Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar
Kartlarına Taksit
Seçeneklerimiz Vardır!
Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Ağustos (32)      Temmuz (128)      Haziran (105)      Mayıs (65)

Avrupa Birliği nde İşçilerin Serbest Dolaşım Hakkı ve Türk Vatandaşlarının Durumu

Avrupa Birliği nde İşçilerin Serbest Dolaşım Hakkı ve Türk Vatandaşlarının Durumu



Sayfa Sayısı
:  
288
Kitap Ölçüleri
:  
16x23 cm
Basım Yılı
:  
1999
ISBN NO
:  
975-591-117-0

33,00 TL











ÖNSÖZ Bu kitap, esas olarak, aynı adla tamamlanan doktora çalışmama dayanmaktadır. Bu kitabın ortaya çıkmasında bir çok kişinin dolaylı ya da doğrudan katkıları oldu. Çalışmamın her aşamasında büyük desteğini gördüğüm değerli hocam Doç. Dr. Enver Bozkurt′a teşekkürü bir borç bilirim. AB üyesi devletlerde yaşayan Türk vatandaşlarının serbest dolaşım hakları konusunda çalışmaya ilk olarak İngiltere′de University of Wales, Hukuk Fakültesinde başladım ve yaklaşık olarak 1,5 yıl bu konu üzerinde çalıştım. Bu nedenle, bu konuda çalışmam için beni teşvik eden hocam Dr. Diane Rowland′a müteşekkirim. Eserin yayınlanmasında emeği geçen Nobel Yayın Dağıtımdan Nevzat Argun′a, Saniye Yılmaz′a, kapak düzenlemesini yapan Zülfikar Sayın′a teşekkür ederim. Dr.ArifKÖKTAŞ Ankara, Ekim 1999 ÖZET Avrupa Birliği′ne (AB) üye ülkelerde üç milyonun üzerinde Türk vatandaşı yaşamaktadır. AB ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarına, diğer yabancılarla birlikte, vatandaşlıklarından dolayı sık sık ayrımcılık yapılmakta ve daha az haklar tanınmaktadır. Dahası, bu kişiler, toplumda kendilerine en az imtiyaz tanınan gruplar arasında yer almaktadırlar. Bununla beraber, AB hukukunda, Türk vatandaşlarıyla birlikte üçüncü ülke vatandaşları için belirli bir haklar sistemi yoktur. Bunun yerine, Birlik üyesi devletlerin vatandaşlarına sağlanan haklardan dolaylı olarak ve uluslararası antlaşmalardan elde edilebilecek gerçek ve potansiyel haklar sistemi vardır. Türkiye, bir Avrupa ülkesi olarak 1987 yılında AB′ye tam üye olmak için başvurdu. Türkiye′nin bu başvurusu, Birlik tarafından- "kibarca" reddedildi. Diğer yandan, Ortaklık Konseyi′nin 6 Mart 1995 tarihinde aldığı karar ile, AB ile Türkiye arasındaki tam gümrük birliği 1 Ocak 1996′dan itibaren yürürlüğe girdi. Bu kararda, Türk vatandaşı işçilerin serbest dolaşım haklarıyla ilgili olarak, "sosyal konularda işbirliği" başlığı altında tavsiye niteliğinde sadece bir paragrafa yer verildi. 12 Aralık 1997 tarihinde yapılan AB Lüksemburg Zirvesi′nde Türkiye′ye, sadece Türkiye′nin AB′ye üye olmaya "ehil" olması anlamına gelen "üyelik konusunda bir perspektif verildi. Bu gelişmeler çerçevesinde bakıldığı zaman, Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarının Ankara Antlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi kararlarına göre güvence altına alınmaya çalışılması gerektiği açıktır. Bu konuda, Avrupa Topluluğu Adalet Divanfnın bu mevzuatı yorumlaması, AB üyesi devletlerde yaşayan Türk vatandaşlarının serbest dolaşım haklarının tanınmasında büyük öneme sahiptir. Bu çalışmanın temel amacı, Avrupa Adalet Divanı′nın değişik kararlarında tanındığı haliyle, AB′ye üye devletlerde yaşayan ve çalışan Türk vatandaşlarının serbest dolaşım haklarının niteliklerini incelemek ve değerlendirmektir. Bu amaca ulaşmak için, çalışma ilk olarak "uluslarüstü" bir organ olarak Avrupa Topluluğu/Birliği′nin yapısal sisteminin kapsamlı bir resmini çizer. İkinci olarak, 1963 tarihli Ankara Antlaşması ve 1970 tarihli Katma Protokol′e özel önem vererek, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin özelliklerinin bir analizini yapar. Üçüncü olarak çalışma, Topluluk vatandaşları ve Türk vatandaşları bağlamında göçmen işçilerin serbest dolaşım haklarını inceler. Son olarak çalışma, Avrupa Adalet Divanı′nın kararlarının bir sonucu olarak ortaya çıkan Türk vatandaşlarının gerçek serbest dolaşım haklarını değerlendirir. SUMMARY FREE MOVEMENT RIGHTS OF WORKERS WITHIN THE EU and THE POSITION OF TURKISH NATIONALS The member-States of the European Union (EU) have more than three million Turkish nationals living within their borders. Turkish nationals, along with other third country nationals living within the EU, frequently face discrimination and reduced benefits on the ground of their nationality. Moreover, they are often among the least privileged groups in society. Yet there is no coherent set of rights for third country nationals, including Turkish nationals, in EU law. Instead, there is a set of actual and potential rights that may be derived from international agreements and indirectly from rights granted to nationals of the member-State of the Union. in 1987, Turkey, as an European country applied for full membership of the EU. Turkey′s application was "softly" rejected by the Union. On the other hand, the Association Council, in its decision on 6 March 1995, finalised the entry into force of the full customs union with effect from 1 January 1996 between the EU and Turkey. in this decision, concerning the free movement rights of Turkish workers, there is only one paragraph under the heading ′cooperation on social matters′, in the form of a resolution. On 12 December 1997, in the EU Luxembourg Summit, EU gave Turkey only ′a perspective on accession′, just meaning that Turkey is ′eligible′ to become an EU member. in the framevvork of those developments, it is clear that the rights of free movement for Turkish workers should be tried to secure according to the Ankara Agreement, Additional Protocol and the Decisions of the Association Council. in this regard, the European Court of Justice′s (ECJ) interpretation of the Ankara Agreement, its Protocol and Decisions of the Council of Association, has a crucial importance in recognising the actual rights of Turkish nationals living in a member-State of the EU. The main aim of this study is to examine and evaluate the nature of the free movement rights of Turkish migrants living and working in a member-State of the European Union as recognised by several judgements of the European Court of Justice. To this end, the study first draws a comprehensive picture of the structural system of the European Community/Union as a "supranational" organisation. Secondly, it provides an analysis of the nature of the relations betvveen Turkey and the EU, having particular regard to the Ankara Agreement of 1963 and the Additional Protocol of 1970. Thirdly, the study examines free movement rights of migrant workers both within the context of the Community nationals and Turkish nationals. Finally, the study evaluates the actuaî free movement rights of Turkish nationals occurring as a result of the judgements of the European Court of Justice. GİRİŞ 196O′lı yıllarda, Türkiye ile bazı Batı Avrupa devletleri arasında yapılan ikili işçi transferleri antlaşmalarından sonra, Türk işçileri, örneği önceden görülmemiş miktarlarda, Batı Avrupa′ya göçmeye başladılar. Zaman içinde, Türk işçileri geçici olarak o ülkelerde yaşamak yerine sürekli kalma yolunu tercih ettiler. Batı Avrupa devletlerinin işçi alımını zamanla durdurmalarına karşılık, Türkiye′den bu ülkelere göç, ailelerin birleştirilmesi (Türkiye′de kalan eşin ve çocukların getirilmesi) ya da yeni evlenecek kişilerin eşlerini Türkiye′den bularak, bunları yaşadıkları Avrupa ülkesine getirmeleriyle aile oluşturmaları gibi değişik şekillerde devam etti. Bu tarihsel süreç sonucu, günümüzde, Avrupa Birliği′ne üye devletlerde yaşayan Türk vatandaşlarının toplam sayısı 3 milyonu aşmıştır. Başlangıçta, Batı Avrupa ülkelerindeki Türk işçilerinin ekonomik ve sosyal hakları tamamen o devletlerin iç hukukuna göre düzenlenmiştir. Ancak zaman içinde, Türkiye-Avrupa Topluluğu (AT) / Birliği (AB) ilişkilerinin bir sonucu olarak, Türk işçilerinin AT hukukundan1 kaynaklanan haklarının da olduğu ve bu haklarının AB′ye üye devletlerin iç hukuklarında da kabul edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Türk işçilerinin AB hukukuna dayanan hakları, Türkiye ile AB arasında yapılan bir takım antlaşmalardan doğmaktadır. Türkiye, tarihsel olarak Batı′ya yönelik, Batı ile bütünleşme politikalarının ve o tarihlerdeki Yunanistan′ın özel durumunun da tesiriyle, yeni bir oluşum olarak ortaya çıkmaya başlayan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile ilişkilerin geliştirilmesi ve ileri bir tarihte Topluluğa üye olunması amacıyla, 31 Temmuz 1959′da Topluluk Konseyine başvurdu. Bu tarihten itibaren başlayan süreç sonunda Türkiye ile AET ve Topluluğa üye devletler 1963 yılında Ankara Antlaşması olarak bilinen bir antlaşma imzaladılar. Bu Antlaşma ile ileri bir tarihte Türkiye′nin Topluluğa tam üyeliği hedeflendiğinden, üyeliğe hazırlamak amacıyla bu Antlaşma, Topluluğu kuran Antlaşmaya (Roma Antlaşması) paralel olarak hazırlandı. Bu nedenle, Roma Antlaşmasının dört temel unsuru olan işçilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımıyla ilgili hüküm- ′ Bu kitapta, ileride geniş olarak üzerinde durulan, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında yapılan Ankara Antlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararlarının ortaya çıkardığı hukuka Ortaklık hukuku denilmiştir. Ortaklık hukuku Topluluk hukukunun bir parçasıdır. Bu nedenle, kitap boyunca sık sık kullanılan, Türk vatandaşı işçilerin Topluluk hukukundan kaynaklanan serbest dolaşım hakları denildiği zaman, Ortaklık hukukunun sağladığı serbest dolaşım hakları kastedilmektedir. Bu çerçevede, Ortaklık ve Topluluk hukukunun Türk vatandaşlarına sağladığı serbest dolaşım hakları ifadeleri zaman zaman birbirinin yerine aynı anlamda kullanılmıştır. Ierine benzer hükümlere yer verildi. Dolayısıyla, Ankara Antlaşması ile ortaya çıkan süreçte, AB′ye üye devletlerde yasal olarak çalışmakta olan Türk vatandaşı işçilerin ekonomik ve sosyal haklarına ilişkin düzenlemeler, esas itibariyle, AB hukukunun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 23 Kasım 1970 tarihinde Ankara Antlaşmasi′nın geçiş aşamasının gerçekleşme koşullarını, usullerini, sıra ve sürelerini belirlemek üzere yapılan Katma Protokol′ün 36. maddesi işçilerin serbest dolaşımının gerçekleşmesi için bir süreç belirledi. Bu sürecin uygulanması için Avrupa Birliği ve Türkiye′nin temsilcilerinden oluşan Ortaklık Konseyi′nin kararlar alması gerekliydi. İşçilerin serbest dolaşımı konusunda Roma Antlaşması′nın 48, 49 ve 50. maddelerinin sağladığı ortamın gerçekleştirilmesi amacıyla Ortaklık Konseyi 2/76, 1/80 ve 3/80 sayılı kararlarını aldı. Ankara Antlaşması′nın getirdiği süreçten bağımsız olarak Türkiye 14 Nisan 1987′de, bir Avrupa devleti olarak AB′ye tam üyelik için başvurdu. Ancak, bu başvuru ′kibarca′ reddedildi. Ortaklık Konseyi, 6 Mart 1995 tarihinde, taraflar arasında Gümrük Birliğine 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren tam olarak geçilmesine ilişkin karar aldı. Bu kararda, Türk işçilerine yönelik sadece bir paragrafta "sosyal konularda işbirliği" başlığı altında yer verildi. 12 Aralık 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesinde, Türkiye ile tam üyelik konusunun görüşülmesi konusunda AB olumlu sonuca varmadı. Bu Zirve′de Türkiye′nin tam üyeliğe "ehil" olduğunun belirtilmesiyle yetinildi. Bu gelişmeler çerçevesinde bakıldığında, Türk işçilerinin AB hukukundan kaynaklanan serbest dolaşım haklarının Ankara Antlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararlarına dayanarak güvence altına alınmasının gerekli olduğu açıktır. Bu nedenle söz konusu antlaşmaların işçilerin serbest dolaşım haklarıyla ilgili hükümlerinin Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD) tarafından nasıl yorumlandığı konusu büyük önem taşımaktadır. Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarının değişik yönleriyle ilgili olarak bu güne kadar Adalet Divanı, Demirel, Sevince, Kuş, Eroğlu, Bozkurt, Taflan-Met, Tetik, Kadıman, Eker, Suat-Kol, Günaydın, Ertanır, Akman, Birden ve Sürül davaları olmak üzere onbeş ayrı davada kararlar vermiştir. Ayrıca ATAD′in hukuk sözcüsü, Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarıyla ilgili olarak, Ergat davasına ilişkin olarak 3 Haziran 1999′da ve Nazlı davasına ilişkin olarak da 8 Haziran 1999′da görüşlerini vermiştir. Bu davalardan başka Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarıyla ilgili bazı davalar da, ATAD önünde yargılanma aşamasındadır. Bu davalar da şunlardır: Savaş, Eyüp, Koçak, Sağlam, hotoz. Batı Avrupa ülkelerinde, 196O′lı yıllardan başlayarak, günümüzde yaklaşık 3 milyon gibi gözden uzak tutulamayacak sayıya ulaşan Türklerle ilgili olarak, gerek Türkçe gerekse diğer dillerde yapılan çalışmalara bakıldığında bunların daha çok bu konunun sosyolojik, ekonomik ve kültürel yönleriyle ilgilendikleri görülür. Ancak, göçmen Türk işçilerinin hukuki konumlarının gerek ev sahibi ülkelerin iç hukukları gerekse, özellikle AB hukuku bakımından incelendiği çalışmaların çok sınırlı olduğu bir gerçektir. Mevcut çalışmalarda da son zamanlara kadar, Türk işçilerinin hukuki durumunun, tamamen iç hukukun bir parçası olarak değerlendirildiği görülmektedir. Ancak, kısmen göçmen kişilerin insan hakları konusunda son yıllarda ortaya çıkan değişiklikler ve esas olarak ta ATAD′in önemli kararlarının etkisiyle, artık Türk göçmen işçilerinin hukuki olarak haklarının korunması konusuna uluslararası perspektiften dikkatlerin yoğunlaştığı görülmektedir. Bu kitabın asıl amacı, ATAD′ın Türk vatandaşları ile ilgili yukarıda verilen kararlarından yola çıkarak, Adalet Divanı′nın Ankara Antlaşmasını, Katma Protokol′ü ve Ortaklık Konseyi Kararlarını yorumlaması ve verdiği kararlar çerçevesinde, AB üyesi ülkelerde yasal olarak yaşamakta olan Türk vatandaşı işçilerin AB hukukundan doğan serbest dolaşım haklarının özelliklerini ortaya çıkarmaktır. AB üyesi ülkelere yasal olmayan yollarla girmiş olan ya da iltica etmiş olan Türk vatandaşlarının durumu bu çalışmanın dışındadır. Kitap, esas olarak dört bölümden meydana gelmektedir. AB üyesi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşı işçilerin Topluluk hukukundan kaynaklanan haklarının ortaya konulmasında ve bu hakların üye devlet mahkemeleri önünde ileri sürülmesinde önemli olan konu, AB ile ortaya çıkan "u\ıslar-üstü" örgütün özelliklerinin ve bu örgüte özgü olan hukuk sisteminin bilinmesidir. Bu nedenle, kitabın birinci bölümü, "AB′nin ortaya çıkışı, gelişimi, kurumsal yapısı ve hukukunun genel özellikleri" başlığı altında bu konuya ayrılmıştır. Bu bölümde, AB′ye üye devletlerde yaşayan Türk işçilerine, o ülke iç hukukunda sağlanan hakların dışında, zaman zaman iç hukukun sağladığı hakların ötesinde haklar veren AB hukukuna kaynaklık eden konulara kapsamlı olarak yer verilmiştir. Bu amaçla, Batı Avrupa ülkeleri arasında bir birlik oluşturulması düşüncesinin tarihsel temellerine yer verdikten sonra, bu yöndeki çabaların en somut örneği olan AET′yi kuran Antlaşmaların özelliklerine değinilmiştir. Daha sonra, tarihsel süreçte, AET′yi daha ileri bir aşama olan AB′ye götüren nedenler ve bunu sağlayan değişik antlaşmalar üzerinde durulmuştur. Ayrıca, AET′yi kuran ilk altı devletten sonra, zaman içinde bu örgüte yeni katılımlar olmuş ve günümüzde AB üyesi devlet sayısı 15′e ulaşmıştır. Bu nedenle, AET′nin zaman içinde genişlemesi ve bu genişlemenin nedenleriyle AET′nin genişleme politikasının özelliklerine de bu bölümde kısaca değinilmiştir. AB konusu incelenirken göz önüne alınması gereken bir önemli konu da, kendine özgü bir yapısı olan bu örgütün kurumsal yapısının incelenerek, Topluluk hukuk sistemi içinde bu organların rolünün ortaya konulmasıdır. Bu çerçevede, bu bölümde Topluluğun organlarının özellikleri anlatılmış; Topluluk hukukunun yorumlanması ve gelişmesindeki önemli rolünden dolayı ATAD′a daha geniş olarak yer verilmiştir. Bu bölümde geniş olarak üzerinde durulan bir diğer konu da, Topluluk hukukunun temel özellikleridir. "Uluslar-üstü" bir örgüt olan AB′nin ortaya çıkardığı hukuk sistemi, uluslararası örgütlerin hukuk sistemlerinden önemli ölçüde farklıdır. AB üyesi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşı işçilerin Topluluk hukukundan kaynaklanan serbest dolaşım haklarını yaşadıkları ev sahibi ülkede kullanabilmelerinde, Topluluk hukukunun bu temel özellikleri önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, Topluluk hukukunun temel özelliklerine bu bölümde geniş olarak yer verilmiştir. AB ile Türkiye arasında yapılan antlaşmaların ortaya çıkardığı ortaklık hukukunun, Topluluk hukuku içindeki yerinin ne olduğunun ortaya konulması da incelenmesi gereken bir konudur. AB-Türkiye Ortaklık hukuku, Topluluğun bir üçüncü devlet ile yaptığı antlaşmanın ortaya çıkardığı hukuk grubuna girmektedir. Bu da Topluluk hukukunun kaynakları arasında yer almaktadır. ATAD′ın görev ve yetkilerini belirleyen kurucu Antlaşmalar, Divan′ın bu Antlaşmaları yorumlarken ve uygularken hukuka saygıyı sağlayacağını belirtmekle beraber, bu "hukukun" ya da kaynaklarının ne olduğunu açıkça belirt-memektedir. Ancak ATAD, Antlaşmaları yorumlarken değişik kaynaklardan Topluluk hukuku olarak yararlanmaktadır. AB′nin üçüncü ülkelerle yaptığı antlaşmalardan doğan hukuk da ATAD′ın yararlandığı Topluluk hukuku kaynakları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, bu bölümde ATAD′ın yararlandığı Topluluk hukukunun kaynaklarına ayrıntılı olarak yer verilmiş ve bu kaynakların üye devlet ulusal hukuklarına doğrudan etkileri konusu üzerinde durulmuştur. Bu konunun önemli olmasının bir nedeni de, AB′ye üye devletlerde yaşayan Türk vatandaşı işçilerin serbest dolaşım haklarının en geniş olarak Ankara Antlaşması ve Katma Protokol′de öngörülmüş olmasıdır. Kitabın ikinci bölümünde, kitabın asıl konusu olan Türk vatandaşı işçilerin serbest dolaşım hakları konusuna dayanak oluşturan AB ile Türkiye ilişkilerinin gelişimine ve bu ilişkiler sonucunda ortaya çıkan ortaklık hukukunun özelliklerine bakılmıştır. Bu çerçevede ele alınması gereken bir diğer konu da, halihazırda AB üyesi devletlerde yaşayan Türk vatandaşlarının o ülkelerdeki varlıklarına kaynaklık eden gelişmelerdir. AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ilk somut hukuki belgesi 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ve bu Antlaşmaya uygun olarak 1970′de imzalanan Katma Protokol′dür. Bu Antlaşma ve Protokol, AB-Türkiye ilişkilerinin, bir anlamda, hukuki zeminini oluşturduğundan, sonraki hukuki gelişmeler bunların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, Ankara Antlaşması ile Katma ProtokoPün niteliği ve hedeflerinin ortaya konulması önemlidir. Bu çerçevede, Antlaşma ile Protokol′ün, AB-Türkiye ilişkileri ve kitabın asıl konusu olan işçilerin serbest dolaşım hakları konusunda önemli olan hükümleri belirtilmiştir. Öte yandan, Antlaşma ile başlayan AB-Türkiye ilişkilerinde önemli basamaklar olan Türkiye′nin 1987 yılındaki tam üyelik başvurusu ve 1996′da gerçekleştirilen gümrük birliği uygulamasının; ayrıca, son yıllarda AB′nin tam üyelik konusuna bakış açısının hukuki ve siyasal yönleri üzerinde durulmuştur. Kitabın üçüncü bölümü, "AB hukukunda işçilerin serbest dolaşım hakları ve Türk işçilerinin hukuki durumu" başlığı altındadır. Türk vatandaşlarına, kısıtlı olarak ta olsa, serbest dolaşım hakkı sağlayan Ortaklık mevzuatı (Ankara Antlaşması, Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararlan), çoğunlukla bu konuyu düzenleyen Topluluk mevzuatına atıflarda bulunmaktadır. Bu nedenle, AB üyesi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının Topluluk hukukundan kaynaklanan serbest dolaşım haklarının içeriğinin belirlenebilmesi için, göçmen işçilerin serbest dolaşım haklarını düzenleyen Topluluk mevzuatının belirlenmesi gerekmektedir. Topluluk hukukunda, kişilerin serbest dolaşımı, emeğin de serbest dolaşımı dahil sınır kontrollerinin kalkması; üye devlet vatandaşlarının bir başka üye devlette yerleşme hakkına sahip olması ve çalışma hayatına ilişkin ekonomik ve sosyal koşullar bakımından vatandaşlığa dayanan hiç bir ayırımcılığın olmaması konularıyla ilgilidir. AB′ye üye devletlerde ekonomik ve sosyal birliğin sağlanması amacıyla Topluluk hukukunun sağladığı dört temel özgürlükten (malların, emeğin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı) biri olan malların serbest dolaşımından (gümrük birliği) sonra en önemli özgürlük, Topluluk içinde emeğin (işçilerin) serbest dolaşımıdır. AB′ye üye devletlerde yaşa- yan Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarının belirlenmesine kıyas yoluyla yardımcı olabilecek hakların özelliklerinin ortaya konulması amacıyla bu bölümde AB hukukunda yer alan serbest dolaşım ilkeleri incelenmiştir. Topluluk mevzuatında düzenlenen serbest dolaşım haklarının içeriğinin belirlenmesinde, ATAD′ın bu hükümlere yüklediği anlam büyük önem taşıdığından, konuyla ilgili ATAD kararlarına da yer verilmiştir. AB üyesi bir devlette yaşamakta olan bir Türk vatandaşı, ev sahibi devlette, kendisini diğer üçüncü ülke vatandaşlarından farklı kılan ve Ortaklık hukukundan kaynaklanan serbest dolaşım haklarını ileri sürerken, Ortaklık mevzuatında bu konuda yer alan hükümlere dayanmak zorundadır. Aynı şekilde ATAD da, üye devlet ulusal mahkemelerinden kendi önüne gelen bu konudaki davalara bakarken Ortaklık mevzuatına göre karar vermek durumundadır. Bu nedenle, dördüncü bölümde daha da ayrıntılı olarak incelenen, Türk vatandaşı işçilerin serbest dolaşım hakları konusuna ATAD′ın yaklaşımının daha iyi anlaşılabilmesi için, serbest dolaşıma ilişkin Topluluk mevzuatı yanında Ortaklık mevzuatı da verilmiş; bunlar arasındaki paralellikler belirtilmiştir. Birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerde incelenen konular, Türk vatandaşı işçilerin serbest dolaşım haklarını düzenleyen hukuki mevzuatın ATAD tarafından nasıl yorumlandığıyla ilgili olan dördüncü bölümdeki tahlil ve analizlerin anlaşılmasına yardımcı olacak bir zemin oluşturmaya yöneliktir. Bu bölümlerde böyle bir alt yapı oluşturulduktan sonra Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarına ilişkin ATAD kararlarının incelenmesi dördüncü bölümde yapılmıştır. AB ile Türkiye arasında yapılan antlaşmalarda Türk vatandaşlarına sağlanan serbest dolaşım haklarının uygulanması konusunda üye devletlerin ihmalkar davrandığı veya kasıtlı olarak bu hakları tanımadıkları bilinen bir gerçektir. Bunun bir nedeni, bu ülkelerde yaşanan işsizlik sorununu çözmek için Türklerin bazı haklarının verilmeyerek Türkiye′ye dönmelerini sağlamak ve o ülkedeki Türk mevcudunu azaltmaktır. Diğer yandan, Ortaklık Konseyi kararlarının Topluluğun bir tür Resmi Gazetesi olan Official JournaV da yayınlanma zorunluluğunun olmaması ve yayınlanmaması nedeniyle, üye devlet otoritelerinin bunlardan resmen haberdar olmamalarıdır. Asıl neden ise şöyle açıklanabilir: Topluluk hukukunun gelişmesine ATAD′ın verdiği kararların katkısı büyük önem taşımaktadır. Roma Antlaşmasında yer alan serbest dolaşım haklarının ilkelerinin belirlenmesini yine ATAD kararları sağlamıştır. Bir anlamda, Antlaşmada var olan haklar ATAD tarafından işlevsel hale getirilmiştir. Başlangıçta üye devletlerin Roma Antlaşmasında sağlanan hakları uygulamada çekimser davranmaları ve diğer üye devlet vatandaşlarına karşı vatandaşlık esasına dayanan ayrımcılığa başvurmaları ATAD kararlarıyla aşılabilmiştir. Bu nedenle, Antlaşmalarda yer alan soyut hükümler ATAD tarafından somutlaştırılarak, bireyler tarafından kullanılabilir hale getirilmektedir. Aynı durum, AB′ye üye devletlerde yaşayan Türk işçilerine sağlanan hakların bireylerce kullanılması konusunda da geçerlidir. Ankara Antlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi kararlarında yer alan hakların niteliği, ilgili hükümlerden hangilerinin üye devlet iç hukuklarında doğrudan uygulanabileceği gibi konular, ancak bu belgelerden doğan hakkının ihlal edildiğini düşünen Türk vatandaşlarının ulusal mahkemelerde açtıkları davaların ATAD′in önüne gelmesiyle açıklığa kavuşmuştur. Bu durum, Türk işçilerinin serbest dolaşım haklarının niteliğinin belirlenmesinde ATAD kararlarının önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, bu bölümde ATAD′in Türk işçilerinin serbest dolaşım hakları ile ilgili kararları, kronolojik sıraya göre ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak incelenerek, Divan′ın konuya yaklaşımı ortaya konulmuştur. ATAD′in Türk vatandaşlarıyla ilgili kararlarının önemli sonuçlarından biri de bu kararların üye devlet ulusal mahkeme ve kurumlarının uygulamaları üzerindeki etkileridir. Bu nedenle, bu bölümde, üye devletlerin Türk işçilerinin serbest dolaşım haklan konusundaki uygulamalarına ve bu uygulamalar üzerindeki ATAD kararlarının etkilerine de yer verilmiştir. Avrupa′da kişilerin serbest dolaşım özgürlükleri konusunda önemli bir gelişme olan Schengen Antlaşmaları, bu Antlaşmaya taraf olan ülkeler arasında, kişilerin, malların ve hizmetlerin hareketinin kolaylaştırılmasını amaçlamaktadır. AB′ye üye bazı ülkelerin taraf olduğu fakat henüz AB hukukunun bir parçası olmayan bu Antlaşmanın, Schengen′e taraf ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarına. Topluluk hukukunun sağladığı hakların ötesinde yeni haklar getirip getirmediği de önemli bir konudur. Bu düşünceden hareketle, bu bölümde Schengen Antlaşmalarının, hem Türkiye′deki Türk vatandaşlarının bu ülkelere giriş çıkışları ile ilgili, hem de halihazırda Schengen ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşları ile ilgili getirdiği yenilikler de incelenmiştir. Kitabın Sonuç bölümünde, çalışmada vardığımız sonuçlar ve bulgular genel olarak ortaya konulmuştur.