Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Temmuz (87)      Haziran (84)      Mayıs (171)      Nisan (125)

KİTLE İLETİŞİM HUKUKU

KİTLE İLETİŞİM HUKUKU



Sayfa Sayısı
:  
396
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
2013
ISBN NO
:  
978-605-152-068-1

30,00 TL









Prof. Dr. Nusret İlker Çolak

Yazar 1970 yılında Adana'da doğdu. îzmir Atatürk Lisesi 100. Yıl mezunu­dur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1995 yılında mezun oldu. Avukatlık stajı sonrasında 1997 yılında akademisyenliğe başladı. Marma­ra Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde, 1998 yılında Kamu Huku­ku yüksek lisansını, 2002 yılında Kamu Hukuku doktorasını tamamladı. 2006 yılında İdare Hukuku Doçenti oldu. 2006-2011 yılları arasında İs­tanbul IV Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nda önce hukukçu üye, sonra da Kurul Başkanı olarak görev yaptı. Bu süreçte çeşitli üniversitelerde lisans ve yüksek lisans düzeyinde İmar Hukuku ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Hukuku dersleri verdi. 2011 yılın­da profesör oldu. Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığını yürütmekte ve aynı fakültede dekan olarak görev yapmaktadır.


ÜÇÜNCÜ BASKIYA ÖNSÖZ

Kitle iletişim faaliyetleri, teknolojik gelişmelere paralel olarak, kişi ve toplum hayatının her aşamasında yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitle iletişim faaliyetlerinin yoğunluğuna paralel olarak, kişilerin hak ve özgürlüklerinin ya da hukuka uygun beklentilerinin karşılanmasın­da kimi müdahalelerin ya da aksamaların yaşanması sıklıkla gündeme gelmektedir. Geleneksel kitle iletişim faaliyetlerinin yanında internet medyası ve bağlı olarak etkin hale gelen sosyal medya olarak adlandırılan digital(hanesel) alanlar hak ve özgürlükleri doğrudan ilgilendirmektedir. Bir yanda bilgi edinme, düşünce ve kanaat edinme ve bunları açıklama özgürlüğü kitle iletişim alanlarının güçlenmesi ve çeşitlenmesiyle güç kazanırken, diğer yanda kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin kırılgan bir zeminde kolaylıkla ihlal edilebilir hale gelmesi güncel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Hukuk düzeninde, bir yandan temel hak ve özgürlükleri koruyan ve geliştiren kurallar getirilirken, diğer yandan hak ve özgürlüklere yönelen tehdit ve ihlallere karşı gerekli güvenlik mekanizması da oluşturulmak zorundadır. Hak ve özgürlüklerin korunması ve güçlendirilmesine yöne­lik düzenlemeler kaçınılmaz olarak hak ve özgürlükler arasında bir denge kurulmasını gerektirecektir. Bilgi edinme, düşünce ve kanaat hürriyeti, düşünceyi açıklama özgürlüğü, basın özgürlüğü, bilim sanat özgürlüğü ve benzeri özgürlükler güçlendirilerek koruma altına alınırken, kitle ile­tişim alanında sürdürülen bu faaliyetler sırasında kişilerin diğer hak ve özgürlüklerinin de bu faaliyetlere karşı korunmasının sağlanması gerek­mektedir.

Kitle İletişim Hukuku, yeni şekillenen bir hukuk dalı ve disiplini ola­rak, iletişim faaliyetlerinin varlıknedeni olan hakve özgürlüklerle kişilerin diğer temel hak ve özgürlüklerinin makul bir dengede buluşturulmasını sağlayacak ilke ve kuralları ortaya koymayı amaç edinen ve ortaya koyan bir çalışma alanıdır. Kitle iletişim faaliyetlerinin hukuk sınırları içerisinde gerçekleştirilmesi, kitle iletişimin temelini oluşturan hakve özgürlüklerin korunabilmesi ve varlıklarını devam ettirebilmesi için gerekliliktir. Kişi­lerin temel hak ve özgürlüklerine karşı duyarsız olan iletişim faaliyetle­rinde bulunan kişi ve kurumlar, bilgi edinme, ifade, kanaat, basın yayın ve benzeri özgürlüklere yönelik yakınmalarda bulunurken daha az destek görme riskiyle karşı karşıya kalacaklardır. Bu noktada, kitle iletişim alanı­nı düzenleyen ilke ve kuralların içselleştirilmesi ve iletişim faaliyetlerinin hukuk zemininde sürdürülmesi önem taşımaktadır.

Bu çalışma, bir yandan kişilerin hakve özgürlüklerinin korunmasına yönelik ilke ve kuralları ortaya koyarak korunmayı sağlamayı amaçlarken, diğer yandan kitle iletişim alanında faaliyette bulunan kişi ve kurumların hukuka uygun davranmalarını teşvik etmeye odaklanmıştır.

Kitle iletişim faaliyetlerinin hukuk dışında bir sınırlamaya tabi olmadan özgürce yürütüldüğü demokratik bir ülke hayaliyle.

Fındıkzade, Eylül 2013


GİRİŞ Bireyler, kendilerine yönelmiş kimi tehlikelerin önlenmesi ya da gereksinimlerin karşılanmasına yönelik olarak ortak hareket etme mec­buriyeti altındadırlar. Ortak hareket etme zorunluluğu bireylerin toplu ve örgütlü bir şekilde hareket etmelerini gerektirir. Topluluk olarak ör­gütlenme, toplumsal yaşamın bir düzen içerisinde sürdürülmesi zorunlu kılar. Sosyal yaşamın bir düzene kavuşturulması zorunluluğu, toplumsal yaşamı düzenleyen kuralların belirlenmesi ve yasakların açıkça ortaya konulması sonucunu doğurmaktadır. Toplumda uyulması zorunlu emir ve yasakları belirleme görevinin gereği olarak yasa koyucu, düzeni sağ­layacak kurallar koymaktadır. Sosyal yaşamda gerçekleşen olaylar, yasa koyucu tarafından konulan bu kurallara uygun olmak durumundadır. Yürütülen bir faaliyetin kamusal otorite karşısında kabul edilebilir/ geçerli olması kurallara uygunlukla yakından ilgilidir. Kuralları dikkate almadan ya da kuralları yok sayarak gerçekleşen faaliyetlerin yasaklara aykırılık oluşturması durumunda cezai yaptırımlar gündeme gelecektir. Kurallarla açık çelişki içerisinde olmamakla birlikte kuralları dikkate almayan davranışlarda ise, kurulu düzenin sağladığı koruma işlevinden yararlanma olanağı kalmayacaktır. Kurallar düzenini yok sayan bir davra­nışın kurallar sisteminin sağladığı olanaklardan yararlanamayacağı ya da yararlanmaması gerektiği açıktır. Toplumsal yaşamda gerçekleşen diğer faaliyetler gibi iletişim faali­yetlerinin de bir düzen içerisinde gerçekleştirilmesi zorunludur. İletişim faaliyetleri kapsamında gerçekleşen kitlesel boyutlu iletişim faaliyetleri toplumsal boyutu ön planda olan faaliyetlerdir. Kitle iletişim faaliyetleri, bireyler arasında gerçekleşen faaliyetlerden farklı olarak, toplumun bilgi edinme, bilgiye ulaşma, düşünce ve kanaat sahibi olabilme, düşüncesini açıklama, haber alma, haberleşme ve benzeri haklarının tam anlamıyla kullanılabilmesini sağlayan faaliyetlerdir. Temel hak ve özgürlüklere olan katkısı nedeniyle kitle iletişim faaliyetleri özel düzenlemeye konu edil­miştir.

Kitle iletişim faaliyetlerinin toplum yararıyla olan ilişkisi bu faali­yetlerin özel düzenlenmesi sonucunu doğurmuş ve yasa koyucu, kitle iletişim kuruluşları ve çalışanlarına ilişkin olarak kimi hak ve yükümlü­lükler getirmiştir. Kamu yararına yönelik olarak yürütülen kitle iletişim faaliyetlerine bir yandan teşvikler sağlanıp muafiyetler tanınırken, diğer yandan tanınan ayrıcalıkların kötüye kullanılmasının önlenmesine yöne­lik olarak sınırlamalar getirilmiş ve denetimler öngörülmüştür.

Kitle iletişim faaliyetlerinin toplumsal yararı gerçekleştirebilmesi­nin sağlanmasına yönelik olarak tanınan bu alanda faaliyet gösteren kişi ve kurumlara tanınan ayrıcalıkların kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla bir yandan idari makam ve kurumlara denetim görev ve yetkisi tanınırken, aynı doğrultuda ayrıcalıkların kötüye kullanılmasına karşı idari ve cezai yaptırımların öngörüldüğü bir hukuk disiplini olarak kitle iletişim hukuku karşımıza çıkmaktadır.