Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Temmuz (87)      Haziran (84)      Mayıs (171)      Nisan (125)

Davada Menfaat

Davada Menfaat



Sayfa Sayısı
:  
379
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
2009
ISBN NO
:  
978-975-464-472-2

45,00 TL











ÖNSÖZLER Menfaat sözcüğünün sözlük anlamı, yarar veya çıkar olarak açıklanır. Kişisel menfaat (yarar) ise, elde edilebilmesi için harcanacak çabaya değecek kişiye bireye yarar sağlayan şey olarak tanımlanabilir. Medeni usul hukukunda hukuksal yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Başka bir deyişle, davacının istemi hakkında mahkemece verilecek karar, davacının hukuksal durumunu iyileştirmelidir ki, davacının davada hukuksal yararı olsun. Öte yandan, bu hukuksal yararın, doğrudan, güncel ve kişisel olması da gerekir. Bir davada bu ilkenin gözetilmesi, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun yargılama yapılmasına katkı sağlayacaktır. Bu nedenle, "davada ınenfaaf′m varlığı, ′′dava şartı" olarak mahkemece, taraflarca dava dosyasına getirilmiş olay ve olgular ve bunların delilleri çerçevesinde, davanın açıldığı ana göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmektedir. Bu sayede, anayasal güvence altına alınan dava hakkının dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanmaktadır. Kanunun davacıyı veya dava takip yetkisi sahibini açıkça belirlediği davalarla eda ve yenilik doğurucu davalarda hukuksal yararın varlığı asıldır. Tespit davalarında ise, hukuksal yararın varlığı, davacı tarafından ispat edilecektir. Dr. Emel Hanağası, yukarıda kısaca önemli özelliklerini belirttiğim medeni usul hukukunun zor ve sınırlarının belirlenmesinin güç olduğu "davada menfaat" konusunda, uzun ve titiz bir çalışma sonunda hazırladığı bu eserinde, menfaat (yarar) kavramının teorik temellerini ve davada menfaatin yargılamaya egemen olan ilkelerle olan ilişkisini başka bazı hukuk sistemleri ile karşılaştırarak başarılı bir biçimde incelemektedir. Dr. Hanağası, bu eserini hazırlarken diğer görevlerini de eksiksiz yerine getirmiş her zaman disiplinli ve özverili olmuştur. Eserin araştırmacılara ve uygulamacılara yararlı olacağı inancı ile Dr. Emel Hanağasf nı can ve gönülden kutlar, başarılarının devamını dilerim. Prof. Dr. Ramazan ARSLAN Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Açılan bir davanın esastan incelenebilmesi ve bu davada maddî hukuk bakımından kimin haklı olduğunun belirlenmesi için yargılama yapılabilmesi, usulî (biçimsel) bazı şartların bulunmasını gerektirmektedir. Bunlara, dava şartları adı verilir. Davacının davayı açmakta hukukî menfaatinin bulunması da dava şartlarından biridir. Davanın açıldığı mahkemenin ilk yapacağı iş, önüne gelen davada, dava şartlarının bulunup bulunmadığını belirlemek ve dava şartlarından birinin bile eksik olduğunu görürse, davanın esasına girmeksizin davayı usulden reddetmektir. Davanın açıldığı mahkemenin; görevli olması, tarafların taraf ve dava ehliyetlerinin varlığı, kesin hükmün bulunmaması ve benzeri diğer dava şartlarını belirleyebilmesi oldukça kolaydır; çünkü bunlar, özleri itibariyle, davadan davaya pek değişmeyen ve "çerçevesi belli" hususlardır. Buna karşılık "hukukî menfaat", diğer dava şartlarından farklılık gösterir. Farklı olmanın nedenlerinden biri, hukukî menfaatin dava çeşitlerine göre değişkenlik göstermesidir. Örneğin, eda davalarında hukukî menfaatin varlığı asıl iken ve davacının hukukî menfaatinin varlığını bildirmesine ve ispat etmesine gerek olmamasına karşılık; tespit davalarında davacı, hukukî menfaatinin varlığını bildirmeli ve ispat etmelidir. Tespit davalarındaki dava şartları yönünden aranan, "hukukî ilişki şartı" yanında; "davacının bir hakkının veya hukukî durumunun mevcut bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdidin davacının hukukî durumunda belirginsizliğe yol açarak davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması ve dava sonucunda elde edilecek olan tespit hükmünün söz konusu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli nitelik taşıması", dava şartlarını araştıran mahkemenin işini, diğer dava şartlarına oranla oldukça "zorlaştıran" hususlardır. Öğreti ve mahkemeler uygulamasında benimsenen, "eda davası açma olanağı varken tespit davası açılamaz" kuralı, bu davalarda hukukî menfaatin önemini daha da artırmaktadır. Keza, dava ile erişilmek istenilen amacın, aynı güvenle ve fakat dava açmadan daha basit bir yol ile gerçekleşebilecek olması, görülmekte olan bir davanın iddia veya savunma şeklinde ileri sürülebilmesi olanağının varlığı; davacının dava açarak mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir menfaatinin bulunmaması bakımından uygulamada karşımıza çıkan önemli diğer bir kuraldır. Öte yandan hukukî menfaat, duran (statik) değil, devingen (dinamik) bir kavramdır ve davada hukukî menfaatin bulunup bulunmadığı yolundaki anlayışların, zaman içerisinde değişiklik gösterdiği de başka bir gerçekliktir. Bunların yaşanmış bir örneği, tespit davalarıdır. Öğreti, hukukî menfaatteki tereddütler nedeniyle çok uzun süre tespit davasını kabul etmemekte diren- \e ancak gelişen hukukî ihtiyaçlar sebebiyle, tespit davaları kanunlara girebilmiştir. Bugün benzeri bir tereddüt, "grup (sınıf) davaları" bakımından yaşanmaktadır. Ancak, toplumsal ve ekonomik gelişmeler, günümüzde grup davasını bir gerçeklik olarak ortaya koymuş ve bu dava türü de mevzuatta yavaş yavaş yerini almaya başlamıştır. Ancak bu konudaki tereddütler henüz bitmiş de değildir. Adlî yargı ile idarî yargı da, "hukukî menfaat" bakımından farklı farklı sonuçlara varabilmektedir. Bu farklılık, her iki yargı kolunun kendine has özelliklerinden kaynaklandığı sürece doğal karşılanmalıdır. Ancak bu konuda da görüş birliği henüz yoktur. Hukukî menfaat kavramı, devingenliği sebebiyle, gelişmesini ve değişimini sürdürmeye devam edecektir. Hukukî menfaatin varlığı, yalnızca dava açılması bakımından aranan bir şart değildir. Hukukî menfaat, mahkemelere yapılacak her türlü talepte de aranan bir şarttır. Genel olarak "menfaat", birkaç kelime ile tanımlanabilecek bir kavram olmadığından bu konuda yapılan her türlü tanım eksik kalmaya mahkûmdur. Aynı durum, "hukukî menfaat" bakımından da vardır. Hele hele, "hukukî menfaaf′in başına konulan, "korunmaya değer" nitelemesi, tanımlama işini daha da karmaşık hale getirmektedir. Bu açıdan bakıldığında "hukukî menfaat" kavramı, "anlatılabilen"den ziyade, içeriği itibariyle "duyumsanabilen" bir kavram niteliğindedir. Önemi sebebiyle, Anabilim Dalımızın "çalışkan, enerjik ve araştırma sevdalısı" mensubu Emel Hanağası′na bu konu doktora tezi olarak verilmiştir. Doktora tezleri, üzerinde çalışanların gece-gündüz demeden tüm mesailerini yoğun olarak harcadıkları ve tamamlanması yıllar alan eserlerdir. Tez yazan kişi, yıllarca, maddî ve manevî gücünü, varlığını ve tüm yaşamını tezine verir; teziyle özdeşleşir. İyi bir doktora tezinde harcanan çaba ve teze yoğunlaşma o kadar etkilidir ki, anlatım yerinde ise, o dönemde tüm yaşam, "tez"e indirgenir ve tez yazarı iç dünyasını da, dış dünyasını da hep "yazılan tez" açısından algılar. Böyle olmasa, bir örneği elinizde olan "eser" bitmez! İşte elinizdeki doktora tezi de böyle bir çabanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Yanıma "çırak" olarak aldığım, asistanım Emel Hanağası′nın, elinizdeki doktora teziyle "kalfa"lık yolunda attığı büyük adım sebebiyle sevinçliyim. Dr. Hanağası′nın ileride iyi bir öğretim üyesi olarak ülkemize ve insanlığa büyük hizmetler vereceğine inancım tamdır. Sevincim ve inancım, Atatürk′ün bize emanet ettiği Cumhuriyetin çağdaş uygarlık düzeyinin de üstüne çıkartılması ülküsü ile yoğrulmuş genç bilim kadınlarının çoğalması ile artmaktadır. Dr. Emel Hanağasf nı, başarısından dolayı bir kez de burada tebrik ediyor ve kitabını tüm hukukçulara hararetle tavsiye ediyorum. Prof. Dr.Ejder YILMAZ Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi TEŞEKKÜR " ′Tanrım! Hep Önsözlerde kalıyorum! (...) ′Biraz daha i/erleyebilsenı, hiç olmazsa ′Giriş ′e kadar gelebilsem.′f...) ′Banayardım edin dostum! Bütün kitapların neden yazıldığını, yazanların kimlere teşekkür borçlu olduğunu, bu kitabı yazma düşüncesinin onlara nasıl geldiğini, bu kitabın ne gibi bir boşluğu dolduracağını, hepsini biliyorum. Sonra ne oluyor ? Anlatın bana.′ (Oğuz AT AY, TutıınamayanlaR ) Oğuz ATAVın okuduğum ilk kitabıydı Tutunamayanlar. Bence geç sayılabilecek bir yaşta, tam da yüksek lisans tezimi yazdığım bir dönemde tanıdım ATAY′ı. Şüphesiz zamanlamanın da etkisiyle, yukarıda alıntıladığını satırlar özellikle vurdu beni ve aklımdan hiç çıkmadı. Daha sonra, bu satırlarla, bir kez daha karşılaştım. Ömer MADRA′nın "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Bireysel Başvuru Hakkı" kitabının, bir hukuk kitabında olamayacak kadar güzel ve etkileyici önsözünde. İşte, üslûbu akademik geleneğe pek de uygun düşmeyecek bu ′TEŞEKKÜR"ü, MADRA′ya öykünerek ve onun bende yarattığı etkiyle yazıyorum. Bu nedenle, yine onun bir ifadesiyle devam etmek istiyorum: "Bütün doktora tezlerinin çok ilginç birer yazılış öyküsü vardır. (Biryazılsalar, hepsi roman olur.)" Benimkinin de bir öyküsü var kuşkusuz. Ancak, kendi öykümü o kadar da ilginç bulmadığımdan (-ya da MADRA kadar iyi yazamayacağımı düşündüğümden belki de) bu öyküyü yazmak istemiyorum. Arzu ettiğim, sadece bu öykünün kahramanlarını, yani "kimlere teşekkür borçlu olduğumu′′′ paylaşmak. Elinizde tuttuğunuz bu çalışmanın ortaya çıkma sürecinde yol göstericim Prof. Dr. Ramazan ARSLAN oldu. Hocam, yoğun çalışmaları içerisinde önceliği hep bana verdi. Hayranlık duyduğum bilgisini ve deneyimlerini benimle paylaştı. Ama kendisine en çok, bu uzun ve zorlu süreçte beni hoşgörüsüyle desteklediği ve tamamen özgür bıraktığı için teşekkür etmeliyim sanırım. Öykümün bir diğer başkahramanı ise, hocam, ustam Prof. Dr. Ejder YILMAZ. Bu çalışmaya büyük bir hevesle, dört elle sarılmamı sağlayan, "davada hukuki menfaat" konusunu yazmamı önererek, zor bir konunun altından kalkabileceğime duyduğu inançtı. Ancak, Hocama, her konuda olduğu gibi bu çalışmanın da her aşamasında bana destek olduğu için teşekkür etmek yeterli olmayacak. Kendisine, öncelikle ve en çok, bu mesleği seçmeme vesile ve destek olduğu için teşekkür etmem gerek. Zira beni başka ihtimallerde olacağımdan daha mutlu kılan, dönüştüren, geliştiren ve şu an olmaktan hoşnut olduğum Emel′i ortaya çıkaran, yaptığım bu iş ve bu iş sayesinde tanıdığım, hayatıma giren insanlar. Akademisyen olmasam, bu Fakülte′de olmasam asla tanıyamayacağım insanlar... Doç. Dr. Halûk KON URALP gibi insanlar. Şimdi gelmesi gereken satırlar başka türlü yazılmışlardı aslında. Ama siz o satırları okuyamayacak, hiç bilemeyeceksiniz. Zira onları, Halûk Hocam da okuyamayacak! Yine de bilmenizi isterim ki, Hocamın bana katkısı, bu teze katkısının çok ötelerinde oldu. Bu nedenle olsa gerek, yokluğu, bir tür "öksüzlük" duygusu yaratıyor içimde. Onunla hukuk üzerine konuşmayı, hayat üzerine konuşmayı, trenler ve dolmakalemler üzerine konuşmayı özlüyorum. Şu ya da bu konuda kafam karıştığında ve sorgulamalara daldığımda, daldığım yerden çıkamadığımda ve her şeye dair hevesim kaçtığında onunla dertleşmeyi özlüyorum. Ve tâbi ki, bu dertleşmenin sonunda bende yarattığı "iyi hisseline" halini de. Bakış açısına ihtiyaç duyuyorum sıklıkla. Ve hâlâ, "ne kadar uzun süredir konuşmuyoruz hocamla′ deyip, elim telefona gidiyor... Umarım, gurur duyabileceği bir insan ve akademisyen olmayı başarırım. Teşekkür borçlu olduğum bir başka kişi de, akademik hayatım boyunca ilgisini benden esirgemeyen ve ciddi rahatsızlığına rağmen tez savunmama gelerek bana destek olan Hocam Prof. Dr. Erdal TERCAN. Hocam, çalışmamın her aşamasında bana büyük anlayış gösterdi ve yapıcı eleştirileriyle bu çalışmaya büyük katkıda bulundu. Bu çalışmanın, usul hukuku ailesi dışında bir kahramanı daha var: Prof. Dr. Metin FEYZİOGLU. Özel hukukun olduğu kadar (ve hatta kimi zaman daha fazla) kamu hukukunun da önemli kavram ve kurumlarıyla ilişkili bir konu "Davada Menfaat". Ve Hocam, özellikle tezin savunulması sırasında getirdiği olumlu eleştirileri ile katkıda bulundu bu çalışmaya. Asistan olduğum günden bu yana her konuda büyük desteğini gördüğüm ve yıllar içinde hocam olmaktan çıkıp ailemden biri olan bir başka kahraman ise, Doç. Dr. Sema TAŞPINAR-AYVAZ. Zihnime takılan sorulan aydınlatmamda bana ışık tuttu Sema Hocam. Her duraklama anımda yeniden adım atmama yardımcı oldu. Bu çalışmanın çok önem verdiğim bazı bölümleri, evindeki ertesi güne bağlanan harika kahvaltılardaki tartışmaların ürünü. Ayrıca, "Die Teilklage im deuischen und türkischen Zivilprozessrecht" konulu doktora çalışmasının ilgili bölümlerini benim için çeviren kürsü arkadaşım Dr. Cengiz KULAKSIZ′a da teşekkür etmeliyim. Çoğunlukla Fransız hukukundaki kaynaklarından yararlandığım bu çalışmada, Cengiz, bana, en azından ′"kısmi dava" konusunda Alman hukukuna dokunma imkânı sağladı. Ve sıra, öykümün gizli kahramanlarına geldi. Akademiye, tezime, hayata ve belki de en önemlisi kendime bakışımı değiştiren kişilerden söz etmek istiyorum biraz da. Doç. Dr. Cüneyt OZANSOY′dan meselâ. Soru sormayı ve bu sorulan, zaman zaman acıtsa da dürüstçe ve cesurca cevaplamayı öğrendim kendisinden. Bunun yanı sıra, burada tek tek sayamayacağım kadar çok şeyi merak ettim sayesinde. Yine, benzer cümleleri kurabilirim aslında Dr. Burak ÖZTÜRK, Dr. Ayhan TEKİNSOY ve Dr. Artuk ARDİÇOĞLU için. Her birinin bu teze katkılarını anlatmayacağım uzun uzun. Ancak, diyebilirim ki, bu tez biraz da onlar sayesinde yazılabildi. Her bunaldığımda, her vazgeçtiğimde, her kafam karıştığında yanımdaydılar. Bıkmadan, usanmadan destek oldular bana. İşte, kahramanları aracılığıyla anlatmaya çalıştığım bu öykü, 15 Ekim 2007 tarihinde sona erdi. Mutlu son\ Buna rağmen, tezin basılması için iki yıla yakın bir süre geçti. Halûk Hocayı kaybetmiş olmanın bende yarattığı etkinin dışında dile getirilmeyi hak eden geçerli bir neden yok aslında. Bu aşamada, titiz bir çalışmayla kitabın bu hale gelmesini sağlayan başta Muharrem BAŞER olmak üzere tüm Yetkin Yayınevi çalışanlarına da ayrıca teşekkür etmem gerek. Ayrıca, tezin aslına sadık kalınarak basılmasına gayret ettiğimi; bununla birlikte, tezde jüri üyelerinin eleştiri ve yönlendirmeleri çerçevesinde bazı ufak değişiklikler yaptığımı ve tezin Enstitü′ye tesliminden sonra, ′İsviçre Federal Usul Kanunu Taslağı"nın Tasarı halini alması ile ortaya çıkan değişikliklerle 16.4.2008 tarihli "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı"nda meydana gelen bazı değişiklikleri de değerlendirilerek çalışmaya işlediğimi söylemeliyim. Son bir paragraf daha yazacağım belki de sabrınızı zorlayarak. Ve bu paragraf tahmin ettiğiniz gibi aileme ilişkin olacak. Öncelikle, kardeşlerimden, Pınar ve Cihan"dan söz etmeliyim. GOETHE′nin dediği gibi, "Ana babanın çocuklarına sürekli özen gösterdiklerini görmek güzel bir şeydir, hele kardeşlerin birbirine özen göstermeleri daha da güzeldir". Benim kardeşlerim, tüm hayatım boyunca çok özen gösterdiler bana. Bu zorlu ve uzun süreçte de, tüm huysuzluklarıma tahammül ettiler ve hiçbir desteği eksik etmediler benden. Bu son cümleyi, Gülsün için de tekrarlamalıyım. Cihan′m bize kazandırdığı yeni kardeşim Gülsün. Hummalı çalışmalarıma, "hadi, dayan! Az kaldı, bitecek merak etme" cümleleriyle ortak oldu o da. Tâbi anneannemi de anmazsam büyük kusur işlemiş olurum. Zira neredeyse dört seneye yayılan bu çalışma nedeniyle aylarca görmediğim oldu kendisini. Yine de o, hiç sitem etmeden destek oldu bana. Ve hayattaki en büyük şansım, en büyük zenginliğim: Annem ve babam. Bilirsiniz kız çocuklarını ve onların hayran oldukları babalarını... İşte ben de o kız çocuklarından biriyim tartışmasız. Sevgili, biricik babamın kızı. Aynı zamanda, tek kelimeyle muhteşem bir annenin onun gibi olmaya çalışan kızıyım da. Şanslıyım. Çünkü bana, "beri" olma imkânını yaratan, mutlu olma fırsatını sunan ve bunları hiçbir fedakârlıktan kaçınmadan yapan bir anne babaya sahibim. Bu nedenle, onlara teşekkür etmeme yetmeyeceğini bile bile, bu çalışmamı, anneme ve babama ithaf ediyorum. Emel Hanağası Ankara, 2.9.2008 GİRİŞ A. ÇALIŞMANIN AMACI Özünde bir normlar sistemi olan hukuk, hukuk normlarını saptayan, sis-temleştiren ve normlar arasındaki ilişkileri bulmaya çalışan bir inceleme ve araştırma disiplinidir′. Bu çerçevede, hukuk, eğer bir bilimse, ancak bir "sistemleştirme bilimidir" denilebilir. Çünkü hukuk biliminin görevi, hukukla ilgili olgu ve olayları inceleyerek, bu etkinliğin ürünlerini düzenli bir sistem haline getirmektir. Kuşkusuz hukuk bilimi için öngörülen böylesi bir görev, yargılama hukuku bakımından da tekrarlanacaktır. Bu açıdan bakıldığında, yargılama hukuku öğretisinin görevinin de, bu sistemleştirmeyi gerçekleştirmeye ve hukuk düzeninin tutarlılığını sağlamaya çalışmak olduğu söylenebilir. İşte belirlenen bu görevin gerçekleştirilmesi, dava teorisine yönelik çalışmalar sayesinde olacaktır. Çünkü dava kavramı, yargılama hukukunun merkezindedir. Hukukun, hakkı sadece tanıması yeterli değildir; tanıdığı bu hakkın tanıtılması ve korunması için kişiye bazı imkânları sunması da gereklidir4. Bu amaca yönelik imkânlardan en önemlisi, en genel ve en aktif olanı davadır. Bu çerçevede, dava ilişkisine tanınan nitelik, yargılama hukukunun bilimsel alanını bütünüyle etkilemekte ve bu niteliğe göre kimi usul kurumlarını yeniden gözden geçirmek gerekmektedir. Konunun bu önemine rağmen, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu′nda ve diğer kanunlarda dava genel teorisine ilişkin açık düzenlemeler yoktur. Davanın hukuki niteliği, dava açma olanağının ne zaman var olduğu, kimlerin hangi şartlar çerçevesinde hukuki himaye için devlet güçlerini harekete geçirebilecekleri ayrıntılı pozitif daya- A. Güriz. Hukuk Başlangıcı, Ankara 2003, s. 30; hukuk biliminin, normatif bir sosyal bilim olduğuna ilişkin bkz. E. Göğer, Hukuk Başlangıcı Dersleri, Ankara 1976, s. 9. J. Carbonier. Droit civil, Themis 1971, n" 7 s. 32; Y. Desdevises, Le contröle de P interet legitime (Essai sur les limites de la distinction du droit et de l′action), These Nantes 1973, s. 5. E. Hirş, Hukuk Kavramı (Çağdaş Hukuk Felsefesi ve Hukuk Kuramı İncelemeleri, haz. H. Ökçesiz, HFSA- Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi 1, İstanbul 1997, s. 169-181), s. 169; E. Hirş, Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri, güncel dile uyarlayan: S. B. Veziroğlu, Ankara 1996, s. 98; Desdevises-L′interet legitime s. 4. R. Morel, Traite elementaire de procedure çivile (Organisation judiciaire-Competence- Procedure), Sirey 1949, n°21 s. 23; S. Ediş, Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri, Ankara 1987, s. 359. naktan yoksundur. İşte bu sorulara dava teorisi içinde verilecek cevapların önemli bir bölümü ise, davada menfaat kavramı çerçevesinde oluşmaktadır. Bu kavram, yabancı hukuk sistemlerinde çok sayıda incelemeye konu yapılmış olmasına rağmen5, Türk medeni yargılama hukuku öğretisinde konuya ilişkin söylenenler, çoğunlukla medeni yargılama hukukuna ilişkin genel kitaplarda yer almış ve yakın zamanda medeni yargılama hukuku alanında yazılmış iki makalede incelenmiştir6. Bununla birlikte, menfaat kavramının ne olduğu, bu kavramın hangi hallerde ve hangi sınırlar içinde kullanılacağı, yokluğunun hangi hukuki sonuçlara neden olacağı gibi konular ne öğreti tarafından ne de içtihatlarla açık ve kesin bir biçimde belirlenebilmiştir. Bu durumun en önemli nedeni, menfaat kavramının belirsiz ve değişik görünümlere sahip bir kavram olmasıdır7. Türk hukukunda BİLGE, bu belirsizliğe, "Menfaat kavramının ve onu belirleyen ölçünün esnek, hatta kaypak bir nitelik arzettiği şüphe götürmez. " diyerek dikkat çekmiştir . Örneğin bkz. A. Schönke, Das Rechtsschutzbedürfnis- Studien zu einem Zivil-prozessualem Grundbegriff, Berlin 1950; S. Bodo, Das Rechtsschutzbedürfnis, Berlin 1967; E. NVieser, Das Rechtsschutzinteresse des Klâgeıs im ZivilprozeB, Verlag Ernst und Werner Gieseking, Bielfeld 1971; E. Allorio Rechtsschutzbedürfnis (ZZP 67 (1957), s. 321 vd.); R. Pohle, Zur lehre vom Rechtsschutzbedürfnis (FS Lent, München, Berlin 1957, s. 195 vd.); M. Cappelletti. Protection d′ interet collectifs et de groupe dans le proces civil, 1971; Protection des interets collectifs et de groupe dans le proces civil (Rev. int. dr. comp. 1975, s. 571 vd.); P. Gerard/F. Ost./M. van de Kerchove, Droit et interet, 3 V., Bruxelles Fac. Uni. Saint- Louis 1990; L. Garaud, L′ interet pour agir en justice, Contribution â l′etude de la notion d′ interet en droit positif. These Paris 1959; Y. Desdevises, Le contröle de I′ interet legitime (Essai sur les limites de la distinction du droit et de l′action), These Nantes 1973; İM. Baudouin, La notion d′interet dans le recours pour exces de pouvoir, These Paris 1904; A. Heilbronııer, Le recours pour exces de pouvoir des fonctionnaires publics contre les actes portant atteinte â leur statut, These Bordeaux 1929; L. Berard, La notion d′interet dans le recours pour exces de pouvoir, These Paris 1932; M. Mignoıı, Une evolution inachevee: la notion d′interet ouvrant le recours pour exces de pouvoir (D. 1959, chron. 23, s. 121-126); M. Laligant, La notion d′interet pour agir et lejuge administratif (Rev. dr. publ. 1971, s. 43-82). İV. Deren Yıldırım, Dava Şartı Olarak Hukuki Himaye ihtiyacına Eleştirel Bir Bakış (YD 1995/3, s. 224-243); N. Deren Yıldırım, Kollektif Hukuki Himaye Medeni Usul Hukukunda Sonun Başlangıcı mı, Etkin Hukuki Himayenin Vazgeçilmez Unsuru mu? (YD 1997/1-2, s. 137-154). Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 235; A. Tribes, Le role de la notion d′interet en matiere çivile, These Paris 1975, s. VI. N. Bilge, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, Ankara 1967, s. 359; N. Bilge/E. Önen, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, Ankara 1978, s. 407. Alman öğretisinde de kimi yazarlar, bir "genel şart"9 olarak menfaatin (hukuki himaye ihtiyacının) ana hatları saptanamayan ve bu nedenle hukuk güvenliğini zedeleyen bir kavram olduğunu ifade etmişlerdir10. Öte yandan, bu belirsizlik nedeniyle menfaatin bir tür "toplama havuzu"" olduğu ileri sürülmüş" ve örnek olarak hâkimin kesin hükmün ya da derdest bir davanın bulunup bulunmadığını araştırmak yerine, menfaat olmadığı gerekçesiyle davayı kabule şayan (dinlenebilir) olmadığından ötürü reddetme olasılığına dikkat çekilerek; davanın kabule şayan olup olmadığına ilişkin sorunların hepsinin bu kavram altına sokulabilme imkânı eleştirilmiştir. Yine bu belirsizliğin bir sonucu olarak, "dava konusu miktarın çok küçük olması"′, "ifası imkânsız bir edimin söz konusu olması", "edimin ahlaka aykırı olması′", "amaca aykırı olması", "hasmın malvarlığının bulunmaması nedeniyle ilâmın icrasının mümkün olmaması" gibi maddi hukuka ilişkin hususların da "menfaatten yoksunlukla" açıklanması gibi son derece sakıncalı sonuçlar doğduğuna dikkat çekilmiştir12. Bunun yanı sıra, yine aynı belirsizliğin hâkimin esasa ilişkin karar vermesi gereken kimi durumlarda davayı kabule şayan olmadığından reddetmesine imkân tanıdığı da iddia edilmiştir13. DEREN YILDIRIM da, bazı yargı kararlarından hareketle Türk uygulaması bakımından aynı sonuca varmıştır14. Gerçekten de, BONNARD′ın ifade ettiği gibi, menfaat, "kesinleştirilmeye ihtiyaç duyan belirsiz bir formüldür′A5. VIZIOZ da aynı görüştedir. Yazar, medeni yargılama hukukunun böylesi önemli bir sorununun aydınlatılmamış olmasından duyduğu memnuniyetsizliği belirterek öğretiyi, tüm dava türleri bakımından uygulanabilir bir menfaat tanımı bulmaya teşvik etmiştir16. CORNU ve FOYER ise, herkesin sezgisel olarak anladığı bir kavramı tanımlamak ve kesinleştirmek istemenin tehlikeli olup olmadığını sormuşlar; menfaati, "nitelikleri belirlenen (kişisel, meşru), sınıflandırılan (manevi va da malvarlığına ilişkin) fakat tanımlanamayan ", ancak, "açıklanmayı hak eden temel bir kavram" olarak ortaya koymuşlardır17. Son olarak, VEDEL de, "Hiçbir şey, dava açmakta menfaati tanımlamak kadar zor değildir ve Generalklausel. Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 236. L. Rosenberg, Lehrbuch des Deutschen Zivilprozessrechts, 9 Auflage, München 1993, s. 74′ten aktaran Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 238. H. W. Fasching, Lehrbuch des österreichischer Zivilprozessrechts, Wien 1990′dan aktaran Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 236. Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 236. Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 236- 237. R. Bonnard, Precis de droit administratif, Sirey 1935, s. 203. H. Vizioz, Etudes de procedure, Biere, Bordeaux 1956, s. 235. G. Cornu/J. Foyer, Procedure çivile, PUF 1958, s. 296"den aktaran Laligant s. 44. zaten, tam olarak mantıklı bir formül verilip verilemeyeceğinden şüphe etmek gerekmekledir. " diyerek kavramın tanımlanmasına ilişkin zorluğa dikkat çekmiştir18. Bununla birlikte, tanımlanmasına ilişkin tüm güçlüklere rağmen menfaat kavramını daha yakından incelemekten kaçınmak ve kavramı anlamak için sezgilere güvenmek, hukuk bilimine yüklenen görevin gerçekleştirilmesinden uzaklaşmakla eşdeğer olacaktır. Oysa, tam tersine, kullanılan kavramlara mantıklı ve uyumlu bir yorum verebilmek için çaba göstermeye devam edilmelidir. Bizi, bu çalışmayı gerçekleştirmeye iten dürtü de budur. Amacımız, teorik temelleri zayıf menfaat kavramını biraz olsun belirginleştirmeye çalışmak, sınırlarını belirlemek ve kavrama ilişkin sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymaktır. B. TERİM SORUNU Menfaat kavramı, medeni yargılama hukukunda farklı şekillerde ifade edilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu′nda "menfaat" (m.82) ve "hukukiyarar" (m. 427) terimleri kullanılırken, Türk öğretisinde "menfaat"*9 veya "hukuki menfaat"20 veyahut "hukuki yarar"2] ifadeleri tercih edilmek- 20 G. Vedel, Droit administratif, PUF 1964, s. 427. S. Ş. Ansay Hukuk Yargılama Usulleri, Ankara 1960, s. 201, n° 112 s. 224, n° 113 s. 230; M. R. Belgesay, Dava Teorisi, İstanbul 1943, s. 29^17; M. R. Belgesay, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1939, n° 10-16 s. 104-111; M. R. Belgesay, Teorik ve Pratik Adliye Hukuku, (Hukuk, Ceza ve İdare Usulü Muhakemelerinin Sentetik İzahı), C.I I. F.l, İstanbul 1945, n" 184-188 s. 5-9; İ. Postacıoğlu, Dava Teorisi Üzerine Bazı Mülahazalar (Tahir Taner Armağanı, İstanbul 1956, s. 737-752), s. 747-748; İ. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1975, s. 195; Y. Alangoya/K. Yıldınm/N. Deren Yıldırım, Medeni Yargılama Hukuku Esasları, İstanbul 2004, s. 211; Bilge- Yargılama Hukuku s. 358; Bilge/Önen s. 405. B. Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6 C, İstanbul 2001, C.I1, s. 1363; B. Kuru, Tesbit Dâvaları, Ankara 1963, s. 28 vd.; B. Kuru, Dava Şartlan (Ord. Prof. Sabri Şakir Ansay′ın Hatırasına Armağan, Ankara 1964, s. 109-147; Makaleler, İstanbul 2006, 147-188), Armağan s. 136; S. LJstündağ, Medeni Yargılama Hukuku (Yerel Mahkemelerde Yargılama - Kanun Yollan ve Tahkim), C.I- 11, İstanbul 2000, s. 270, 276, 277, 278, 312; Ansay- Yargılama Usulleri s. 230; Bilge- Yargılama Hukuku s. 232, 346, 358 vd.; Bilge/Önen s. 393, 405. E. Önen, Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1979, s. 55, 151; H. Pekcanıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medenî Usûl Hukuku, Ankara 2004, s. 222; B. Kuru/R. Arslan/E. Yılmaz, Medeni Yargılama Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2004, s. 312. tedir. Bununla birlikte, kavramı ifade etmek için "hukuki himaye ihtiyacı"22 veya "hukuki himaye menfaati′^′ terimlerinin de kullanıldığı görülmektedir. Aynı kavram, Yargıtay içtihatlarında ise, "hukuki yarar′"24, "hukuki menfaaf15, "hukuki çıkar"2′′ veya "hukuksalyarar"′1 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ifadeler arasında gerçekte hiçbir esaslı fark bulunmamaktadır. Bu nedenle herhangi birini tercih etmek mümkün görünmektedir. Bununla birlikte, bu çalışmada "menfaat" kelimesinin kullanılması tercih edilmiştir. Bunun nedeni, öncelikle, Arapça kökenli Osmanlıca bu kelimenin içeriğinin zenginliğidir. Çünkü "menfaat", hem "fayda (yarar)", hem "çıkar", hem "kâr" kelimelerini karşılamakta"′ ve tüm bu kelimelerin anlamını, bünyesinde barındırmaktadır. Daha sonra açıklanacağı üzere, bu ifadeler, davada menfaat kavramının kapsamı olarak karşımıza çıkmaktadır . Çalışmada, öğreti ve uygulamadaki yaygın kullanımına rağmen "hukuki menfaat" ifadesinin tercih edilmemesi ise, iki gerekçeye dayanmaktadır. Alangoya/Yıldırım/Deren Yıldırım s. 211; Deren Yıldırım- Hukuki Himaye İhtiyacı s. 225; Üstündağ- Yargılama Hukuku s. 277, 312; Kuru- Dava Şartlan, Armağan s. 136; Kuru/Arslan/Yılmaz s. 312. Üstündağ- Yargılama Hukuku s. 277. 13. HD 22.4.1981, 2682/3053; 13. HD 6.4.1981, 917/2464; 21. HD 9.6.2003, 4837/5414; l.HD 31.12.1979, 14213/15362: KBİBB. 2. HD 29.6.2004, 5615/8653; 16. HD 27.9.1999, 3365/3385; 9. HD 11.1.2005, 14117/458; 16. HD 11.3.1999, 989/790: KBİBB. 3. HD 22.12.1986, 7624/11085: KBİBB. 13. HD 22.4.1981, 2682/3053; 13. HD 6.4.1981, 917/2464; 3. HD 8.4.2002, 3424/3503: HGK 2.6.2004, 1-294/320; 13. HD 9.11.1987, 5694/5415; 1. HD 16.9.1980, 8880/10700; 2. HD 9.6.2003, 4589/8416: KBİBB. Meydan Larousse Ansiklopedisi, 24 C, İstanbul 1973, C. VIII, s. 612; F. Develioğlu, Osmanlıca- Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara 1997, s. 614. Yarar, ekonomik anlamda bir mal ya da hizmetin insan gereksinimini karşılama ve giderme niteliğine işaret eder (Meydan Larousse- C. XII, s. 730; O. Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi, Kavramlar ve Akımlar, 7 C, İstanbul 1993, C. VII s. 232). Konuşma dilinde "elverişli olan"ı adlandırır ve "bir şeyin bir işte kullanıldığında verdiği iyi sonuç" olarak tanımlanır (P. Tuğlacı, Okyanus, 20. Yüzyıl Ansiklopedik Türkçe Sözlük, 5 C, İstanbul 1974, C.I, s. 780-781; C.III, s. 3015). Bu anlamıyla terim Arapça kökenli bir kelime olan "fayda" kelimesi ile eşanlamlıdır. Çıkar ise, gizlenerek gözetilen kazanç (Tuğlacı- C. I s. 456), kişinin yalnız kendi yararı için gözettiği husus (Meydan Larousse, C.III s. 211) olarak tanımlanmıştır. Kişisel çıkar, kamusal çıkar vb. gibi deyimlerle kullanılan bu kelime, törebilim terimidir ve yararlılık (faydacılık) öğretisinde teorileşmiştir. Aynı terim ruhbilimde "ilgi" terimiyle dile getirilir (Hançerlioğlu- C.I s.256). Bu konuda bkz. aşa. § 4, B, III. Bunlardan ilki, bu ifadenin davada varlığı aranan menfaatin sadece tek bir yönüne işaret ediyor oluşudur. Şüphesiz, davayı kabule şayan kılacak menfaat herhangi bir menfaat değil, "hukukî* bir menfaattir. Bununla birlikte, menfaatin taşıması gereken tek nitelik bu değildir0. Menfaat, aynı zamanda "meşru", "doğmuş ve günceF, "doğrudan ve kişisel′′ olmalıdır. Bu niteliklerin hiçbiri menfaatin hukuki olması gereğinden daha az önemli değildir. Ancak tüm bu nitelikleri taşıyan bir menfaat davanın kabule şayan olması sonucunu doğurur. Bu nedenle, kanaatimizce konuya ilişkin üst kavram "menfaat" kavramıdır. Buna bağlı olarak, çalışmanın hareket noktası "menfaat" kavramı olmalıdır. İkinci gerekçemiz ise, "hukuki menfaat" ifadesinin, bir yanlış anlamaya neden olma olasılığıdır. Çünkü bu ifade, JHERING′in meşhur hak tanımı nedeniyle3′, menfaatin hakkın unsurlarından biri olarak algılanması ve davada varlığı aranan menfaat ile hakkın unsuru olan menfaatin karıştırılması tehlikesini taşımaktadır. Gerçekten de, daha sonra ayrıntılı olarak değinileceği gibi, davada varlığı aranan menfaatten, davanın konusunu oluşturan sübjektif hak olarak bahseden ve bu kavramdan, sübjektif hakkın unsurlarından birini anlayan görüşler mevcuttur′". Oysa, kanaatimizce, bütünüyle yargılama hukukuna ilişkin bu kavramdan anlaşılması gereken, yine daha sonra ayrıntılı olarak inceleneceği gibi, "usıılî bir talep çerçevesinde hâkim önünde takip edilen fayda (yarar), avantaj, kazanç"UvJJ. B. ÇALIŞMANIN İNCELEME PLANI Çalışma, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte, çalışmanın amacı, terim sorunu ve inceleme planı ortaya konmaya çalışılmıştır. Birinci Bölüm ise, menfaat kavramının teorik temellerine ayrılmıştır. Davada menfaat kavramının anlaşılabilmesi, bu kavramın teorik ve normatif yapısının ortaya konmasına bağlıdır. Bu çerçevede, öncelikle yabancı hukuklarda ve Türk hukukunda menfaat kavramı ele alınacak; bu kavramın medeni yargılama hukukundaki varlık nedenleri ve yargılama hukukuna egemen bazı ilkelerle ilişkisi incelenecektir. Ardından dava kavramından ne anlaşılması gerektiği ortaya konulacak ve bu kavrama ilişkin yapılacak tespitler Bkz. aşa. § 6, 7, 8, 9. Yazara göre "haklar, hukuken konman menfaatlerdir. " (L. von Jhering (trad. Meulenaere), L′esprit du droit romain, T.IV, 3C ed., s. 328"ten aktaran J. Dabin, Le droit subjectif, Dalloz 1951, s. 65). Menfaat kavramını hak kavramıyla özdeşleştiren görüşler hakkında bkz. aşa. § 4, B, I. Bu konuda bkz. aşa. § 4, B, III. çerçevesinde, menfaat kavramının hukuki niteliği belirlenmeye çalışılacaktır. Son olarak, menfaat kavramına, dava teorilerinde verilen anlam incelenerek bir menfaat tanımına ulaşılmaya ve davada menfaatin varlığının belirlenebilmesi amacıyla bir ölçüt ortaya konmaya çalışılacaktır . İkinci Bölüm, menfaat kavramında aranan niteliklere ilişkindir. Öğretinin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ışığında, birinci bölümde ulaşılan menfaat tanımı da dikkate alınarak davada menfaat kavramının taşıması gereken nitelikler irdelenecektir. Üçüncü Bölüm, menfaatin mahkeme tarafından incelenmesine ilişkindir. Öncelikle, menfaatin incelenme usulü ele alınacaktır. Daha sonra, menfaatin yargılama sürecinde incelenmesi gereken zamanın ne olduğu ve niteliklerinin incelenme sırası araştırılacak, ardından menfaate ilişkin ispat kuralları ortaya konacaktır. Son olarak, davacının davada menfaatinin bulunmaması durumunda mahkemenin verebileceği kararlar tartışılacaktır. Çalışma, genel bir değerlendirmenin yer aldığı "Sonuç′la tamamlanacaktır. İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER XVII KISALTMALAR XXIII GİRİŞ 1 A. ÇALIŞMANIN AMACI 1 B. TERİM SORUNU 4 C. ÇALIŞMANIN İNCELEME PLANI 6 BİRİNCİ BÖLÜM MENFAAT KAVRAMININ TEORİK TEMELLERİ § 1. ÇEŞİTLİ HUKUK SİSTEMLERİNDE MENFAAT KAVRAMI 9 A. FRANSIZ HUKUKUNDA. 9 B. ALMAN HUKUKUNDA 13 C. İSVİÇRE HUKUKUNDA 15 D. TÜRK HUKUKUNDA 18 E. DEĞERLENDİRME 26 § 2. MENFAAT KAVRAMININ VARLIK NEDENLERİ VE YARGILAMAYA EGEMEN OLAN BAZI İLKELERLE İLİŞKİSİ 29 A. MENFAAT KAVRAMININ VARLİK NEDENLERİ 29 B. MENFAAT KAVRAMININ YARGILAMAYA EGEMEN OLAN BAZI İLKELERLE İLİŞKİSİ 31 I. USUL EKONOMİSİ İLE İLİŞKİSİ 31 II. DÜRÜSTLÜK KURALI İLE İLİŞKİSİ 33 § 3. MENFAAT KAVRAMININ HUKUKİ NİTELİĞİ 37 A. BİR TEMEL HAK OLARAK DAVA HAKKI 38 I. KAVRAM VE TERİM 38 II. DAVA HAKKININ HUKUKİ NİTELİĞİ 45 B. DAVA HAKKININ UZANTISI OLARAK DAVA YETKİSİ 52 C. DAVA HAKKININ SOMUT KULLANIMI OLARAK DAVA 56 D. MENFAAT KAVRAMININ HUKUKİ NİTELİĞİ 57 § 4. DAVA TEORİLER! ÇERÇEVESİNDE MENFAAT KAVRAMININ ANLAMI 61 A. DAVA TEORİLERİ 61 I. KLÂSİK DAVA TEORİLERİ 63 II. KLÂSİK DAVA TEORİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ...72 III. ÇAĞDAŞ DAVA TEORİLERİ 76 1. Fransız Hukukunda 77 2. Alman Hukukunda 86 3. İtalyan Hukukunda 89 4. İsviçre Hukukunda 91 5. Türk Hukukunda 92 IV. ÇAĞDAŞ DAVA TEORİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ...93 B. DAVA TEORİLERİ ÇERÇEVESİNDE MENFAAT KAVRAMININ ANLAMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER 95 I. GEÇMİŞE İLİŞKİN BİR KAVRAM OLARAK MENFAAT....95 1. Görüşlerin Sunumu 95 2. Görüşlerin Değerlendirilmesi 98 II. GEÇMİŞE VE GELECEĞE İLİŞKİN BİR KAVRAM OLARAK MENFAAT 105 1. Görüşlerin Sunumu 105 2. Görüşlerin Değerlendirilmesi 106 III. GELECEĞE İLİŞKİN BİR KAVRAM OLARAK MENFAAT 107 1. Görüşlerin Sunumu 107 2. Görüşlerin Değerlendirilmesi 111 IV. "MADDİ (ÖZE, ESASA İLİŞKİN) MENFAAT" VE ′TJSULÎ MENFAAT" AYIRIMI 114 1. Görüşün Sunumu 1 14 2. Görüşün Değerlendirilmesi 116 § 5. MENFAAT KAVRAMI İLE DAVA KONUSU ARASINDAKİ İLİŞKİ A. DAVA KONUSUNA İLİŞKİN TEORİLER 18 20 a. Talep Sonucu ve Vakıalar Karışımını Dava Konusunun Eşdeğerli Unsuru Sayan Teori 120 I. TEORİLERİN SUNUMU 1. Eski Maddi Hukuk Teorileri 2. Saf Usulî Teoriler b. Dava Konusunun Belirlenmesinde Talep Sonucuna Vakıalar Karışımına Nazaran Üstünlük Tanıyan Teori.. 121 c. Dava Konusunun Yalnızca Talep Sonucuna Göre Belirlenmesini Öngören Teori 122 3. Yeni Maddi Hukuk Teorileri 123 II. TEORİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ 123 B. TALEP SONUCU KAVRAMI 125 C. MENFAATİN VARLIĞININ BELİRLENMESİ ÖLÇÜTÜ OLARAK DAVA KONUSU 127 I. MENFAATİN VARLIĞININ BELİRLENMESİ 127 II. DAVA TÜRLERİNE GÖRE MENFAATİN VARLIĞININ BELİRLENMESİ 130 1. Eda Davasında 130 2. İnşaî Davada 131 3. Tespit Davasında 132 İKİNCİ BÖLÜM MENFAAT KAVRAMININ NİTELİKLERİ § 6. HUKUKİ VE MEŞRU MENFAAT KAVRAMI 136 A. HUKUKİ MENFAAT KAVRAMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER 136 I. HUKUKEN KORUNAN BİR MENFAATİN VARLIĞINI ÖNGÖREN GÖRÜŞ 138 II. TALEBİN HUKUKİ OLMASI GEREKTİĞİNİ ÖNGÖREN GÖRÜŞ 139 III. DAVAYLA ELDE EDİLMEK İSTENEN FAYDANIN İDDİAYA BAĞLANMASI GEREKTİĞİNİ ÖNGÖREN GÖRÜŞ 140 B. MEŞRU MENFAAT KAVRAMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER 140 I. MEŞRU BİR DURUMUN ZARARA UĞRAMASI GEREKTİĞİNİ ÖNGÖREN GÖRÜŞ 142 II. DAVA KONUŞUNUN MEŞRU OLMASI GEREKTİĞİNİ ÖNGÖREN GÖRÜŞ 143 C. HUKUKİ VE MEŞRU MENFAAT KAVRAMI İLE SIFAT KAVRAMININ ÖRTÜŞTÜĞÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ 149 D. GÖRÜŞLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ 150 § 7. DOĞRUDAN VE KİŞİSEL MENFAAT KAVRAMI 157 A. KAVRAM 158 I. KAVRAMA İLİŞKİN GÖRÜŞLER 158 II. GÖRÜŞLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ 161 B. DOĞRUDAN VE KİŞİSEL MENFAAT İLE TARAF ARASINDAKİ İLİŞKİ 162 I. TARAF KAVRAMI 162 II. DOĞRUDAN VE KİŞİSEL MENFAAT İLE TARAF ARASINDAKİ İLİŞKİYLE İLGİLİ GÖRÜŞLER 172 1. Davacı Sıfatının Doğrudan ve Kişisel Menfaat Sahibi Kişiye Ait Olduğu Görüşü 172 2. Davacı Sıfatının Belirlenmesinde Doğrudan ve Kişisel Menfaatin Varlığının İhtiyari Bir Şart Olduğu Görüşü 175 3. Davacı Sıfatının Kanun Tarafından Belirlendiği ve Belirlenmediği Durumların Ayrılarak İncelenmesi Gerektiği Görüşü 177 III. GÖRÜŞLERİN TÜRK HUKUKU BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ 180 1. Davacı Sıfatının Kanun Tarafından Belirlendiği Durumlar.. 180 2. Davacı Sıfatına Sahip Olmayan Kişiye Dava Takip Yetkisinin Tanındığı Durumlar 187 3. Davacı Sıfatının Doğrudan ve Kişisel Menfaat Sahibi Kişiye Ait Olduğu Durumlar 191 C. DOĞRUDAN VE KİŞİSEL MENFAATİN İSTİSNASI OLARAK TOPLULUK DAVALARI 192 I. KOLEKTİF MENFAAT KAVRAMI 195 II. BİR TOPLULUĞUN ÜYELERİNİN KİŞİSEL MENFAATLERİNİN KORUNMASI İÇİN AÇILAN DAVALAR 199 1. Sendikaların Açtığı Davalar 199 2. Dernek ya da Meslek Birliklerinin Açtıkları Davalar 203 III. BİR TOPLULUĞUN KOLEKTİF MENFAATİNİN KORUNMASI İÇİN AÇILAN DAVALAR 206 1. Grup Davası 206 2. Kolektif Başvuru 215 3. Türk ve Fransız Hukukundan İstisnai Örnekler 220 § 8. DOĞMUŞ VE GÜNCEL MENFAAT KAVRAMI 229 A. KAVRAM 230 I. KAVRAMA İLİŞKİN GÖRÜŞLER 230 II. GÖRÜŞLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ 233 B. DOĞMUŞ VE GÜNCEL MENFAAT KAVRAMIYLA İLGİLİ BAZI ÖZEL DURUMLAR 235 I. TALEP HAKKI DOĞMADAN ÖNCE DAVA AÇILMASI ...235 II. ÖNLEYİCİ-KORUYUCU DAVALAR 240 1. Tahrik (Kat′ı Niza) Davası 243 2. Sorgu (İstintak) Davası 244 3. Tespit Davası 245 a. Genel Olarak 245 b. Tespit Davasında Menfaat 247 c. Tespit Davasında Menfaatin Bulunmadığı Durumlar ....252 d. Tespit Davası Görülürken Eda Davası Açma İmkânın Doğması 258 § 9. MENFAAT KAVRAMINA İLİŞKİN DİĞER NİTELİKLER 261 A. MENFAATİN KORUNMAYA DEĞER OLMASI 261 B. DAVANIN AMACA UYGUN OLMASI 268 I. Kesinleşmiş Bir İlamsız İcra Takibinin Konusu Alacak İçin Alacak Davası Açılamaması 271 II. İlâm Niteliğinde Bir Belgeye Bağlı Alacak İçin Alacak Davası Açılamaması 272 III. Ayrıca Bir Mahkeme Hükmüne Gerek Olmadığı Kanunen Bildirilen Durumlarda Dava Açılamaması 272 IV. İddia ve Savunma Olarak İleri Sürülebilecek Hususlara İlişkin Dava Açılamaması 275 C. MADDİ MENFAAT-MANEVİ MENFAAT 278 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MENFAATİN MAHKEME TARAFINDAN İNCELENMESİ § 10. MENFAATİN İNCELENME USULÜ 281 A. ÇEŞİTLİ HUKUK SİSTEMLERİNDE MENFAATİN İNCELENME USULÜ 281 I. ÇEŞİTLİ YABANCI HUKUK SİSTEMLERİNDE 281 II. TÜRK HUKUKUNDA 284 B. "RESEN NAZARI DİKKATE ALMA" İFADESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 287 I. KENDİLİĞİNDEN (RE′SEN) ARAŞTIRMA İLKESİ - TARAFLARCA GETİRİLME (HAZIRLAMA) İLKESİ 288 II. KENDİLİĞİNDEN (RE′SEN) ARAŞTIRMA İLKESİNİN DAVA ŞARTLARI BAKIMINDAN UYGULAMASİ 290 1. Görüşlerin Sunumu 290 2. Görüşlerin Değerlendirilmesi 293 § 11. MENFAATİN İNCELENME ZAMANI VE MENFAATİN NİTELİKLERİNİN İNCELENME SIRASI 295 A. MENFAATİN İNCELENMESİ GEREKEN ZAMAN 295 B. MENFAATİN NİTELİKLERİNİN İNCELENME SIRASI 300 § 12. MENFAATE İLİŞKİN İSPAT REJİMİ 303 A. İSPATIN KONUSU 303 B. İSPAT YÜKÜ 307 I. MENFAATE İLİŞKİN İSPAT YÜKÜ 307 II. MENFAAT BAKIMINDAN VAR OLAN KARİNE VE İSPAT YÜKÜNE ETKİSİ 309 1. Hukukta Karine Kavramı ve İspat Yükü İle İlgisi 309 2. Konunun Menfaat Bakımından Değerlendirilmesi 313 C. İDDİA YÜKÜ 318 § 13. MENFAATİN YOKLUĞU DURUMUNDA VERİLECEK KARARLAR 321 A. DAVANIN AÇILDIĞI TARİHTE MENFAATİN BULUNMAMASI 321 B. DAVANIN AÇILDIĞI TARİHTE BULUNMAYAN MENFAATİN DAVA SIRASINDA DOĞMASI 326 C. DAVANIN AÇILDIĞI TARİHTE BULUNAN MENFAATİN DAVA SIRASINDA ORTADAN KALKMASI 330 I. MAHKEME HUZURUNDA YAPILAN KABUL 334 II. DAVANIN KONUSUZ KALMASI 336 D. DAVANIN AÇILDIĞI TARİHTE BULUNAN MENFAATİN HÜKÜMDEN SONRA ORTADAN KALKMASI 341 SONUÇ 343 KAYNAKÇA 351 KAVRAMLARA GÖRE ARAMA CETVELİ 373