Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Eylül (188)      Ağustos (69)      Temmuz (109)      Haziran (79)

İdari Yargıda Adil Yargılanma Hakkı

İdari Yargıda Adil Yargılanma Hakkı



Sayfa Sayısı
:  
635
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
2008
ISBN NO
:  
978-9944-265-55-3

0,00 TL

Bu ürün şu anda stoklarımızda yok!
Yazarın diğer ürünlerine gözatmanızı tavsiye ederiz...











SUNUŞ I. BAŞLARKEN Adil yargılanma öğretide ve yargı uygulamalarında son yıllarda kendin¬den sıkça söz ettiren temel haklardan biridir. Yapısal özelliği itibarıyla çok yönlü gerekleri olan bu hak, yargılama hukukunun doğruluk ölçütü olarak algılanmaktadır. Tekil bireyin ′hukuk mücadelesi′ günümüzde salt ulusal hukuku değil, uluslararası hukuk düzenini de ilgilendirmektedir. Bu nedenle yargı düzeninin evrensel güvencelere uygunluk bakımından sorgulanması gerekmektedir. Başta Avrupa Konseyi′ne üye ülkeler olmak üzere, çağdaş hukuk dü¬zenlerinde medeni ve ceza yargılamasının yanısıra idari yargının da etkili ve işlevsel kılınması için "hakkaniyete uygunluk standartları" geliştirilmekte¬dir.1 Son yıllarda bu amaca yönelik sürekli bir kıyaslama ve uyumlulaştırma çabası dikkati çekmektedir. Türk idari yargı düzeninde de Avrupa Birliği′ne uyum sürecinde son yıllarda sürekli bir yenileme arayışları gözlenmektedir. Yargı mekânının girdileri ile çıktıları arasındaki oransızlık, işleyiş bozuklukları, hak arama¬daki fiili ve hukuksal engellerin neden olduğu kırgınlık ve kızgınlık bireyin üzerinde "mağlubiyet" duygusu yaratmakta ve bundan en çok toplumsal düzen zarar görmektedir. Bu nedenle idari yargı düzenindeki sorunların "gö¬rünür kılınması" ve sorgulanması gerekmektedir.2 Craig, Paul, (2003/a), "Human Rights Act, Article 6 and Procedural Rights", Public Law, Winter, London: Sweet & Maxwell Ltd. s.753; Herzog, Ruth, (1995), Art. 6 EMRK und kantonale Verwaltungsrechtspflege, Bern: Stâmplfli Cie AG., s.l 19 vd. Akıllıoğlu, Tekin, (2000), "İnsan Hakları ve Yönetim Hukuku", 2000 Yılında İdari Yargı Sempozyumu, Danıştay Yayın Bürosu Yay. No: 59, Ankara 11-12 Mayıs 2000, s.l 17; Zabunoğlu, Yahya (2000), "Adil Yargılanma Hakkı ve İdari Yargı", Yargı Re¬formu 2000 Sempozyumu, Konuşmalar Bildiriler Tartışmalar Belgeler, İzmir: İzmir Barosu Yayını, s. 318 "Sorunu görünür kılmak" (Att göra problemine! synligi) tekniği, tam bir toplum mühen¬disliği üzerine kurulu olan İsveç′te yaygın kabul gören bir yaklaşımdır. Toplumsal ya¬şamın herhangi bir alanında bir sorun belirmişse İsveç toplumu onu örtbas edip, gör-memezlikten gelmek yerine, özellikle kitle iletişim araçlarıyla enikonu tartışarak "ne-den-sonuç" çözümlemeleri yapmayı tercih etmektedir. 2 II. KONUNUN SEÇİLMESİ VE HAZIRLIK Türkiye İdari Yargısı′nın "adil yargılanma gerekleri" bakımından de¬ğerlendirilmesine karar verildikten sonra "sondajlama" çalışması ile işe baş¬landı. Birkaç aylık bir zaman diliminde konu ile ilgili olarak uygulamacılar ve öğretim üyeleriyle yapılan görüşmelerden ve öğretideki yayınlardan ya¬rarlanılarak alan araştırmasının "sorulaştırma" aşaması tamamlandı. Ardın¬dan bu soru(n)lar anket formatına dönüştürüldü. Doğalleyin işin zor kısmını burası oluşturdu. Soruların "sorun"u isabetli biçimde ortaya koymaya elve¬rişli, anlaşılır, nesnel ve bilgisine başvurulacak olan deneklerden kısa za¬manda isabetli yanıtlar alabilmeyi olanaklı kılacak türden olmasına özen gösterildi. Bu proje ortaya konacak yargının bir düşünce havuzundaki değerlen¬dirmeyle anlamlı olabileceği gerekçesiyle -üstesinden gelinmesi zor olsa da-tek başına gerçekleştirilmiştir. Yargısal işleyişi sadece mekanik boyutlarıyla değil, insanî derinlikleriyle birlikte algılayabilmek ve mümkün olduğunca öznellikten kaçınmak amacıyla bu yöntem tercih edilmiştir. III. ÇALIŞMA ALANI Araştırmanın evreni Türkiye, örneklemi ise Türk İdari Yargısı′dır. Alan araştırması Türkiye genelinde bölge idare mahkemelerinin bulunduğu idari yargı örgütü çevresinde gerçekleştirilmiştir. Buna Danıştay ve Askeri Yük¬sek İdare Mahkemesi′ni de ayrıca eklemek gerekir. Gidiş sırasına göre Di¬yarbakır, Erzurum, Van, Sivas, Kayseri, Malatya, İzmir, Aydın, Denizli, Manisa, Samsun, Ordu, Trabzon, Antalya, Mersin, Adana, Gaziantep, Kon¬ya, Ankara, Edirne, Tekirdağ, İstanbul, Eskişehir, Zonguldak, Bursa illeri ziyaret edilmiştir. IV. YÖNTEM Kuramsallıktan çok kılgısallığı öne çıkarmayı amaçlayan bu çalışmada "sorun" odaklı çözümlemelere ağırlık verilmiştir. Anketteki sorular, genel eğilimi saptamaya yönelik bir formatla hazır¬lanmıştır. İstatistiksel yöntembilimdeki tanımlamayla "kapalı uçlu" sorular ana çatıyı oluştururken, deneklerin kendilerine yöneltilen sorularda bulama¬dıkları fakat uygulamada karşılaştıkları sorunları ya da idari yargılama dü- 3 zenine ilişkin düşünce ve önerilerini de yansıtabilecekleri açık uçlu sorulara3 da yer verilmiştir. Sorular, "Likert Ölçeği" esas alınarak hazırlanmıştır. İdari yargının adil (doğru ve hakkaniyete uygun) yargılama yapabilmesine yönelik gerekler kuşkusuz tek boyutlu parametrelerden oluşmamaktadır. Bu nedenle toplum¬sal bilimlerde çok boyutlu olgu düzenini sınamada yaygın olarak kullanılan ve göreceli iyi sonuçlar verdiği kabul edilen Likert ölçeği4 burada tercih edilmiştir. Bu format kuşkusuz araştırma için oldukça yararlı olmakla birlikte, kimi durumlarda da "kısıtlayıcı" olmuştur. Temel değerin "ne ölçüde" ya da "ne kadar" olarak alındığı somların bazılarında anlamsız gibi görünen soru tekni¬ği, SPSS ortamında verilerin daha hızlı ve güvenilir biçimde değerlendirile¬bilmesi için tercih edilmiştir. Örneğin "İdari yargıda tanık dinlemenin gerekli olduğu yargısına ne ölçüde katılıyorsunuz?" sorusuna verilecek "en üst ölçü¬de, çok, orta, az, hiç" seçenekleri l′den 5′e kadar bir irade ya da düşünce belirtiminin "şiddetini" ortaya koymaktadır. Bu soruya "hiç" dışında verilebi¬lecek yanıtların aslında hepsi "evet, idari yargıda tanık gerekiyor" dedikleri sonucu çıkmaktadır. Ancak uygulamada karşılaşılan sorunlar karşısında de¬neğin "ne kadar şiddetli istediği" ise derecelerin işaretinden anlaşılmaktadır. Buna karşın "İYUK 10. maddedeki 60 günlük süreyi ne ölçüde makul bulu¬yorsunuz?" sorusuna verilecek yanıtın "en üst düzeyde, çok, orta" olması anlam bakımından birbirine yakın değeri ifade ettiği kabul edilebilir. Ankette deneklere idari yargıda adil ve doyurucu bir sonuç elde etmeyi engelleyen sorunlar dizisi hakkında çeşitli ifade ve yargılar içeren sorular sorulmuş ve kendilerinden bunlara ne ölçüde katıldıklarına dair bir belirle¬mede bulunmaları istenmiştir. Katılma düzeyi beşli ölçek olarak belirlenmiş¬tir. Değerlendirmeler de bu düzeyler üzerinden yapılmıştır. Verilen yanıtlar bölgelere göre ve toplam sonuç üzerinden analiz edilmiştir. Bu nedenle çö¬zümlemelerde varyans analizi, X2 testi, medyan testi, regresyon ve korelas¬yon analizi gibi analiz yöntemlerine gerek görülmemiş, toplam sonuç üze¬rinden yüzdelik paylara göre anlamlar yakalanmaya çalışılmıştır. Açık Uçlu Soru: Derleme araştırmasında kullanılan, kişilere istediklerinde daha kısa ya da daha uzun yanıtlar verme olanağı veren soru tipidir. Bkz. İslamoğlu, Ahmet Hamdi, (2003), Bilimsel Araştırma Yöntemleri, İstanbul:Beta Yay., s. 123. Rensis Likert tarafından geliştirilen bu ölçek, bir tutumsal olgu ile ilgili en olumludan en olumsuza doğru oluşturulmuş ifadelere yanıt verenlerin (ne derecede) katılıp katıl¬madıklarını belirlemeye çalışan bir yöntemdir. Genel formatı beş seçenek arasından seçmeye dönük olmasına karşın, istatistik yöntembiliminde farklı formatlarda da kulla¬nıldığı görülmektedir. Bkz. Zikmund W. G. (1997), Business Research Methods, USA: Dryden Pres, s.357 4 "Söyleme ama söylen!" Çalışmada bir bakıma "ayna yöntemi" uygulanarak idari yargı aktörle rinin (idari yargıçlar, kalem personeli ve avukatlar) kendilerini, karşısında kinin gözüyle görebilmeleri amaçlanmıştır. Yargı kürsüsünün berisinde v< karşısındakilerin "iç sesleri", adil bir yargılama için ihmal edilmemesi gere ken etkenlerdir. Ancak görülen o ki, karşılıklı anlama çabasında eksiklikle bulunmaktadır. Bunu doğuran elbette ki çeşitli nedenler vardır; Türk toplu munda yaygın olan "söyleme ama söylen" kültürünün yarattığı "açık dışavu rumsuziuk"; nezaket, katı usul kuralları, yargı disiplini, toplumsal ve psiko lojik etkenler bunun başhcalarıdır. Farklı konumdaki denek gruplarına yapı lan anketler, dillendirilemeyen sorun ya da düşüncelerin -doğrudan ya di dolaylı biçimde- ortaya konmasına, bir bakıma kalıplaşmış (ön)yargılarıı "kırılması"na da olanak vermiştir. V. DENEKLERİN SAPTANMASI Bölge idare mahkemesi teşkilatı esas alınarak gidilen illerde öncelikle BİM Başkanları ziyaret edilip, konu hakkında bilgi verilerek bir anlamdz onların izin ve rızaları alınmıştır. Ziyaretler ((bir-iki istisna dışında) büyüt ölçüde ortalama nezaket kuralları ve konukseverlik içinde gerçekleşmiştir Bu yolla yargı mekânının psikolojisi ve yargı çalışanlarının (yargıç ve kalen personelinin) koşulları anlaşılmaya çalışılmıştır. Asıl zorluk, avukat deneklerin saptanmasında ve onlara ulaşılmasında yaşanmıştır. Bu zorluk biraz da idari yargının doğasından kaynaklanmakta¬dır. Bilindiği üzre, avukatlar arasında idari dava alanların sayısı oldukçt sınırlıdır. Sırf idari dava takip eden avukata rastlamak ise çoğu kentte nere¬deyse olanaklı değildir (Ankara ve İstanbul′u ayrı tutmak gerekir). İdare mahkemelerindeki esas defterlerinden yola çıkılarak baro levhalarından ya¬pılan taramalarla avukat denekler saptanmıştır. Hedefe ulaşma ve çalışmayı planlanan sürede tamamlama konusunda baro başkanlarından önemli ölçüde destek alınmıştır. İtiraf etmek gerekirse, avukat kitlesine yönelik anket dağı¬tımı sırasında çoğu ilk defa gidilen ve sokakları, işhanları, adı, adresi bilin¬meyen yerlerde "hedefteki kişi"ye ulaşmak hiç de kolay olmamıştır. Şehrin bir ucundan diğer ucuna adeta zamanla yarışırcasına mekik dokunarak "gö¬rev" tamamlanmaya çalışılmıştır. Bütün yorgunluk ve dökülen ter, bilime olan inanç ve saygı gereği bir damla "doğru bilgiyi" elde edebilmek içindi ve umarım buna değdi de... 5 VI. BİLGİ EDİNME YÖNTEMLERİ Çalışmada ortaya konan sorunları aydınlatmaya elverişli bilgileri top¬lamak için bilimsel bilgi toplama yöntemlerinin neredeyse tümüne (anket, görüşme, gözlem) başvurulmuştur. A. Anket Birincil kaynaklardan bilgi toplamak için hazırlanan sistematik bir soru formundan ibaret olan anketle deneklerin aynı soruya farklı bölgelerde ne yanıt verdiklerini sınamak ve ortak bir bakış açısını yakalamak amaçlanmış¬tır. Ancak takdir edilir ki, hukukta anket uygulaması birtakım kısıtlamalar içerir. Üzerinde değerlendirme yapılan "şey", toplumsal yaşam dinamiğiyle ilgilidir. Hukukta bir konu hakkındaki görüş ve düşünceyi belli bir kalıp içinde almak doğrusu doyurucu ve isabetli bir yöntem olmamakla birlikte, ankete açık uçlu sorular konarak bu sorun aşılmaya çalışılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi burada amaç, sayısal bir kesinliği belirlemek değil, Türk idari yargı düzeninde yaşanan adil yargılanma hakkı (AYH) ile ilgili belli sorunlar hakkındaki genel eğilimi ortaya koymaktır. B. Görüşme İdari yargı ile ilgili sorun ve sıkıntıların tanısını koymada görüşmeler çok yararlı sonuçlar vermiştir. Anket uygulamak üzere gidilen bürolarda bazen bir çay içimi, bazen özel olarak örgütlenmiş bir görüşme yemeği sıra¬sında -kimi yerlerde bu sayı 15-20′yi geçmiştir- samimi ortamlardaki sıcak havanın etkisiyle bire bir düşünce aktarımı yapılarak en gerçekçi veriler toplanmaya çalışılmıştır. C. Gözlem Belirli bir konu ya da gerçeği anlamak için onun kendiliğinden ortaya çıkan türlü belirtilerini izleme ve görgül olarak veri toplama işi olarak ta¬nımlanan5 gözlemin bilimsel alan araştırmalarında üç rolü olduğundan söz edilmektedir: Her şeyden önce olgular arasındaki ilişkilerin kurulmasına yarayan ilk bilgilerin kaynağı, yani bilimin kalkış noktasıdır. İkinci olarak, kurulan varsayımların sınanmasında, "evet"lenip "hayıflanmasında başvu¬rulan bir araçtır. Nihayet, gerçeklenmiş varsayımlardan kalkarak yapılan çıkarımların geçerli kılınması da gözlemle olur. Bu haliyle gözlem, bilimsel işlemlerin her aşamasında başvurulan bir araç ve araştırma sürecinin onsuz Hançerlioğlu, Orhan, Felsefe Sözlüğü, Cilt:2, İstanbul: Remzi Kitabevi, s.256 6 olmaz öğesidir.6 İdari yargıya dair olgusal gerçekliği daha iyi kavrayabil¬mek, psikolojik ve toplumsal derinliklerine inerek neden-sonuç ilişkisini daha sağlıklı kurmak için alan′da gözlem yapma olanağı da oldu. Araştırma yöntembiliminde "katılımsız doğal gözlem" olarak tanımlanan yöntemle yargı pratiğinin mekânı ve sosyo-psikolojik ortamı anlaşılmaya; üçüncü kişi gözüyle kavranmaya çalışılmıştır. Geleneksel kabul gören anlayışa göre gözlem yöntemi, toplumsal bilim¬lerde doğa bilimlerine göre daha geniş ölçüde kullanılmaktadır.7 Göz, bilgi alanında pek güçlü bir algılayıcıdır. Günlük işlerde ayırdına varılmadan yü¬rüyen işlerin ayrıntılarına "farklı" bir gözle bakıldığında, farklı anlamlaı çıkarmak olanaklıdır. Örneğin idari yargıda duruşma yapılırken yargılama makamının dışa yansıyan görüntüsü ya da yargıcın davanın taraflarına karş: tutumu, yargı mekânının bulunduğu koşullar, fizyolojik etkenler hep "doğrı ve doyurucu" bir yargı sürecini etkileyen olgulardır. Bunları görmeden, du¬yumsamadan bir yargıda bulunmak tamamen mekanik bir çıkarsama olur Ancak burada gözlemin yanıltıcı etkisini de gözden uzak tutmamak gerekir Gözleyenin öznel değerlendirmeleri, çıkarımların nesnelliği konusunda kuş kulan beraberinde getirir. O nedenle alan araştırması boyunca mümkün ol duğu kadar bu riskler de akıldan ırak tutulmamıştır. D. Yazılı İletiler Yukarıda değinildiği gibi, açık uçlu sorular aracılığıyla anketlerde sorul mayan ya da istendiği gibi sorulamayan konularla ilgili yargıların alınmas ek′lerle verilen yazılı iletilerle olanaklı olmuş ve bunlar anketin sonundak "7V