARI DA ÖĞRETİLMELİDİR

315



3167 SAYILI ÇEK KANUNUNUN HAPİS CEZASI
ÖNGÖREN MADDELERİ İLE İLGİLİ OLARAK
ADALET BAKANLIĞFNA YAZILAN 29.09.2006
TARİHLİ DİLEKÇE,

319